Uğur Gürses: Kur Rekabetçiliğini Kim Ödüyor?

En can alıcı noktanın burası olduğunu Gül de görmüş olmalı ki bu uyarıyı Meclis’te yapma gereğini hissetmiş.

 
Döviz kuru artışı rekabet gücümüzü arttırıyor mu? Rekabet gücümüzü arttıracağız derken bir taraftan gelir dağılımını da bozuyor muyuz? Yaklaşan küresel durgunluk öncesinde bunlara kafa yormakta yarar var; her ne kadar geç kalmış olsak da! Kronik sorunlara, gündelik, kolaycı ve ‘ağrısız’ çözümler peşinde koşarken başka sorunları tetikliyoruz; buna hiç şüphe yok. Döviz kuru konusu tam da bu odakta yer alıyor.

 
Hükümetin arzusu ve Merkez Bankası politikaları ile döviz kurunu kabaca yüzde 25 yukarı doğru ittirdik. Kısa vadede ihracatçının satış hasılatının artmasına katkıda bulunan bu politika, ihracatçının maliyetlerini de arttırmadı mı? Tabii ki arttırdı. Hem ithal girdi maliyeti arttı hem de içerideki enerji ve diğer maliyetler arttı. Tutulmaya çalışılan doğalgaz ve elektrik fiyatları arttırılmak zorunda kalındı. Fiyatların genel seviyesi de kademeli olarak artarak buna katkıda bulunacak. Ekonominin rekabet gücünü döviz kuruna endekslemenin en fena yanı da döviz kuru artışının enflasyona yansımasıyla hane halkının satın alma gücünü azaltması, enflasyon yoluyla gelir dağılımının yoksul aleyhine bozulmasıdır.

 
Döviz kurunu rekabet gücünü arttırmak için yukarı ittikçe, 2001 öncesindeki döngüye girerek uzun vadede yerimizde saymamız kaçınılmaz. 

 
Yukarıdan görünüyor
 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, TBMM’nin açılışında yaptığı konuşmada işte bu güncel soruna değindi; pek gelir dağılımıyla ilgisini kurmasa da. Gül, bugüne dek cari açığa çareyi döviz kuruyla aradığımızı, ancak bunun yapısal sorunların ötelenmesine ve çözümlerin geciktirilmesine neden olmaması gerektiğini söylüyor. Herhalde, önümüzdeki 5 yıllık dönemde en can alıcı noktanın burası olduğunu Gül de görmüş olmalı ki bu uyarıyı Meclis’te yapma gereğini hissetmiş. Merkez Bankası’nın bile önemsemediği, unuttuğu bir uyarıyı Cumhurbaşkanı yapıyor!

 
Gül, her 1 dolarlık ihracatın 82 cent ithalat gerektirdiğine işaret ederek; ithal ara malı ve hammaddeyi içeride üreterek, görece düşük cari açıkla sürdürülebilir büyümenin sağlanması gerekliliğini anlattı. Bunun yolu olarak da yapısal değişim ve reformları gösterdi.

 
Başta bakanlar olmak üzere ekonomi ile ilgili karar vericiler, iş dünyasının temsilcileri, rekabet gücü ile ilgili sorunun sadece döviz kuru olduğuna kamuoyunu ikna edecekler neredeyse. Nedense rekabetçiliğin hasılat tarafı ile ilgililer. Rekabet gücünün maliyetle ilgili yönüne bakmıyorlar. Zira bakarlarsa kamuoyu “Haydi o zaman siz çözün bunu” diyecek çünkü! 

 
‘Yan paslara’ devam mı?

  
İçeride ikame maliyetlerinin pahalı olması, ithal ara malı kullanıyor olmamızın, dünyanın en pahalı akaryakıtını kullanıyor olmamızın arka planında da bu var. Vergi sistemini kazanç üzerine değil, harcayanlara eşit yayılacak biçimde dolaylı vergiler üzerine kurmuşuz. Reform yapamıyoruz; o zaman, zengini de yoksulu da eşit ödesin mantığına dayalı bir ‘sosyal adaletçiliğimiz’ var! Böyle olunca, rekabetçiliği arttırmak için kuru yukarı itiyoruz; kısa vadede ihracatçı kazanıyor, yurttaş (hane halkı) ödüyor. Uzun vadede ihracatçı da ödüyor. Yeniden yakınmaya başlıyoruz!

  

2008/2009 derin resesyonundan sonra şimdi 2011/2012 ılımlı resesyonu ile karşı karşıya kalacağız. Gelişmiş ülkelerde derin resesyondaki gibi yüzde 4-5’lik küçülmeler olmayacak belki, ama en derin yerinde yüzde 2-3’lük küçülmeler, yıllık olarak da yüzde 1’lik küçülmeler bekleniyor. Küresel yaygınlıkta değil ama Avrupa kaynaklı olacak resesyonun ‘ılımlı’ olarak nitelenmesinin nedeni bu. Tek sorun, yaklaşan resesyonun uzun süreli olması riski. Örneğin yüzde 1 küçülmeyle yüzde 1 büyüme arasında gidip gelen 5 yıllık bir durgunluk riski söz konusu. Bizim gibi AB’ye mal satan ülkeleri de uzun süreli etkileyecek bir durgunluk.
Şu soruyu daha yüksek sesle düşünelim; daha ne kadar ‘yan paslarla’ sürdüreceğiz bu kura dayanan ‘rekabetçiliği’?
    

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 3 Ekim 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Ekonomik verilerin küresel büyümenin yavaşladığına işaret etmesi ile Yunanistan'ın temerrüde düşme riskine karşı Avrupalı yetkililerin toplantıya hazırlanmalarının öncesinde...

Kapat