Uğur Gürses: AB’nin ‘Akdeniz Ateşi’

“Borç büyükse alacaklının sorunu olmaya başlıyor. Daha da fazlası, alacaklıyı da sorunlu hale getiriyor.”
 Salı günü İtalyan tahvilleri yüzde 7 faizi geçmeye yakındı. Bu faiz oranı ‘batıklar kulübünün’ çıtası idi. Bunu geçen ülke, normale geri dönemiyordu. Tıpkı Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’in başına ne geldiyse İtalya’nın başına da onlar gelecekti. Çarşamba günü İtalyan tahvilleri bu faiz oranının bile çok üzerine çıktı. Ortalık karıştı.

 
Reuters, İtalya için bir borç hesaplayıcısı yayımladı. Buna göre, 2012’de sıfır büyüme varsayımı altında, yüzde 7’lik bir borçlanma faizi ile İtalya’nın, borçlarının GSYH’ye oranını yüzde 120’de sabit tutabilmesinin tek koşulu var; GSYH’nin yüzde 8.4’ü kadar bir faiz dışı fazla sağlaması. En iyimser hali ile tahminler, İtalya’nın 2012’de yüzde 3.7’lik bir faiz dışı fazla sağlayabileceği yönünde. 

 
Borç spagettisi

 
Oysa çeşitli verilerden, İtalya’nın yılın ikinci yarısından itibaren yüzde 1.5’lik bir ekonomik küçülme sürecine girdiği anlaşılıyor. Bu da yukarıdaki faiz dışı fazla hesabının yüzde 10’a getirilmesini gerektiriyor. Aksi halde İtalya’nın borçları ilerleyen dönemde tam bir ‘spagettiye’, spirale dönüşüyor.

 
İşin tatsız tarafı, İtalya’da faizin yüzde 7’nin üzerine çıkması birçok yeni sorgulamayı da gündeme taşıyor; borçludan alacaklı olanların durumunu.

 
Daha önce faizi yüzde 7’yi geçen ülkenin başına ne gelmişti? Önce bu ülkeden kimler, hangi ülkenin bankaları alacaklı? Buna bakılmıştı. İtalya’nın da başına o geldi. Aslında İtalya’nın değil de Fransa desek daha doğru olur. Çünkü batma adayı olan ülkeden en çok alacaklı bankaların olduğu ülke. Hem de yüklüce.

 
Borç küçükse batanın sorunu, borç büyükse alacaklının sorunu olmaya başlıyor. Daha da fazlası, alacaklıyı da sorunlu hale getiriyor.

 
İşte ilk akla gelen borç matrisi tablosu, Uluslararası Ödemeler Bankası’na (BIS) bankalarca bildirilen verilerden derlenerek oluşturulan alacaklı ülkeler tablosu. İtalya’dan olan alacaklarını bildiren bankaların ülkeleri ve toplam alacak miktarları yer alıyor bu tabloda. Fransız bankaları 413 milyar dolarla, Avrupa bankalarının alacaklarının yüzde 49’unu oluşturuyor. Alman bankaları ise 162 milyar dolarlık alacakla ikinci sırada yer alıyor. 

 
Fransız dalgası mı?

 
BIS verilerine göre İtalya’dan alacakların toplamı; Avrupa bankaları için 832 milyar dolar, küresel alacakların toplamı ise 1.2 trilyon dolar. Bu sayılar, krizi AB’nin çekirdeğine taşıyor.

 
İşin başka bir ilginç noktası şu; İtalya ile ilgili son birkaç haftalık gelişmeler gösteriyor ki sadece finansal piyasalar ve finans medyası değil, daha geniş bir kesim bir sonraki gelişmenin ne olabileceğine ilişkin olarak geçmişe göre daha keskin bir algılamaya sahip olmuş. Yunanistan, İrlanda ve Portekiz krizlerinde sağlanan öğrenme ve deneyim, Avrupa’daki finansal krizin daha hızlı yayılmasını getiriyor, hızlandırıyor. En azından İtalya deneyimi bunun iyi bir göstergesi. Aşağıdaki tablonun, önceki gün ve dün sosyal medyada yaygın biçimde paylaşılan bir tablo olması bunun iyi bir göstergesi.

  
Yunanistan ve İtalya’nın son bir haftadaki durumu şunu da gösterdi; bu siyasal tablo ile sorunların çözülmesi olanaklı değil. Seçim de kısa vadede düzeltecek gibi görünmüyor. Bu da AB’de krizi dönülemeyecek yere doğru götürüyor. Finansal kriz sinemasındaki gösterimde, İtalyan Yeni Gerçekçiliğini Fransız Yeni Dalgası mı izleyecek, göreceğiz!
 
 
Uğur GÜRSES

Radikal Gazetes,

 

 

 
 
 
 
 
 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: Altın’da Ya Tamam Ya Devam…

EUR/USD ANALİZ Euro Bölgesi'ndeki borç krizine yönelik endişeler tırmanmaya devam ederken, yetkililerden gelen açıklamalar da artıyor. Avrupa Merkez Bankası yetkilileri,...

Kapat