Yılın İkinci Yarısında “Euro ve Risk İştahı” Nasıl Olacak?

Yunanistan’da beklenen oldu ve 28 milyar euro’luk mali tasarruf ve varlık satış planı kabul edildi. Tasarruf ve varlık satış paketinin uygulanmasını sağlayacak Orta Vadeli Mali Plan’ın  (OVMP) oylaması da bugün yapılıyor. “Vergi kanunu” dışında OVMP’ın sorunsuz geçmesi bekleniyor. Bu şekilde, 3 Temmuz Pazar günü yapılacak Euro Bölgesi Maliye Bakanları toplantısında 12 milyar euro’luk 5. dilim AB/IMF kredisinin önü açılmış olacak.
 

Diğer taraftan özel sektörün Yunanistan Borç Krizinin çözümüne yönelik katılım çabaları da sürüyor. Son olarak, Alman ve Fransız bankaları vadesi dolan Yunan tahvillerinin anapara kısmının %70′ini 30 yıl vadeli yeni Yunan tahvillerine çevirecek bir formül üzerinde çalışıyor. Plana göre, Yunanistan anaparada geriye kalan %30′luk kısmı bu formül çerçevesinde kurulacak bir şirkete (SVP) ödeyecek, ancak nakit ödeme %20′lik kısma karşılık gelecek. Şirket bu nakti uluslararası piyasalarda yüksek ratingli iskontolu tahvillere yatıracak ve bu da yeni çıkarılacak Yunan tahvillere karşılık “teminat” olarak kullanacak. Bu teminatla özel kreditörlerin sonraki evrelerde Yunan tahvillerine talep göstermeleri teşvik edilmiş olacak. Ancak, bu planın olmazsa olmaz koşulu, uluslararası derecelendirme kurumlarının mevcut ve/veya yeni çıkarılacak Yunan tahvillerini “temerrüd – default” seviyesine indirmemesidir.
 

Şüphesiz Yunanistan Borç Dramasında sorunlar henüz bitmedi; piyasalar yakın gelecekte pekçok sorunla karşı karşıya kalabilir. Örneğin, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Yunanistan’ın borç profilini değiştirecek yaklaşımlara karşı katı tutumu Yunan bankalarının temerrüd eşiğinden uzaklaşmasını zora sokabilir; Portekiz ve İrlanda’da benzer paketler isteyebilir; Almanya Anayasa Mahkemesinin 5 Temmuz’da I.Kurtarma Paketine karşı açılan itiraz davasına ilişkin kararı AB’nin Yunanistan’ı kurtarma çabalarına balta vurabilir; Alman ve Fransız bankalarının üzerinde çalıştığı yeni planda “teminat” fikri Anayasal engellerle karşılaşabilir; geçtiğimiz hafta ECB’den gelen açıklamalarda da dile getirildiği gibi özel kreditörlerin Yunan borç profilini değişterme çabaları Maastricht kriterlerine takılabilir; ve dahası uluslararası derecelendirme kurumları AB’nin “kurtarma” çabalarına eşilik etmeyerek, muhtemel “borç takası” veya “borç çevirme – rollover” girişimi sonrası Yunanistan’da “temerrüd durumu” ilan edebilir.

 
Ancak gerçek şu ki, Yunanistan’ın temerrüd durumuna düşmesi durumunda tüm Euro bölgesinin ateşe atılacağı tehdidi artık AB politikacıları tarafından algılandı. Ortada politik bir irade/kararlılık var ve adım adım II. Kurtarma Sürecine doğru ilerleniyor. Bu süreçte, Almanya Anayasa Mahkemesinin tarih kitaplarına geçecek şekilde (aksi) karar vermesi pek olası değil; ECB’nin politik iradeye kayıtsız kalması ve “salt kendi kuralları içinde” oyuna devam etmesi zor; Yunanistan’daki 155 kabul oyunun ve AB/IMF mali yardım paketindeki koşulsallıkların ortaya koyduğu “ulusal birlik” temasını göz ardı etmek pek mümkün değil; ve uluslararası derecelendirme kurumlarının özel sektörün katılımına tüm kapıları kapatması bir noktada anlamlı görünmüyor. Özetle, artık Yunanistan’a II. Kurtarma Paketinin gelip gelmeyeceği değil, ne zaman geleceği ve hangi kapsamda olacağı tartışılmalı.
 

Euro Bölgesindeki son siyasi gelişmeler mevcut makro ortamda “euro pozitif”. Bu noktada, tahvil alım programını sonlandıran Fed’in uzun bir süre olağanüstü likidite fazlasını piyasalarda tutmaya devam edecek olması, ekonomideki zayıflamayı kabullenerek faizleri belki de 2012′nin II. yarısına kadar artırma eğilimi göstermemesi ve buna karşılık ECB’nin aynı süreçte her çeyrekte 25 baz puanlık faiz artırım sinyali vermesi, ve ayrıca ABD bütçesindeki açıkların önlenememesi “dolar negatif” görünüm çizmektedir. Bu ortamda, halihazırda hedge fonların net net euro karşında pozisyon almış olmaları (euro-short) netice itibarıyla euro/dolar paritesinde yukarı yönlü hareketlerin önünü açabilir.

 
Özetle, yukarıda ana hatlarıyla ele aldığımız gelişmelerin ışığında, önümüzdeki altı ayda (2011 sonuna kadar) paritenin euro lehinde belirgin şekilde kuvvetlenmesi muhtemel görünüyor. Ancak, geçmişten farklı olarak, mevcut global risklerden dolayı “risk iştahı” benzer bir görünüm sergilemeyebilir. Örneğin ABD başta olmak üzere global ekonomide büyüme momentumunun zayıflaması, maliye politikalarında global büyümeye destek verecek boşluğun kalmaması, merkez bankalarının para politikalarını normalize etmeye başlamaları, buna paralel global döviz rezervlerinde artış hızının yavaşlaması, büyük bankaların sermaye yeterlilik sorunları ve BIS’in ek sermaye talebi, piyasalar üzerinde artan regülasyon, AB periferisinde devam eden borç sorunları ve ABD’de borç limit sorununun henüz aşılamamış olması ve kredi notunun baskı altında kalması gibi faktörler “risk iştahını” önümüzdeki dönemde baskılayabilir. Doların ise 2011 sonu / 2012 başından itibaren Fed’den gelebilecek sıkılaşma adımlarına paralel güçlenmeye başlayacağı yönündeki düşüncemizi koruyoruz

Sertan Kargın

Emdaş

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Lider Forex: Petrol Fiyatları Yeniden 100 Doları Görür mü?

EUR/USD ANALİZ    Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet, Yunanistan’ın, sokaklarda şiddet içeren protestoların gerçekleştirildiği bir ortamda, temerrüdden kurtulma çabalarına...

Kapat