Uğur Gürses: Kur Politikasında Odak Likidite

Döviz likidite fazlası, açığı kapamaya dönüktür. Likiditeyi sağlayan bir merkez bankası, kuru da istikrarlı hale getirir.

 
4 Ağustos günü koşarak faiz indirimine giden Merkez Bankası, döviz likiditesinin arttırılmasıyla ilgili adımları gecikmeyle ve eksik olarak atmıştı. Oysa likiditenin daha ön plana alınması gerekiyordu. Bu eksiklik, dolar kuru 1.90’a (döviz kuru sepeti 2.20) dayanana kadar devam etti. 

 
Madem ki GSYH’nin yüzde 10’u kadar bir cari açık veren bir ülkeyiz; madem ki elimizdeki net döviz rezervleri kabaca cari açığımızın yüzde 60’ı kadar, madem ki küresel bir krizin ortasında deneysel bir para politikası ve kurda seviye telaffuz edecek bir politikanın karasularında dolaşıyoruz; döviz likiditesinin de iyi gözetilmesi gerekiyordu.

 
Bakın, önceki gün Merkez Bankası’nın aldığı üç karar var; hepsi de döviz likiditesinin arttırılmasına dönük. Döviz zorunlu karşılıkları düşürerek, bankalara kullanabileceği 1.3 milyar dolar bırakıyor. TL cinsinden tutulması gereken zorunlu karşılıkların döviz olarak tutulabilecek bölümünü arttırarak, bankaların ve nihai olarak Merkez Bankası’nın döviz likiditesi güçlenecek. Üçüncüsü de, yüklü döviz satım ihalesi ile döviz talebinin karşılanması oldu. 

  

Seviye mi likidite mi?

 

Tüm bunların ortak noktası, bankacılık sistemindeki döviz likiditesi eksiğinin azaltılmasına dönük olmasıydı. Döviz likiditesi önemli; bir banka ya da kuruluşun döviz cinsi bilançosu denk olabilir, ancak günlük operasyonlarında kullanacağı nakit dövizi yeterli olmayabilir. Bilançosu denk olmasına karşın dövizi kısa vadeli olarak borç bulamadığı durumda, piyasadan satın almak zorunda kalır. Bu da kuru yukarı iter. Oysa likidite sağlamış olsaydı, kuru yukarı itecek bir oyuncu daha eksik olurdu.

 
Özellikle çoğu kurumun likit kalma tercihi yaptığı bir konjonktürde, dövizli işlemleri olan ekonomik birimlere likidite sağlanması, döviz kurunun bugün nerede olduğundan çok daha önemli hale gelir.

 

Döviz kurunun seviyesinden rahatsız olan bir merkez bankası, dövize miktar müdahalesi yaparak kuru bugün için düşürebilir. Ancak likidite sorununu çözme yolunda adım atmakta geç kalırsa izleyen günlerde döviz kurunu kontrol etmekte de müdahale etmekte de zorlanır. 

 
Gelişmiş ülkelerin
 

son 20 yıllık finansal tarihi, döviz kuru müdahalelerinde merkez bankalarının istenen başarıyı yakalayamadıklarını söylüyor.
İster döviz alım, isterse döviz satım ihalelerinde merkez bankalarının belirlediği alım-satım miktarları piyasadaki arz ya da talep fazlasını törpülemeye dönüktür. Merkez bankalarının alım ya da satım tutarları orta vadede fiyatı, döviz kurunu etkilemez. Bir bakıma döviz likidite fazlası açığı kapamaya dönüktür. Likiditeyi sağlayan bir merkez bankası, kuru da istikrarlı hale getirir. 

 
TCMB ne yapıyor?

 
Merkez Bankası’nca önceki gün ve dün açılan döviz satım ihalelerinde ilan edilen satış miktarı tavanı 1.35 milyar dolar oldu. Bu miktar, son iki ayda ilan edilen en fazla 350 milyon dolarlık satış tavanı hesaba katıldığında, oldukça yüksekti. Bu bir müdahale mi? Yoksa bankaların ihtiyacı olan döviz likidite açığının karşılanması mı? Merkez Bankası bunu açıklamayacak. Son iki günlük ihaleler, normal koşullarda piyasada bankalardan derlenen bilgilerle arz açığını kapamaya dönük olduğunu, yani likidite hedefli olduğunu düşündürüyor.

 

İhale sonuçları şunu gösteriyor; bu seviyelerde bile dövize talep olması spekülatif bir talep değil, likidite yönlü bir talebin varlığına işaret. Önceki günkü 1.8 milyar dolarlık teklif, dün de 2 milyar dolarlık teklif, döviz talebinin olduğunu gösteriyor. Merkez Bankası’nın yüksek ihale açıp, eskisine göre yüksek, ihale tavanına görece düşük miktar satması da “İhtiyacı olan alsın, çok düşük kurdan almaya çalışana yok” yaklaşımının bir yansıması olmalı.

  
Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 7 Ekim 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Jean-Claude Trichet, faizleri değiştirmeyerek yüzde 1.5'te bıraktı ve toplantının ardından düzenlediği son basın...

Kapat