Uğur Gürses: Bir Kötü ‘Ankara Polisiyesi’!

BDDK’nın konut ile ilgili uyarısı ile ‘polisiye tedbir’ söylemini birbirine katıştırma manevrası kayda değer.
 

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin bir konuşmasında bankaları uyardı. Uyarı konusu şu: Bazı bankalar, BDDK’nın konut kredileri ile ilgili aldığı kararı çeşitli yollarla aşıyorlardı. BDDK bir süre önce bankaları, konut kredisi kullandırımında konut bedelinin yüzde 75’i ile sınırlamıştı. Kredi kullananlar satın alacağı konut bedelinin yüzde 25’ini hazır edeceklerdi. Bunun anlamı, hane halkının borçluluk oranının kontrollü olmasını sağlamak idi. Dönemsel olarak da kredi artışlarının yavaşlaması ile uyumlu bir karar idi. Bazı bankalar ise konut bedelinin yüzde 75’ini konut kredisi olarak kullandırırken orada kalmamışlar; yüzde 25’lik bölümünü de ‘ihtiyaç kredisi’ adı altında kredilendiriyorlardı. Kuralın ‘etrafından dönülmüştü’!
 

BDDK’nın bu uyarısının hiçbir tuhaf tarafı yok, yerinde. Kural ve düzenlemeleri ‘yan yollarla’ aşmaya çalışan bankalara BDDK’nın kendi ilkeleri çerçevesinde müdahale etmesi normal. Bunun, bankalara ‘polisiye tedbir’ söylemi ile de bir ilgisi yok. Bu örnekte olan, bir düzenlemenin ‘by pass’ edilmesi.
 

Zorla ‘güzellik’

 
Oysa Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın bir süre önce geliştirdiği ‘polisiye önlem’ söyleminin, 5 ay önce yürürlüğe sokulan para politikası uygulamasının zorlama ve ‘gözdağı’ ile işler kılmaya dönük bir açısı vardı. Malum, en başta zorunlu karşılıklar arttırılırken; Merkez Bankası ve siyasal otorite, bunun bankaların kredi büyüme hızını yavaşlatmasını bekliyordu. En başında belliydi ki; eşzamanlı olarak yapılan faiz indirimlerinin, bankaların efektif fon maliyetini düşürdüğünü hesaba katmamışlardı. Ya da en başından, maliyet artışı yaratabilmek için zorunlu karşılık artışının daha yüksek bir oranda yapılması gerekiyordu. Politikanın işlemeyeceği belli idi, zaman içinde de görüldü ki işlemiyor. Bu defa “Bankalar bizim ne istediğimizi anlamıyor”, “Bankalar bu politika hedefine uyumlu davranmazsa polisiye tedbir gelir” türü söylem geliştirildi. Yani, yeni politikanın değişen parametreleri, düzenlemeler ve kurallar çerçevesinde bankaların kredi verme hızlarını değiştirecek bir farklılık yaratmamıştı. Politika parametreleri hedefe ulaşmayı kifayetsiz kılınca, “Neden benim istediğim gibi davranmıyorsunuz” sorusunu soracak tek siyasal otoritenin ülkemizden çıkması hiç sürpriz değildir.

 
Sayılar yalan söylemez

 
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın geçen hafta CNNTürk’te Hande Fırat’ın sorularını yanıtlarken “Vallahi biz bankaları iyi ki sıkıyoruz, diyeyim. Çünkü bankalarını sıkmayan, bankalarına dikkat etmeyen, bankalarla ilgili tedbir almaktan korkan ülkelerin başına neler geldi hepimiz gördük” diyerek BDDK’nın konut ile ilgili uyarısı ile ‘polisiye tedbir’ söylemini birbirine katıştırma manevrası da kayda değer! Çünkü ikisi aynı şey değil.

 
İşbaşına geldiğinde ‘doğruya doğru’ bir söylemi olan Bakan Babacan, ne yazık ki 8.5 yılın sonunda politikanın ‘havasından ve suyundan’ olsa gerek, herkesin bildiğini bilmezden gelen bir söyleme kaydı. İşte sözünü ettiğim bu söyleşide, “Merkez Bankamız yaklaşık olarak 45 milyar Türk Lirası’nı bankalardan aldığı mevduatı kendi rezervine koydu, kendi kasasına koydu. Şimdi bu ne demek? Aslında fiyattan bağımsız olarak miktarsal bir kısıtlama var. Yani bankaların elinde bir mevduat olsaydı o da kredi olacaktı” diyor. Peki, bu 45 milyar TL’yi bankalar nereden aldı? Yüzde kaç faizle aldı? Yine Merkez Bankası’ndan ve yüzde 6.25’le!

 
Ya şu sözlere ne demeli? “Sermaye hareketlerine baktığımızda, bizim istemediğimiz türden sermayede azalma var; yani çok böyle kısa vadeli olan ve hangi gün çıkacağı belli olmayan türden sermayede azalma var. Ama öte yandan daha kalıcı türden portföy yatırımlarında da artış var.” Biri Bakan Babacan’a anımsatmalı ki; ‘bizim istemediğimiz’ sermaye, yani o sizin ‘çıktı’ dediğiniz ‘10 milyar dolar’ son verilere göre geri geldi!

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Roubini, ECB’nin Faiz Artırması Çift Dipli Resesyon Riski Yaratır

Ekonomist Nouriel Roubini, ECB’nin faizleri artırmaya devam etmesi halinde Avro Bölgesi çevre ülkelerinde bir çift dipli resesyon yaşanması riski artaya...

Kapat