Uğur Gürses: ABD’de borç limiti sayıdan ibaret değil

ABD’de borç limiti konulmasının ardındaki temel felsefe ‘bütçe hakkı’ olarak bilinen ilkeye dayanıyor.

 
ABD’deki borç krizinin patlamasına çok değil iki hafta süre kaldı! Sorun şu: ABD’de 100 yıla yakın bir geçmişi olan yasal çerçeveye göre kamunun borçlanma limiti var. Bu limite ulaşıldıkça yenileniyor. Ama 16 Mayıs günü, 14 trilyon 294 milyar dolarlık borç limitine ulaşıldı. Bir süredir de ABD’yi yöneten Başkan Obama ile yasama organı Kongre’deki çoğunluğa sahip Cumhuriyetçi Parti’nin grup lideri Eric Cantor arasında bu limitin arttırılması için görüşmeler sürüyor. 2 Ağustos tarihine kadar anlaşma sağlanamazsa ABD devleti borç ödeyemez duruma gelecek. Obama’nın dediğine göre bazı emeklilik ödemeleri yapılamayacak. Bu, borç krizinin ‘halka inmesi’ demek olacak.
 

Borç limiti son 10 yılda 10 kez arttırılmış. Borç limiti konulmasının ardındaki temel felsefe ‘bütçe hakkı’ olarak bilinen ilkeye dayanıyor. Orta vadeli bir bütçe dengesi sağlanması için sınır, borç limiti belirlenerek yapılabiliyor. Bütçe açığının şu ya da bu biçimde orta vadede öngörülenin ötesine taşınması borç limiti ile engelleniyor.

  
Bütçe hakkı

 

Bütçe limiti konusu, demokrasinin işlemesi konusunda da iyi bir örnek olarak karşımızda duruyor. ABD Başkanı, Kongre’ye seçilecek temsilci ve senatörlerin adaylığını belirleyemiyor. Bu da güçler ayırımını kâğıt üzerinde bırakmıyor, fiilen işlerlik kazandırıyor. Limit arttırımı konusunda Demokrat üyelerin de ‘evet’ demesinin garantisi yok, ‘grup disiplini’ gibi bir sistem yok! Yasama organı üyeleri, parti içinde ‘genel başkanın gözüne girmek’ için değil, aynı dünya görüşünü paylaştıkları diğer üyelerle rekabet için bulunuyorlar. İşte bu krizin arka planında da bu temel yapı var. Neyin iyi olacağı tartışılıyor. “Başkan ne yapıyor, ne söylüyorsa iyidir” yok.

 
Bütçe arka planı ise şöyle: 2008’den itibaren ortaya çıkan krizle, bir taraftan canlandırma ve kurtarma harcamaları nedeniyle kamu harcamalarının milli gelire oranı 2011’de yüzde 25’e erişirken daralma ve yavaşlama nedeniyle gelirlerin milli gelire oranı yüzde 15’e gerilemiş durumda. Bütçe açığı yüzde 10’a, borç stoku da yüzde 100’e dayanmış durumda. Önümüzdeki yıllarda bir ölçüde toparlansa da kriz öncesinin çok üzerinde olacak.
 

ABD hazinesinin borçlanma limitinin arttırılması için Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluk, Demokratlar’a göre daha fazla harcama kısıntısı-daha az vergi artışına gidilmesini istiyor. Cumhuriyetçiler, mali uyumu sağlayacak harcama azaltıcı bütçe disipliniyle borçların kontrol altına alınabileceğini, ekonomik büyümenin de zarar görmeyeceğini savunuyor. Obama yönetimi ise mali uyumu; görece daha düşük oranda harcama kesintisi ama ağırlıklı olarak vergi artışlarıyla sağlamaya dönük bir bütçe açığı azaltma programıyla öngörüyor. Temel anlaşmazlık noktası bu.
 

Önceki gün Başkan Obama ve Cumhuriyetçi lider Cantor’ın katılımı ile yapılan toplantıda, Obama’nın rest çekerek masayı terk etmesi krizi derinleştirebilir. İş, siyasal bir kutuplaşmaya gidiyor. Kimin ne kadar risk alabileceği belli değil.

 
Finansal bastırma?

 
Borç limiti arttırılmazsa yönetimin de pratikte harcamalara ait ödemeleri geciktirme konusunda bazı yöntemleri kullanarak zaman kazanabilecekleri belirtiliyor. Ama sonuçta borç ödemelerinin kısmen yapılamaması söz konusu olacak. Bu da dereceleme şirketlerince not indirimini gündeme getirecek. Bu durumda da ABD tahvilleri bir anda değer kaybedecek. Finansal işlemlerde teminat olarak kullanılan tahviller fiyatlanamayacak. Böylece zincirleme iflaslar da ortaya çıkabilecek. İş buraya varırsa tabii ABD’nin tahvillerine yatırım yapan en başta Çin (1.1 trilyon dolar) ve Japonya’nın (882 milyar dolar) da etkileneceği çok açık.
 

Bu kriz ister ABD yönetimi ile yasama organındaki çoğunluk üyelerin anlaşmasıyla sonuçlansın, isterse açmazla sürsün; 2008’de başlayan küresel ekonomik krizin bitmediğinin bir kilometre taşı olarak kayıtlara girecek. Ama bu tür açmazlar, borç verenlere yani ellerinde tahvil bulunduranlara dönük bir ‘finansal bastırmanın’ ilk belirtileri olmasın sakın?

   

 

Uğur GÜSES

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
15 Temmuz 2011 LiderForex Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Stres testleri, bankaların zor ekonomik şartlar altındaki finansal sağlığını ve yeterli sermayeleri bulup bulunmadığını ölçmek üzere düzenlendi. Geçtiğimiz yılki...

Kapat