Uğur Gürses: Kur Artışı Onaylandı!

Ekim 2010′da ABD’deki parasal genişleme kararından önce Merkez Bankası yüklü biçimde döviz alımlarına girişmişti çoktan.

Artık daha iyi bir biçimde teyit edildi ki; Türkiye küresel kur savaşının içindeki en kararlı oyuncu. Daha fazlası; bugün itibariyle gelişen ülkeler arasında kur savaşının da kısa vadede galibi oldu. Nominal değer kaybı ile gelişen ülkeler arasında kur rekabeti kazandı. Sorarsanız bunu da piyasa yaptı!
 

Başbakan Erdoğan kasım başında G20 toplantısına katılırken, gelişmiş ülkelerdeki özellikle de ABD Merkez Bankası Fed’in ikinci parasal genişlemeye gitmesi sorulduğunda “Ülkeleri döviz baskısından kurtarmak için çözüm para basmak değil. Bu durum, azgelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde ters etki yaratacaktır. Bu adil bir yaklaşım değil ve Türkiye böyle bir şeyi kabul etmez” demişti.
 

Ama Ekim 2010’da, ABD’deki parasal genişleme kararından önce Merkez Bankası yüklü biçimde döviz alımlarına girişmişti çoktan. Başbakan’ın açıklaması öylesine değildi yani. Ekim-aralık döneminde alımlar iki katına çıktı. Üç ayda kabaca 6 milyar dolarlık alım, o kadar TL’nin piyasaya girmesi demek oldu. Üç ayda, dövizden altı ayda gelen para kadar karşılığı TL piyasaya girdi. Bu bollaşmanın da ilk çeyrek büyümesine katkısı oldu.

 
Dokuz aylık politika
 

İzleyen dönemde açıklanan para politikası da, söylendiğinin tersine genişletici yönde oldu. Ta ki mart sonundaki kararların nisandan itibaren kısmen etkili olması ve hazirandaki BDDK kararına kadar. Döviz kurunun yukarı gitmesi için yeterli ortam yaratıldı. İster politika ile ister belirsizlikle.
 

Son birkaç haftada tetiklenen döviz kuru hareketiyle, ekim ayından bu yana 9 ayda % 22’lik artış ortaya çıkmış oldu. Merkez Bankası dolaylı biçimde hafif bir müdahale ile yükselişi durdurdu. Sonrasındaki açıklamalar, kur savaşının neresinde olduğumuza da iyi bir gösterge oldu.
 

Başbakan Erdoğan, kur değerlenmesi ile değer kaybı arasında, ‘ortasının bulunacağını’ söyledi. Dün Enflasyon Raporu’nun sunumu sırasında konuşan Merkez Bankası Başkanı da ‘kur artışının cari açığa yapacağı azami katkıyı yaptığını’ düşünüyor. Normal koşullarda, kur artışının cari açığa fren işlevi görecek bir duruma gelmesi, o seviyede kalmasının, yani artışın kalıcı olmasıyla mümkün olabilir. Döviz kuru gerileyecekse cari açığa fren işlevi ne derece olacaktır? Öyle görünüyor ki, döviz kurunun yükseldiği belli bir yerde, aralıkta kalacağı ön kabulü ya da örtülü hedefi var Ankara’da.

 
Kontrollü artış
 

Tüm gelişmeler, Türk Lirası’nın son 9 aylık süreçteki değer kaybının istenen ve düzenlenmiş bir aksiyon olduğunu güçlendiriyor. Son günlerde ortaya açıkça konulan söylemle, bu gelişmeleri onayan bir tavırda olan hem hükümetin hem de Merkez Bankası’nın kurdaki yükselişin bu noktadan sonra devam etmesini arzu etmedikleri de ortada. Bunun adı, çoktan piyasada anonim biçimde konuldu; ‘kontrollü kur artışı’.
 

Öyle görünüyor ki, enflasyon hedeflemesi bir tarafa atıldı; resmi olarak ilan edilmiyor. Enflasyon tahminleri üç ay önceki yerde duruyor. Varsayımlar da değişmemiş. Kur artışının enflasyona yansıması da, Başçı tarafından açıklandı ki pek beklenmiyor. Oysa kur artışının kalıcı olması ya da kalıcı olacağına dair kanı yaygın olursa enflasyona yansıması kaçınılmaz. Merkez Bankası bu konuyu bu aşamada ‘hafife alır’ görünse de bunun ardında beklentileri kendi eliyle bozmama kaygısı olabileceği hesaba katılmalı. Analistler ise bu kadar iyimser değil.
 

Dalgalı kur rejimi var; hem hükümet hem de Merkez Bankası nokta seviye işaret etmese de memnun olduklarını ima ediyor. Enflasyon hedeflemesi rejimi var; umursayan yok, kaderine terk edilmiş! ‘Yeni normal’ bu olmalı!
 

Uğur Gürses

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Wall Street Dikiş Tutmuyor

Güne tapu onayı bekleyen konut satışlarında beklenmeyen bir artış ve ilk işsizlik başvurularında beklentileri aşan gerileme ile hızlı başlayan Wall...

Kapat