Uğur Gürses: Dünya Kritik Dönemece Yaklaşırken

 

Bu sıralar, tarihsel derslere atıf yapılarak yüz yıl önceki altın standardı ve bugünkü euro arasındaki benzerliğe dikkat çekiliyor.

 
Küresel ekonomi ve politika gündeminde giderek daha fazla Avrupa’daki krizin nasıl seyredeceğine ilişkin tahmin ve yorumlar ilk sırada yer alıyor. Çokça atıfta bulunulan tarihsel örnek de 1920-1940 arasının Almanyası.
 

O dönemin kısa özeti şöyle; 1914-18 arasındaki Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Almanya, savaşın yükü yanında ağır savaş tazminatıyla da yüz yüze gelir. 1921-1924 arasında hiperenflasyon dönemi yaşar. 1923’te Hitler’in başarısızlıkla son bulan ‘birahane baskını’ olur. 1929’da ise ABD’deki borsa çöküşü ve izleyen dönemde büyük depresyon gelir. Büyük depresyonda, ekonomiler sert biçimde küçülür. En çok ABD ve Alman ekonomisi zarar görür. Alman sanayi üretimi, 1929=100 kabul edilirse 1932 yılına gelindiğinde 60’a düşer. 1932 sonunda yapılan seçimler sonucunda, Hitler’in Nasyonal Sosyalist Partisi iktidara gelir. Sonrası malum. 
 

Tarihin tekrarı mı?
  

Bu tarihsel referansın bugünün Avrupa kriziyle ne ilgisi var?
Yine o dönemdeki para sistemi ile ilgisi kuruluyor; malum o dönemde altın standardı var. Altın standardında, merkez bankaları belli bir miktar altın karşılığında para basıyordu. Almanya’nın hiperenflasyona gitmesinin ardında da savaş tazminatını ödemek için altın standardı dışına çıkıp karşılıksız bol para basması var. İkincisi de; 1929’da başlayan büyük depresyon sonrasında, gelişmiş ülkeler altın standardını terk etmeye ve paralarını devalüe etmeye başladılar. Yeni paraya geçerek 1923’te tavan yapan hiperenflasyondan uzaklaşan Almanya, yeniden altın standardına dönmüştü. Ama büyük depresyona girilmesine karşın Almanya, diğer ülkeler gibi parasını devalüe etmeye yanaşmadı, altın standardını korudu. Böylece ABD ile birlikte en fazla küçülen ülke oldu. İşte Hitler’i iktidar yapan yolun, altın standardında Almanya’nın tercih hatalarıyla döşendiği seslendiriliyor.
 

İşte bu sıralar, tarihsel derslere atıf yapılarak yüz yıl önceki altın standardı ve bugünkü euro arasındaki benzerliğe dikkat çekiliyor.
Avrupa’da bugünlerde bu bağlamda tartışılan temel konu bu işte; madem doğru dürüst bir kriz müdahalesi yok, kurtarmanın ise sadece adı var, Avrupa Merkez Bankası (ECB) aynen ABD merkez bankası FED’in yaptığı gibi ‘elini tutmadan’ yüklüce tahvil alımı yapmalı mı, yapmamalı mı? 

 
Kırk satır mı?

 
Yaparsa euro kontrollü bir değer kaybına uğrar. Yani ‘kontrollü bir devalüasyon’ demek olacak. Bunun da yine ‘ölçülü bir enflasyon’ getirmesi kaçınılmaz. Yapmazsa görece daha kaotik bir çöküş olacak; euro içindeki ülkeler euroyu terk ederek eskisi gibi kendi ulusal paralarına dönüp kendi başlarına devalüasyon yapacaklar. Bu hem euro bölgesinde hem de euro bölgesi ile ticaret ilişkisinde olan ülkeler için görece daha yıkıcı olacak.

 
ECB sınırsız tahvil alımı yapmazsa iki zor seçenek var; biri, euro içinde kalarak devam edilmesi, diğeri ise ülkelerin euroyu terk ederek devam edilmesi seçeneği.

 

Daha fazla bir ECB desteği olmazsa, ülkeler euro içinde kalarak borç krizleri ve kemer sıkma önlemleri ile uzun süre giderlerse bunun sonucu ağır bir deflasyonist sarmal süreci olacak. Sosyal çalkantılara ve ırkçılığa zemin oluşturacak. 30’lar Almanyası gibi.
 

Gelinen noktada daha fazla ECB desteği olmazsa bazı ülkelerin euro bölgesini terk edecekleri çok açık. Yani bugün radikal kararlar alınmadığı sürece euro çökecek demek. Yunanistan, Portekiz, İtalya, sırada olan İspanya ve hatta Fransa eskiden olduğu gibi kendi ulusal paralarına dönecekler. Olasılıkla da, euroya giriş pariteleri baz alınırsa yüklü bir oranda devalüasyon yaparak ‘yeni paraya’ can verecekler. Bunun da hem o ekonomilerde hem de AB dışında olan ama yakın ekonomik ilişkisi olan ülke ekonomilerinde kayda değer bir hasar (artçı devalüasyonlar ve enflasyon), olasılıkla da kontrolsüz bir hasar yaratacağı çok açık.
 

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Warren Buffett IBM Aldı

    Milyarder yatırımcı Warren Buffett yıllarca teknoloji hisselerinden çekindikten sonra teknoloji servis şirketi olan International Business Machines Corp.’a 10.7...

Kapat