Wall Street İçin VOB Modeli Önerisi

VOB Genel Müdürü Dönmez, Türkiye’de borsada işlem yapan yatırımcı açısından güvenliğin ön planda tutulduğunu, kendine özgü ilginç bir sermaye piyasası modeli olan Türk modelinin bu açıdan ABD ve Avrupa borsalarına esin kaynağı olabileceğini savundu.
  

New York polisinin müdahalesi ile çadırları sökülen ‘Wall Street’i İşgal Kampı’ ekonomik eşitsizliği protesto için dünyanın birçok kentinde benzer eylemlere esin kaynağı oldu. İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Avustralya, İsrail, Yeni Zelanda ve Asya’nın bazı kentlerine yayılan eylemler ABD’de gelir dağılımı eşitsizliğini ve finans kurumlarının protestosu ile başladı. Gösterileri örgütleyen ‘Sınır Tanımayan Öfkeliler’e göre, beş kıtadaki 82 ülkenin 951 kentinde protesto yürüyüşleri yapılıyor. Türkiye’de ise henüz bu paralelde borsa ve finans sistemine karşı bir protesto gerçekleşmedi.

 
Kısa geçmişine rağmen dünyanın en hızlı büyüyen borsalarından biri olan Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası’nın (VOB) Genel Müdürü Çetin Ali Dönmez, gelişmiş ülke borsaları ile Türkiye’deki borsaları karşılaştırarak Türkiye’nin benzer olaylara neden sahne olmadığının anlaşılabileceğini ifade etti.
 

İzmir Büromuzdan Sedat ALP’e konuşan Dönmez, yatırımcı tabanının geniş olmaması, spekülatif hareketlerin çok sıkı takip edilmesi, büyük aracı kurumlardan gelen bazı taleplere rağmen taviz verilmemesi, dünyada açığa satışlara kısıtlama getirilmesine rağmen Türkiye’de getirilmemiş olması ve dünya borsalarının aksine Türkiye’de risk yönetiminin önemsenmesi gibi unsurların yatırımcı mağduriyetlerini önlediğini belirtti.

 
Dönmez, Türkiye’de borsada işlem yapan yatırımcı açısından güvenliğin ön planda tutulduğunu, kendine özgü ilginç bir sermaye piyasası modeli olan Türk modelinin bu açıdan ABD ve Avrupa borsalarına esin kaynağı olabileceğini belirterek, “Occupy Wall Street” yani “Wall Street’i işgal et” sloganıyla başlayan sonrada çığ gibi dünyaya yayılan protestoların temelinde kısmen borsaların ve finans kurumlarının reel ekonomiden kopuk bir görüntü vermeleri ve borsaların, piyasaların sadece spekülasyon aracı olarak yatırımcıya sunulması yatıyor.

 
Ülkemizde bu yönde gösteriler olmuyor ama olsaydı bile herhalde kimse ‘Occupy VOB’ diye slogan atamazdı, çünkü karşılarına çıkıp; biz VOB olarak sizlerin kullanımı için reel sektöre faydalı olsun diye dövize, elektriğe dayalı ve canlı hayvan vadeli işlemleri başlattık. İşlem hacmimizin olumsuz etkilenmesi pahasına bazı aşırı spekülatif hareketleri de dizginledik. Eğer VOB reel sektöre faydalı olamıyorsa bizi değil, sunduğumuz enstrümanları kullanmayanları, öğrenmeyenleri suçlayın’ diyebilirim” şeklinde konuştu.

  
Türkiye’de hisse senetleri yatırımcısının 1 milyon seviyesinden olduğunu, daha yaygın olduğu dönemler birtakım mağduriyetlerin olduğunu kaydeden Dönmez, “Bir takım hisselerin tahtaları kapandı, hisseleri elinde tutanlar değersiz kağıtlarla baş başa kaldı. Allah’tan o dönem şimdi yaşanmıyor. Tüm önlemlerin alındığı bir dönemdeyiz, aracı kurumlardaki hisse senetleri, müşteri hisseleri de başka yerlere aktarılamayacak durumda. Burası da garanti altında. Sizin hisseniz, sizin talimatınız dışında herhangi bir yere aktarılamaz. Daha önce böyle şeyler yoktu. Avrupa ve ABD’de hala aynı mantık geçerli. Türkiye bu açıdan onlardan çok ileride. Türkiye’de yatırımcı bazında hisse senedi saklanması var, onlarda yok. Bazı sıkıntılar ve suiistimaller oluyor. Avrupa’da ABD’de bizim geldiğimiz noktaya henüz gelmiş değil. Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim” diye konuştu.

 
Türkiye kendine özgü bir model

 
Dünya borsalarının şimdi risk yönetimine geçmeye başladığını, ancak VOB’un 10 yıl önce bu trendi görüp yazılımını bu şekilde başlattığına dikkat çeken Dönmez, Türkiye sermaye piyasasının kendine özgü ilginç bir modeli olduğunun altını çizdi. Dönmez, “Türkiye sermaye piyasası modeli kesinlikle taklitçi değil, özgün modelimiz var. Bundan yıllar önce insanlar sadece alım satım ile uğraşırken, biz risk yönetiminden bahsettik. Dünya borsaları da şimdi bu risk yönetimine doğru gidiyor. Artık aracı kurumların risk yönetiminden daha ziyade, borsalar kendileri risk yönetimi yapıyorlar. Dünyada açığa satışlar yasaklanıp, kısıtlamalar getirilirken Türkiye de getirilmemiş olması da çok önemlidir aslında. Trende uyup açığa satışa yasaklama getirmediği halde bizim piyasalarımız daha fazla düşmedi. Dolayısıyla kendi içinde farklı değerlendirmelerimiz var” diye konuştu.

 
‘Pozisyon limitleri kaldırılsın’ baskısı
 

Bugüne kadar pozisyon limitlerini kaldırmaları için büyük aracı kuruluşların kendilerine büyük baskı yaparken, şimdi piyasa otoritelerinin pozisyon limitlerini onayladığını belirten Dönmez, “Poziyon limitlerinden kimse bahsetmiyordu. ‘Ne olacak adam ne kadar alacaksa alsın’ deniyordu. Petrol stoğunun üzerinde petrole hiç ihtiyacı olmayan, sektörde olmayan adamlar oturuyordu bir zamanlar. Şimdi yeni düzenleme otoritesi, pozisyon limitlerini onayladı. Buğday, pamukta bunu yıllardır VOB yapıyor zaten. Pozisyon limitlerini kaldırın diye bize büyük aracı kurumlar baskı yaptı. Bunun arkasında durmak ile gurur duyuyoruz” dedi.

 
Dönmez, risk yönetiminin rekabetçi yapı için önemli bir unsur olduğunu, etkin işleyen ekonomi ve verimli şirketler için rekabetçi yapının önemli olduğunu, bunların da üzerine iyi finans bilgisinin gerekli olduğunu belirterek, “Finans olmadığı zaman neyi üretirseniz üretin, bir anda bir kriz gelir sizi vurur. Başkaları da alır gider” dedi.

 
Önlem olmasaydı hacmi ikiye katlanırdı

 
Dönmez, nüfusu ile oranlandığında Türkiye’de borsaların yeterince yayılmış, yatırımcı tabanına ulaşmış olmadığının görüleceğini, toplumda borsanın işlevinin de tam olarak anlaşılmadığını belirtti. Yatırımcının para gibi ya da altın gibi yatırım yaptığı aracı elinde tutmak isteyebileceğini ifade eden Dönmez, yatırımcı tabanını genişletmek için eskiden olduğu gibi hisse senetlerinin basılıp yatırımcıya verilebileceğini savundu. “Daha farklı şeyler düşünmemiz lazım. Çünkü gerçekten Türkiye’de yatırımcı tabanı geniş değil” diyen Dönmez, spekülatif hareketleri çok sıkı takip ettiklerini ve işlem kaybı pahasına önlem aldıklarını belirterek, şunları dile getirdi: “İşlem hacmi şu an 1 milyar doların biraz üzerinde ama çok rahat iki katına çıkardı. Büyük aracı kurumlardan, bankalardan bazı istekler geliyor. Ama pozisyon limitlerine takılıyorlar. Başka istekleri oluyor kesinlikle taviz vermiyoruz. Ne kadar haklı olduğumuz 2008 yılından bu yana ortada. 2008 Lehman Brother battığında bizde pozisyonları vardı ama biz çok rahat uyuduk.”
 

TÜRKİYE’Yİ AVRUPA VE ABD’DEN GÜVENLİ KILAN UYGULAMALAR

 

– Yatırımcı tabanının geniş olmaması.

– Spekülatif hareketlerin çok sıkı takip edilmesi.

– Büyük aracı kurumlardan gelen bazı taleplere taviz verilmemesi.

– Dünyada açığa satışlara kısıtlama getirilmesine rağmen Türkiye’de getirilmemiş olması.

– Dünya borsalarının aksine Türkiye’de risk yönetiminin önemsenmesi.

– Türkiye’de yatırımcı bazında hisse senedi saklanması var, Batı’da yok.
 

VOB ÜYELİK AİDATI ZAMLANDI

 
Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası, üyelik aidatlarına 1.000 lira zam yaptı. 2 yıldan beri üyelik aidatlarını değiştirmeyen VOB, artık yıllık 10 bin TL aidat alacak. Daha önce 9 bin TL üyelik aidatı alan VOB’un 99 üyesi bulunuyor.  (Dünya Gazetesi)

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Güngör Uras: Sabit Fiyatla 8 Yılda Kişi Başı Milli Gelir Artışı % 31

Kişi başı milli gelir 2002’de 3 bin dolar idi de 8 yılda 3’e katlanarak 2010 yılında 10 bin dolara yükseldi...

Kapat