Uğur Gürses: Köşeye sıkışan para politikası

Bugün para politikasında ‘kırk katır-kırk satır’ tercihleri ile karşı karşıyayız.

  
Son bir yıllık dönemde para politikasında o denli hatalar yapıldı ki bugün dış konjonktürün geldiği aşama itibariyle tam bir ‘köşeye sıkışma’ yaşanıyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın “Kimse yerinde duracak bir para politikası beklemesin” sözlerinin arka planında bu var.

  
Dünkü durumu ele alalım; Merkez Bankası, döviz kurundaki yükselişi frenlemek için bankaların önceden haftalık repo ihalesiyle aldıkları vadesi gelen (yüzde 5,75) parayı, yine aynı kanaldan yenilemedi. Bankaları gecelik vadeye yöneltti. Yani yüzde 12-12,5’lik faize. Amaç, döviz kurunu frenlemekti.
 

Merkez Bankası, faiz koridorunu bir süredir yüzde 5,75 ile yüzde 12,5 arasına kurdu. Uzunca bir süre politika faizi olan yüzde 5,75’le piyasaya para verirken döviz kurunun yukarı doğru zorlamasıyla beraber koridoru genişleterek bir bölüm parayı haftalık olarak yüzde 5,75’le, bir bölümünü de yüzde 12-12,5’le verdi. Sonra yeniden normale döndü. Yani yüzde 5,75’le para verir hale geçti; önceki güne kadar.

  

Döviz kuru yükseliyor, çünkü bunun spekülatif yönü görece daha az, arz-talep koşulları daha belirgin. Yani ihtiyaçtan döviz talep ediliyor. Bunun en iyi göstergesi, ödemeler dengesindeki üç aylık (temmuz-eylül) veriler. 16 milyar dolarlık cari açığa sağlanan 9 milyar dolarlık bir finansman var. 3 milyar dolarlık rezerv kaybı olmuş. O dönemdeki kur artışının altı boş değilmiş.

 
Hatalar zinciri

 
Oysa 5 Ağustos tarihinde politika faizinde yarım puanlık faiz indirimi yapılırken, gelişmiş ülkelerde oluk oluk döviz girişi olacağı senaryosu ön plan (erken senaryo) olarak dillendirilmişti. Oysa uluslararası konjonktürün pek de doğru bir açıdan ‘okunmadığı’ açıktı. Avrupa’daki finansal krizin ülkemize döviz likiditesi yağdırması değil, daha önce yatırdıklarını geri alması daha olası idi. Nitekim öyle oluyor. Ağustos-eylül aylarında ülkemizden çıkan portföy yatırımı toplamı 4.7 milyar dolar oldu. Ayrıca Avrupalı bankaların Avrupa Merkez Bankası’nda tuttukları para miktarının da tüm zamanların rekoruna ulaşması iyi bir göstergedir.

  
Geçen yıl bu zamanlarda yürürlüğe konulan para politikasının ana ekseni de kredi genişlemesini ve sıcak para girişini frenlemek üzerine kurulu idi. Araya, Kasım-Aralık 2010 döneminde, ABD’deki parasal genişlemeye karşı döviz kurunun yukarı ittirilmesi de (kur savaşı!) sıkıştırıldı. Amaç buydu da, kullanılan araçlar bu hedefi tutturmakta kifayetli mi idi? Bunu tartıştık. Nitekim yetersiz kaldı. Ta ki BDDK’nın karşılık kararı almasına dek. Tam sıkılaştı, sonuçlar alınacak derken gevşetici yönde 5 Ağustos kararı geldi.

  
İşte hem yüksek bir cari açıkla hem de hâlâ görece yüksek büyüme hızına sahip bir kredi genişleme tablosuyla Avrupa’nın finansal kriziyle yüz yüze geldik. 5 Ağustos kararlarının ertesinde en vahim hata, Merkez Bankası’nın döviz kuru konusunda seviyeyi işaret ederek ‘kerteriz’ koymasıdır. 
  

Sınırlı araçlar

 
Böylece bugün para politikasında ‘kırk katır-kırk satır’ tercihleri ile karşı karşıyayız. Döviz kurunun oynak biçimde daha fazla yukarı gitmesi hem hane halkı için yıkıcı çünkü enflasyon yükseliyor hem de sanayici için yıkıcı çünkü maliyet artıyor ve kontrolü zorlaşıyor.

  
İşte Merkez Bankası bunu frenlemek için geçmişte aşamalı olarak yarımşar puanlık dilimlerle aşağı çektiği kısa vadeli faizi, zaman zaman yüzde 12-12,5 tavanına çekiyor. Bu orandan piyasaya verdiği para, toplam verdiği paranın içinde küçük bir paya sahip. Ama bir gün 5,75, diğer gün yüzde 12,5 arasında olmak yüksek bir belirsizlik demek. Nitekim, uzun vadeli faizler ‘en kötüyü’ baz alıyor, tahvil faizleri yüzde 10,5’e çıkmış durumda. Belki bunun da üzerine seyretmesi mümkün.

  
Bu faiz belirsizliği ve de ‘en kötüsünün’ yani tavan faizin giderek referans alınması, bankalar tarafından da reel sektörün kredi referansı haline dönüşüyor. Bunun sonucunda ekonominin beklenenden daha sert yavaşlaması bile söz konusu olabilir. İşte köşeye sıkışmışlık bu: Geçmişte yediğimiz ‘deneysel hurmalar’, şimdi ekonomimizi tırmalamaya aday.

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
İMKB İle Deutsche Börse İşbirliğine Gidiyor

21-23 Kasım tarihlerinde Frankfurt’ta düzenlenen German Equity  Forum’un bu seneki ana temasına uygun olarak 22 Kasım’da Türkiye Konferansı gerçekleştirildi. Konferansın...

Kapat