Uğur Gürses: 10 Milyar Dolar Geri Geldi!

Sıcak para ile mücadelede başarı göstergesi gibi sunulan kalem, marttan bu yana artarak 22-23 milyar dolara ulaştı.
 

Merkez Bankası’nın son sunumlarında, bir süredir uygulamada olan politika bileşiminin başarılı gittiği, sonuçlarının istendiği gibi olduğu vurgulanıyor.

 
Bankanın en son bakanlar kuruluna yaptığı sunumda, bu politika bileşiminin döviz kuru üzerine etkisi değerlendirilirken bir grafik konulmuş; diğer gelişen ülkelerdeki ulusal paraların değerlendiği, ülkemizde ise değerlenme değil, tersine değer kaybı olduğu görülüyor. Gerçekten de öyle oldu; Ekim 2010’dan kabaca şubat sonuna dek TL değer kaybetti. Eylül ayı sonundan mart ayı başına kadar döviz kuru sepeti yüzde 12 artarken mart başından bu güne dek de yüzde 2 düştü. Yani döviz kuru eylül sonundan bu yana kabaca yüzde 10 yukarıda seyrediyor.

 
Malum, uygulamaya konulan politika bileşiminin, ülkeye sıcak para akışını azaltmak, daha az cazip kılmak için iki temel manevrası vardı; biri faizde gecelik vadede dalgalanma koridorunun genişletilmesi, diğeri ise haftalık vadeye çekilen politika faizinin 75 baz puan düşürülmesiydi.

 
Deney çalışmadı
 

Lafı uzatmadan söyleyeyim, hem döviz kurundaki yüzde 10’luk düzeltmede hem de sıcak para hareketinde bu politika manevraları etkili olamadı, işlemedi.
 

Döviz kurundaki yüzde 10’luk düzeltmede, Merkez Bankası’nın ekim, kasım ve aralık ayındaki yüklü döviz alımları etkili oldu. Aylık 1’er milyar dolarlık alım rutini olan Merkez Bankası, ekim-aralık döneminde aylık ortalama 2 milyar dolarlık döviz alımları yaptı. Yani üç ayda 5.9 milyar dolarlık alım yaptı. Yeni yılda ise yeniden aylık ortalama 1 milyar dolarlık alım programına dönüldü.
İkinci bir nokta da özellikle Bakan Babacan’ın sıcak para çıkışında ‘gözde’ referansı olan bankaların bilanço dışı döviz pozisyonlarındaki seyirdir. Malum bu kalem, bankaların yurtdışı bankalarla yaptıkları swap işlemlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nın politika bileşiminin uygulamaya girmesinden sonra yüklü döviz alımlarının etkisi, ne yapılmak istendiğine ilişkin kafa karışıklığı ve olasılıkla Ortadoğu’daki başkaldırının belirsizliği ile de bu kalemde hızlı bir azalış yaşanmıştı. Ekim sonunda 22.5 milyar dolar iken yıl sonunda 13 milyar dolara gerilemişti. Bakan Babacan’ın ödemeler dengesini bir tarafa bırakıp, “10 milyar dolar çıktı” dediği gelişme buydu. Mart başına dek 12-13 milyar dolar seviyesinde kaldı.

 
Kur düzeltmesi miydi?
 

İşte ‘sıcak para ile mücadelede başarı’ göstergesi gibi sunulan bu kalem, mart başından bu yana artarak bu günlerde 22-23 milyar dolar seviyesine ulaştı yeniden!

 
Sonuç olarak, Merkez Bankası’nın uyguladığı geniş faiz koridoru ve faiz indiriminin işe yaramadığı verilerle ortaya döküldü. Politika bileşiminin diğer boyutunun kredileri yavaşlatma olduğu, bunun için de zorunlu karşılık artışlarına gidildiği malum. En başından bu tasarımı sakat kılan unsur faiz indirimiydi. Zorunlu karşılık artışı ile sağlanacak sıkılaşma, maliyet kanalında faiz indirimi ile etkisiz kılınmış; bu ortaya çıktığında da mart ayındaki toplantıda yüklü bir karşılık artışına gidilmişti.

 
Faiz indirimleriyle sıcak para uzak tutulamadığı gibi kredi yavaşlamasının da baltalandığı apaçık ortada. Elimizde, ekim sonuna göre yüzde 10 yukarıda olan döviz kuru var. Onun ardında da o günden bugüne 10 milyar dolara ulaşan yüklü döviz alımları duruyor. Sonuçta amaç kuru yukarı çekmek idiyse ‘başarılmak’ istenen bu ise bu kadar toz bulutuna ne gerek vardı diye sormak kalıyor geriye!

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Internet’e Sansür Geliyor—Susacakmısınız?

Türkiye’de özgür düşüncenin devlet müdahelesi olmadan kendini rahatça besleyebileceği tek alan olan Internet’de BTK kararı ile karartılıyor.  Ağustos’dan sonra artık...

Kapat