Uğur Gürses: Merkez Bankası’ndan Miktar Koridoru

 

 

 

Merkez Bankası'ndan miktar koridoru

 
 
Yaratılan miktar koridoruyla, geçici süreyle de olsa faiz koridoru ‘de facto’ % 5.75 ile % 9 arasına indirilmiştir.

 
Geçmişte faizi düşürmemeniz gerekirken düşürdünüz. Bunu yaparken, zorunlu karşılıkları da zamanında yeterince yükseltmediniz. Peki, şimdi sert biçimde faizi yükselterek bunu telafi etmeniz, kayıpları geri almanız olanaklı mıdır? Bugün içinde bulunduğumuz konjonktüre bakarsanız, hayır.
 

Bir yıl önce deneysel para politikasına girişildi. Bunun hataları bugün enflasyon olarak bize geri döndü. Bir süre daha enflasyon yükselmeye devam edecek. Öte yandan, Avrupa’daki finansal kriz ve belirtileri ortaya çıkmaya başlayan ekonomik yavaşlama, daha doğrusu büyük bir olasılıkla yeni bir resesyon kapıda. Büyük bir olasılıkla, Almanya ve Fransa 2012’nin ilk altı ayında resesyona girmiş olacak. Bunun bize doğrudan yansıması olacak. Hem finansal kanaldan hem de ticaret kanalından. Ekonomimiz yavaşlayacak.

  
Resesyon yolda
  

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bile, artık bu senaryoyu daha fazla göz önünde tutan açıklamalar yapıyor. Bundan bir ay önce açıklanan Orta Vadeli Program’a bakmayın; 2012’de ilk yarıda yüzde 2-3’lük bir ekonomik küçülmenin görülebileceği, yıl toplamında da yüzde 1’lik bir büyümenin bile ‘iyi’ karşılanacağı bir sürece giriliyor.
 

İşte bu atmosfer içinde, Merkez Bankası; para politikasının yürütülmesiyle ilgili olarak cuma günü bir adım daha attı. Bu karara göre, Merkez Bankası daha önce yüzde 5.75 ila yüzde 12.5’lik bir faiz koridoruna oturttuğu açık piyasa işlemlerinde biraz öngörülebilirlik sağlayacak. Son bir yılda olduğu gibi; faizle değil, miktarla.

 
Malum, son dönemde; politika faizi olan yüzde 5.75’le piyasaya para verirken, döviz kuru yükselişini TL araçlarıyla frenlemek için faiz koridorunu genişletmişti. Bayram sonuna dek piyasaya verdiği paranın tamamını haftalık olarak yüzde 5.75’le verirken, kurdaki yükseliş baskısının ortaya çıkmasıyla, yüzde 5.75’le verdiği parayı azaltmış, azalttığı bölümü de gecelik yüzde 12.0-12.5’le vermeye başlamıştı. Koridordaki bu genişlik ve belirsizlik, giderek üst bandı yani yüzde 12.5’i referans haline getirmeye başlamıştı.

 
Şimdi banka, iki haftalık bir dönem için yüzde 5.75’le piyasaya vereceği miktarın alt sınırını piyasaya duyuracak. İlkini de açıkladı. Buna göre; 25 Kasım-8 Aralık tarihleri arasında herhangi bir günde yüzde 5.75’le sağlanacak haftalık vadeli fonlama miktarı en az 20 milyar TL olacak.

 
Miktar koridoru

 
Aşağıdaki grafikte de yer alıyor, özellikle TL zorunlu karşılık oranlarındaki indirim ve TL karşılıkların döviz ve altınla tutulabilmesine olanak sağlanmasıyla; bankaların günlük TL ihtiyaçları ortalama 65 milyar TL’den, kabaca 40 milyar TL seviyesine geriledi. Şimdi banka bunun yarısını, yani 20 milyar TL’yi, haftalık olarak yani yüzde 5.75’le vereceğini ilan ediyor. Miktar konusundaki belirsizlik bir ölçüde azaltılmış oluyor. Ancak, gerisinin ne olacağı da döviz kurundaki gelişmeye bağlı. Eğer sakin seyir olursa kalan 20 milyarlık bölüm de yüzde 5.75’le; yok eğer döviz kuru yükselişi devam ederse gecelik yüzde 12.0-12.5 oranından piyasaya verilecek demek.

 
Merkez Bankası en kötü olasılıkla; piyasaya verdiği paranın yarısını politika faizi olan yüzde 5.75, kalan yarısını da yüzde 12.0-12.5 ile vermiş olsa, piyasaya verdiği toplam paranın ortalama maliyeti yüzde 9 olacaktır. Döviz kuru banka açısından ‘can sıkıcı’ olmazsa fonlamanın tamamı yüzde 5.75’le olacaktır. Evet, bu açıdan bir belirsizlik azaltılmıştır. Yaratılan miktar koridoruyla, geçici süreyle de olsa faiz koridoru ‘de facto’ yüzde 5.75 ile yüzde 9 arasına indirilmiştir. Merkez Bankası bu miktar koridoruyla, belirsizliği iki haftalık bir süreyle azaltacaktır.
  

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: EUR/USD’da Kısmi Yükselişlere Devam…

EUR/USD ANALİZ Moody's Yatırımcı Servisinden Avrupa'nın borcundaki "dik artış" ve bankalarının yaşadığı krizin bölgenin tüm egemen ülkelerinin notunu tehdit ettiğine...

Kapat