Uğur Gürses: Ağustosta Finansman Sıfır Çekmiş!

Bu ‘kıssadan hisse’, finansmanda zorlanacağımız bir konjonktürde kur telaffuzunun ne denli isabetsiz bir tercih olduğudur.
 

Tasarruf açığı olan bir ülkenin ödemeler dengesi her zaman mercek altındadır. Küresel dalgalanmanın ortasında, özellikle de ikinci bir finansal krizin ortasında finansman kalemleri daha özel bir ilgi toplar.

 
2009 öncesinde cari açığın çok üzerinde bir dış finansman sağlıyorduk. Krizden sonra ortaya çıkan toparlanma sürecinde, dış finansman yine cari açığın çok üzerinde gerçekleşirken niteliği değişti. 2009 öncesinde daha ağırlıklı olarak özel kesimin sağladığı finansmana dayanırken 2010’da başlayan eğilim kısa vadeli (‘sıcak para’) finansmanı gösteriyordu. Bunun kırılganlığı üzerine de yeterince tartışma yapıldı.

 
2009 krizi ABD kaynaklı bir finansal krizin tetiklediği bir süreçti. 2011 krizi AB’deki finansal kurumlar kaynaklı bir kriz niteliği taşıyor. Hem dış ticaret ilişkimiz hem de dış ticaret finansmanı ve bankacılık ilişkileri bakımından Avrupa’yla çok daha yakın bağlarımız olduğu da malum.
 

2011 finansal krizi, finansal kurumlarımız açısından 2009’dan daha etkili bir mecrada ilerliyor. Dışarıdan sağlanan döviz finansmanı açısından güçlükler demek bu. Güçlüğün neden-sonuç ilişkisi, adresten çok (Türkiye’den) geliş yönündeki finansal güçlüklerden ve de likidite kaygılarından kaynaklanıyor. AB’deki finansal kurumlar, bankalar, olmadıkları kadar bir ayakta durma ve likidite kaygısı içine girmiş durumdalar. 

 
AB’nin dumanı

 
Bizim de hatalarımız olmadı değil. Yunanistan’la birlikte, 2010 Mayıs ayında ne denli derin bir finansal krizin geldiği çok ayan beyan ortada idi. Nasıl ki AB liderleri bu krizin derinliğini görmezden gelip, askıda bekletip çözmedilerse; bizde de bunun dalgalarının nasıl bir finansman daralmasına yol açacağının hesapları yapılmadı. Tersine gevşetici yönde, ‘tam gaz’ büyümeci bir para ve maliye politikası tercih edildi. Bir de ağustos başında ilk defa Merkez Bankası’nın kur seviyesi tercihini telaffuz etmesi var.
  

Dün açıklanan ödemeler dengesi sonuçları, ağustos ayındaki ödemeler dengesi finansmanında ‘sıfır çekme’ ile dikkat çekiyor.
Ağustos ayındaki 3.9 milyar dolarlık cari açığa, finansman kalemindeki 820 milyon dolar eşlik ediyor. Bunun anlamı, geri kalanı cepten harcadığımız 3.5 milyar dolarla kapamış olduğumuzdur. Net hata ve noksan kaleminde ise 428 milyon dolarlık çıkış var. Eğer yurtdışı bankalardan gelen 896 milyon dolarlık TL girişini de bir tarafa bırakırsak; ağustos ayında ödemeler dengesi finansmanının ‘sıfır çekmiş’ olduğunu söylemek yanlış olmaz.

 

Ödemeler dengesinin ağustos fotoğrafı, cari açığın izleyen aylarda küçüleceği sinyalini veriyor; olasılıkla da hızla. 

 
Sıcak para evine

  
Ağustos ayında ‘sıcak para’ olarak nitelenen kısa vadeli sermaye hareketi durmuş. Küçük bir miktar çıkış gerçekleşmiş. Hisse senedi, tahvil, yabancı banka ve kişilerin mevduatı, kısa vadeli krediler toplamı 229 milyon dolar azalmış. NHN de dahil edildiğinde 657 milyon dolarlık bir çıkış var. Merak edenler için not düşelim; ağustos ayında 657 milyon dolar çıkış gösteren bu kısa vadeli finansman toplamının, yılbaşından bu yana aylık ortalaması 4 milyar dolarlık giriş biçimindeydi.

  
Eylül ayında ve ekim ayının ilk 10 günündeki döviz hareketlerine bakılırsa ödemeler dengesinin finansman kalemlerinde daralma eğilimi devam etmiş görünüyor.

  
İşte rezerv kaybını getiren finansman girişindeki durma tablosu böyle. Bu ‘kıssadan hisse’, finansmanda zorlanacağımız bir konjonktürde kur telaffuzunun ne denli isabetsiz bir tercih olduğudur.
  

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 12 Ekim 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Euro, Slovak yasa koyucuların Euro Bölgesi Kurtarma Fonu'nun genişletilmesine ilişkin oylamasının öncesinde dolar karşısında değer kaybetti. Haber öncesi EUR/USD...

Kapat