Uğur Gürses: Baş Döndüren Deney

Deneysel politikaları destekleyen kesimler, bugün bankanın yarattığı karmaşadan ve belirsizlikten şikâyet etmeye başladılar.
  

Dün görüştüğüm ya da raporlarını okuduğum ekonomistlerdeki hava şöyleydi; Merkez Bankası’nın henüz yeni söylemiş olduğu görünüm ve politikaların ilk belirtileri ya da sonuçları görülmeden, banka tarafından yeni bir tablo çizilerek yeni adımlar atılması bizatihi belirsizlik yaratıyordu.

 
Malum; Merkez Bankası perşembe günü Para Politikası Kurulu toplantısında sadece gecelik faiz koridorunu yukarı doğru genişletme kararı almıştı. Henüz bunun mürekkebi kurumadan, yeni bir duyuru yapıldı.

 
Yapılan duyuru rutindendi ama yeni unsurlar içeriyordu. Bugün, güncellenmiş enflasyon tahminlerinin bulunduğu Enflasyon Raporu yanında, ‘beş maddeli bir eylem planı’ hakkında da bilgi sunulacağı notu düşülmüştü. Başkan Dr. Erdem Başçı, “Türk Lirası’nın değerini önemli ölçüde güçlendirecek fiyat istikrarı, faiz politikası, döviz rezerv politikası, zorunlu karşılık politikası ve finansal istikrardan oluşan beş maddeli bir eylem planı” hakkında açıklama yapacaktı. 

 
Deneyden ‘eyleme’

 

Ne açıklanacağı yanında, ‘beş maddeli’ ve ‘eylem planı’ gibi iddialı ve içinin dolu olduğu izlenimi uyandıran; yapılacak olandan çok, bunun güçlü olacağına ilişkin bir etki uyandırmaya çalıştığı belli bir iletişim metni idi bu duyuru. Tıpkı Merkez Bankası’nın son dönemde enflasyondan çok enflasyona ilişkin beklentilere odaklanması gibi!

  
Merkez Bankası politikalarının ‘aşureye’ dönmesi yeni bir durum değil. Her şey bundan tam bir yıl önce, Merkez Bankası’nın faizleri düşürüp, zorunlu karşılıkları az oranda arttırıp, nihai olarak efektif fon maliyetini düşürüp, ama ‘sıkılaştırıcı’ olduğunu iddia ettiği gevşetici deneye girişirken başlamıştı. Daha sonra da döviz kurunu düzeltme girişimiyle devam etti. Bankanın bu adımları atmasında, ekonomist ve analistlerden yeterince cesaret bulduğunu düşünüyorum. Geçmiş ‘defterleri’ açınca, fiyat istikrarına uzak ülkenin cari dengesini de unutup “Acaba Merkez Bankası, fiyat istikrarı hedefinin yanına döviz kurunu da koysa iyi olmaz mı?” türünden cesaretlendirici önerileri de anımsamamak olmaz! 

 
Faiz yok, miktar var

  
‘Ezber bozan politikalar’ olduğunu söyleyerek bu deneysel politikaları destekleyen kesimler, bugün bankanın yarattığı karmaşadan ve belirsizlikten şikâyet etmeye başladılar.

  
Merkez Bankası politikaları kendini öyle bir açmaz yere getirip dayadı ki; kur ‘arzulanan’ yerden yukarıda, Merkez Bankası döviz satıyor. Ama bunun için gereken TL’yi de yine Merkez Bankası piyasaya veriyor. Kur artışı, enflasyonu yukarı çekiyor. Bir tarafta da, AB’deki finansal kriz nedeniyle daralan likidite koşulları var. Yani likiditeyi hiç olmadığı kadar sıkmadan vermek durumunda ayrıca.
Merkez Bankası’nın faiz arttırımı yapması olası değil. Döviz alımı ile ilişkili olarak TL likiditesini ayarlayamayan ve de TL’ye ihtiyacı olanların ‘seçici cezalandırmaya’ dönük adımlar atması daha olası. Nasıl ki gecelik faiz koridorunu yukarı doğru genişlettiyse bunu etkin kılacak biçimde, yine bu hedefe dönük olarak; bankaların zorunlu karşılık yükümlülüklerini ve buna bağlı olarak ihtiyaçları olan haftalık repo fonlamasını esas alarak, miktar kısıtlamaları koyması, olasılık dahilinde. Merkez Bankası’nın son bir yıllık geçmişte olduğu gibi bugün de, faizden çok miktar ya da likidite odaklı ‘eyleme’ devam etmesi güçlü olasılıktır.

 
Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

 
 
 
 
 
 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 26 Ekim 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Avrupalı liderler, Euro bölgesinin borç sorunu, EFSF, bankaların yeniden sermayelendirilmesi ve Yunanistan'daki finansal sorunların İspanya ve İtalya'ya sıçramasını...

Kapat