Uğur Gürses: Kurcalanan Kur

Bankanın kafasında arzu ettiği dolar kurunun 1.59-1.68 arasında bir yerde olduğu anlaşılıyor.

 

Merkez Bankası’nın ‘erken senaryo’ olarak adlandırdığı ve faiz indirim dayanaklarından biri olan senaryo haftası dolmadan çöpe gitti. Çünkü Merkez Bankası’nın gelişmeleri doğru görüp analizini yanlış yaptığı bir durum söz konusuydu. Merkez Bankası’nın bu öngörü ve analizine göre, gelişmiş ülke merkez bankaları bolca para basmanın üçüncü fazına geçecekler, basılan bu paralar da bizim gibi gelişen ülkelere akacaktı.
 

Son birkaç haftada, Avrupa Merkez Bankası’nın yüklü biçimde parasal genişlemeye gittiği doğru. Ama bunun nedeni olası bir durgunluk değil, finansal kriz. Avrupa Merkez Bankası, ABD’deki yatırım bankası Lehman Brothers’ın batışıyla başlayan süreçte olduğu gibi, Euro bölgesi bankalarına hem repo yoluyla hem de tahvil alımlarıyla bol miktarda likidite vermeye başladı. AB liderleri siyasal sorumluluk alıp sorunları çözecek radikal adımlardan kaçındıkları için finansal kriz derinleşiyor. Önceki gün açıklanan kararlar da bugünün acil sorunlarını çözecek kapsamda değil.
 

FED’in de para politikasında yeni bir miktar genişlemesine değil, politika faizini uzun süre (2 yıl) aynı yerde tutma taahhüdüne girişmesi Merkez Bankası’nın beklediği bir sonuç olmadı. Orada da finansal kuruluşlar likit kalma tercihlerinden vazgeçmiş değiller.
 

Para gitmesin de
  

İşin temelinde 2008 ölçeğinde olmasa da benzeri bir yeni dalga finansal çalkalanma olduğu için likidite tercihi hem Avrupa’da hem de ABD’de ön plana geçti çoktan. Bu yüzden, “Bol para gelecek” senaryosu bir tarafa, sermaye çıkışının olmamasını umut edelim.
İşte böyle bir konjonktürde, Merkez Bankası’nın örtülü olarak yürüttüğü kuru yukarı taşıma süreci yeni bir boyuta taşındı. Başkan Dr. Başçı, Para Politikası Kurulu’nun acilen yaptığı ara toplantının kararlarını TV’lerde anlatırken ‘olması gereken kur’dan bahsetti. Bunun bir dil sürçmesi olmadığı, sonra CNNTÜRK’e bu hafta başında verdiği söyleşide anlaşıldı. Dr. Başçı, döviz kurunun yüzde 5 ila yüzde 10 değerli olduğunu açıkça söyledi.
 

Temmuz sonunda “Kimse TL’nin aşırı değerli olduğunu söyleyemez” mesajının üzerinden çok geçmeden, daha fazla kur artışından duyulan rahatsızlık da ifade edilmiş oluyordu. Merkez Bankası’nın kafasında bir kur bandı olduğunu yazmıştım. Buna şaşırmadım. Şaşırtıcı olan bunların açık biçimde ifade edilmesiydi.
 

Kartlar açıldı
 

Dr. Başçı bu söyleşiyi yaparken yarım dolar yarım eurodan oluşan döviz kuru sepeti 2.15 seviyesindeydi. Başçı’nın gösterdiği fazla değer olan yüzde 5-10’luk sepet değerleri hesaplandığında; 1.4360’lık euro/dolar paritesi baz alındığında, bankanın kafasında arzu ettiği dolar kurunun 1.59-1.68 arasında bir yerde olduğu anlaşılıyor. Bu satırları yazdığımız anda dolar kurunun 1.78’e yakın olduğunu da not düşmek istiyorum. Kısa vadede görülüyor ki, mali piyasa şimdilik bu bandı ciddiye almıyor. Daha üst bir kademeye çıkış devam eder mi zaman gösterecek. Ancak küresel görünüm, düşme yönündeki eğilimin zayıf olduğunu söylüyor.
  

Merkez Bankası’nın döviz kurunda oluşabilecek olası bir şişkinliğe müdahale edebilme gücü hakkında şüphe yok. Ancak merkez bankacıların döviz kuru seviyesi hakkında konuşma lükslerinin olmadığı konusunda geçmişte yeterince deneyim kazanıldı. Hele ki Avrupa’daki yeni bir finansal çalkantının içinde bulunurken dolarizasyon eğiliminin fazlasıyla taraftar bulduğu bir ülkede bunu yapmak yeterince tehlikeli bir adım. Başçı da bu riski almış görünüyor.

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Endeksler (Cem Şengezer)

Kayıplarımızın devam etmesi gerektiği şeklinde ilgili son yazıyı bitirmiştik. Yetmeyecekti ve ekledik: Dow Jones ile fark açılmalıydı. İki koşul da...

Kapat