Usama’dan Sonra Global Terör ve Orta Doğu

Kılıçla yaşayan kılıçtan ölür derler, Usama bin Ladin de öyle gitti. Köktendinci İslami terörün simgesi haline gelen isim, artık dünyayı terketti, arkasında  biraz daha güvenli bir gezegen bırakıyor, ama işler iyiye gitmeden kötüye gidecek.  Usama bir kaç yıldır öylesine yakından takip ediliyordu ki, artık al Kaide’nin günlük, hatta stratejik operasyonlarına dahi karar vermiyordu.  Ama, yine de her hareketin bir simgesi olur, o simgeyi yıkarsanız, hareketin toparlanması zor olur.  Bazen de hiç beceremez.

Usama’nın ölümü neler getirecek?  Analize Afganistan Savaşı ve Pakistan, ya da moda taribiyle AfPak’dan başlayalım.  Pakistan israrla red etse de, meşhum güvenlik örgütleri ISI’in desteği olmadan Usama yakalanamazdı.  Pakistan’ın bu operasyonda payı olduğunu şiddetle inkar etmesinin çok sağlam bir gerekçesi var.  Taliban’nın da el Kaide’nin de asıl bölgesel merkezi  o ülkedir.  İntikam saldırılarından korkuyorlar.  Benim teorim, Pakistan ilerde imzalanacak Afgan barışından daha fazla pay kapmak, ve ABD’yi bir an önce arka bahçesinden yolcu etmek için Usama’yı sattı. Usama’nın ölümü Afganistan’da onun adına savaşan “mücadihin” için büyük bir psikolojik yıkım.  Artık diğer el Kaide liderleri, yani, el Zawahiri ve eşrafı de bir süre ortadan kaybolmak zorunda kalacak.  El Kaide ve Taliban’ın merkez yönetimi ile cephede dövüşenlerin iletişimi kopabilir.  Bu da yeni başlayan Bahar Taarruzun’da ABD’ye taktiksel avantaj sağlar ve Taliban’ın bitmeyen bu savaştan bıkkınlığını artırır.

Obama üstünde de artık misyonun tamamlandığı ve askeri eve getirmesi için baskı artacak.  Bir iki yıl içinde Afganistan’da barış anlaşması imzalanması olasılığı yükseldi. Barışın şartları ne olursa olsun, Afganistan bir kaç yıl sonra yine Taliban’ın eline düşer.  İstikrarsızlık Pakistan’a ve Bengladeş-Hindistan yörelerine de yayılır. Ancaki ABD’nin  devreden çıkması, karmaşaya yerel nitelik kazandırır.

Orta Doğu ve  KuzeyAfrika’da (MENA) hızla yeşeren el Kaide hücreleri de artık bağımsız. Bunlar arasından bir kısmı zamanla tüm kürede koordinasyonu sağlayarak liderlik koltuğuna oturabilir.  Bu durumda, yeni liderin rüştünü ispat etmesi için Batı’da çok can yakacak dev bir terör saldırısı organize etmesi gelenektir. Ama, daha olası senaryo, bazı el Kaide hücrelerinin daha merkezci İslami organizasyonlara, mesela Müslüman Kardeşler yapılanmasına eklemlenmesi, aralarında doktrin ve operasyonel öncelik tartışmaları çıkmasıdır. ABD’nin gelecek yıl Irak’tan da çekilecek olması, Müslümanlar’ı el Kaide gibi acımasız cinayet şebekesinin kucağına iten 3 nedenden ikisini ortadan kaldırıyor.  Bunlar AfPak ve Irak Savaşları ile İsrail-Filistin çatışması. İsrail’in hiç adil bir barış yapmaya niyeti olmadığı için, artık İslamcı terörün bir numaralı hedefi bu ülke olacak. Zaten, Mısır’da gözlenen, Suriye’de ise yakın gelecekte gerçekleşmesi çok mümkün rejim değişiklikleri de İsrail üstündeki diplomatik ve askeri baskıyı artıracak.  Hep söyledim, MENA’daki kanlı değişimden en zararlı çıkacak ülke İsrail’dir.

Ama, MENA’da artık değişim rügazları daha kanlı ve sert esecek.  Bunun bir kaç nedeni var. Öncelikle, yalnız bölgede değil, Türkiye, AB ve ABD’de yerel hücrelerin intikam saldırıları ile psikoloji bozulacak.  Bölgede turistik tesisler, bar ve cafeler, petrol ve doğal gaz altyapılarına sabotajlar düzenlenecek. Türkiye’de Batı’lı ve Musevi şirket ve kuruluşların mallarına zarar gelebilir.

Arıtk MENA’da yakında AfPak sahnesinden geri dönecek binlerce tecrübeli ve gözünü hiç bir şeyden esirgemeyen “mücahidin’in” isyanlara katıldığını göreceğiz. Bunlara kendi rejimlerinin onlara reva gördüğü akıl almaz zulümden kinle dolan ve hiç bir sosyal ya da ekonomik beklentisi olmayan radikal gençler de katılacak. MENA’da gösteriler yakında barışçıl olmaktan çıkıp, intihar eylemleri ve büyük çaplı bombalamalar ile bezenecek.

Yine de, en önemli noktayı gözden kaçırmayalım. MENA’da diktatörlerin başta kalmak için kullandığı en önde gelen bahanelerden biri, onlar giderse yerine Usama ve el Kaide’nin geleceği idi.  Bu artık gerçek olmaktan çıktı.  Usama yok, el Kaide en azından şimdilik MENA denkleminde marjinal bir değişken.  Halka zulüm yapmak için gerekçe kalmadı. Halktan demokrasiyi ve çoğulculuğu esirgemek için gerekçe kalmadı.  Bu nokta önce kendi halkları, ardından da bölgeye müdahale etmek için istekli olduğu iddia edilen Batılı’lı güçlerin gözünden kaçmaz.  Sn Gül Suriye için en kötü senaryolara hazır olduğumuza dair güvence verdi, umarım öyledir.  Çünkü onların gerçekleşmesi ihtimali nerdeyse %100.

Atilla Yeşilada,

ayesilada@gmail.com

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
YF Menkul: Yükselişleri Sindirmek Gerekecek

Dirençler: 69.750–70.100 // Destekler: 69.000–68.550 Ekonomik veri trafiği bakımından yurt dışının oldukça sakin olduğu bugün, yurt içi piyasaların odağında saat...

Kapat