Uğur Gürses: Borç Eritme Dönemi

Başları kamu borcu ile sıkıntıda olan ülkeler, şu ya da bu yolla borç verenleri ‘üzerek’ kamu borcunu eritecekler.

 
Geçen yıl tam da bu zamanlarda ortaya çıkan bir ‘küresel çatlak’ vardı. Kemer sıkmaya giderek mi, yoksa harcayarak mı bu krizin aşılacağı sorusu üzerine kurulan bir eksen ayrışmasıydı. Bugün gelinen noktada, acaba bir yılda nasıl bir mesafe alındı dersiniz? Baştan özet geçeyim: Her iki eksende de durum pekiyi değil. Kafa yorulan soru; “Borçları başka yollarla nasıl eritebiliriz” haline dönüştü!
 

Giderek daha ikna edici bir hal alan durum şu:
Başları kamu borcu ile sıkıntıda olan ülkeler, şu ya da bu yolla borç verenleri ‘üzerek’ kamu borcunu eritecekler. İster gönüllü ister zorunlu, çeşitli yöntemlerle borçları yeniden yapılandırarak. Ya da para basarak, enflasyona göz yumarak borç verenlerin varlıkları eritilecek. İşte emtia ve değerli metallerdeki fiyat artışlarının, yüksek seviyenin korunmasının arka planında da bunun ‘kokusu’ var.
 

Temel dert borç
 

Çok değil geride kalan bir yıl içinde, Almanya’nın başı çektiği ‘kemer sıkmacı’ kampın, ‘kamu açıklarını
yükseltme pahasına sağlanacak bir büyümeye’ itiraz etmelerinin ve de başı belada olan çevre ülkelere kemer sıkmayı tavsiye etmelerinin pek de işe yaramadığı ortaya çıktı. Yunanistan, Portekiz, İrlanda ve İspanya sıkı bir mali diyete girdi. Ama Yunanistan örneği ilginç; kemer sıkan Yunanistan’da başta vergi olmak üzere kamu gelirleri de düşünce kötünün kötüsü bir tablo ortaya çıktı. Sorunun uzun süredir köklenmesinin, geç müdahalenin, deneyimsizliğin de bu tablonun ortaya çıkmasında etkisi var. Şimdi borç silerek yapılandırma gündemde. Portekiz de Yunanistan gibi yardım almasına karşın borçlarının bir kısmını sildirerek yeniden yapılandırma yolunda en büyük aday. İrlanda sırada, İspanya’nın ise şimdilik nefesi yetiyor.
 

Öbür eksende ise ABD vardı; kamu açıklarına esnek bakılabileceği, küresel durgunluktan çıkmak için ekonomik büyümenin ‘moral kazandırıcı’ niteliğinin olduğu savunuluyordu. ABD Hazine Bakanı Geithner, zengin gelişmiş ülkeleri iç talebi harekete geçirmeye çağırırken mali sıkılaşmanın, ekonomik büyümenin canlanmasıyla sağlanacak güven artışı olmadan başarılamayacağını söylüyordu.
 

Bu küresel çatlağın ortaya çıkmasından tam bir yıl sonra, durum şöyle: ABD hem siyaseten hem de finansman açısından borç krizinin fiilen pençesinde. AB’ye göre ekonomik büyüme performansı daha iyi olsa da bir taraftan, ağustos ayına kadar borç limitinin arttırılması konusunda kriz yaşıyor, diğer taraftan da matematik olarak borç açmazına girmiş durumda.
 

İçi başka, dışı başka
 

ABD’nin kamu borç stoku 14.1 trilyon dolar seviyesinde. Kısa vadeli faizler ise sıfır noktasında. Ayrıca bunu etkin kılmak için de ‘miktar gevşetmesinin’ ikinci turu yapılıyor, bitmek üzere. İşte bu noktada şu tartışılıyor: ABD’de para politikasının sıkılaşması uzun bir süre olanaksız. Çünkü FED’in faizleri 1 puan arttırmasının ABD bütçesine getireceği ilave yük yıllık 140 milyar dolar. Orta vadede faizlerin 4 puan artmasının getireceği yük ise 560 milyar dolar. Bu, ABD’deki federal gelirlerin yıllık 2.3 trilyon dolar olduğu hesaba katılırsa 1 puanlık faiz artışı gelirlerin yüzde 6’sı, 4 puanlık artış ise gelirlerin dörtte biri oranında faiz ödemesi demek. Karşılanması olanaksız! Bu yüzden FED’in 3. hatta 4. ‘miktar gevşetmesi’ programı açıklaması olası. Paralar basılacak, bunlarla devlet kâğıtları satın alınacak.

 
Önceki hafta yazmıştım; ABD’li iktisatçı Prof. Carmen Reinhart dünyanın yeni bir ‘finansal bastırma’ dönemine girmek üzere olduğunu savunuyor. Böylelikle, borç sorunu olan ülkelerde tasarrufçular ya da borç verenler orta vadede daha düşük faizlere razı olmak durumunda kalacaklar. Ya da borcun parasallaşmasıyla enflasyonla reel olarak tasarrufları eriyecek. Borç alanlar, yani çoğunlukla kamu kesimi, devletler çeviremedikleri borçları böylelikle biraz olsun eritmiş olacaklar.

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Babacan’dan Uyarı: Yunanistan Domino Etkisi Yaratır

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Yunanistan’ın 300 milyar euro’nun üzerinde borcu olduğunu hatırlatarak bunun ödenip ödenmeyeceğiyle ilgili ciddi...

Kapat