Uğur Gürses:’Yeni normalin’ para politikası

Ekonomistler farklı yerde olduklarını anladıklarında eleştirel ton arttı.
  

Bilinen bir sözdür; “Merkez bankaları herkes sarhoş olmadan içkileri toplayandır”. Ama bizdekinin, finansal piyasalardaki parametre kokteyline ‘deneysel politika otu’ karıştırarak sarhoşluk sağlayan bir işlevi var: Yeni normal bu.

 
Konu tabii ki döviz kuru politikası. Merkez Bankası fiilen Ekim 2010’dan bu yana örtülü bir kur savaşına dayalı politika yürütüyor. Enflasyon hedeflemesi de örtülü biçimde terk edilerek farklı hedeflere (kur öncelikli) farklı araçlarla gitme stratejisi yürürlüğe koyulmuş durumda. Uygulamaya konulan ‘deneysel’ politikanın ya da bazı ekonomistlerce bunun parlak bir bileşim olduğu sanılarak ‘ezber bozan politika’ olarak tanımlanan para politikasının, istenen hedefe gitmeyeceği yeni yeni fark ediliyor.

 
Geçmişte bunun farkında olan sınırlı sayıda uzman vardı. Bugünlerde daha fazla farkına varılmaya başlandı. Bu yüzden Merkez Bankası’nın banka ekonomistleriyle ve yatırımcılarla yaptığı toplantılarda da bunun izleri ortaya çıkıyor.
 

Bu defa ‘ters köşe’
 

Yakın zamana kadar çoğu ekonomist, yıl sonuna doğru Merkez Bankası’nın faiz arttırımı yapacağını düşünüyordu. Ekonomistler farklı yerde olduklarını anladıklarında, eleştirel ton arttı. Özellikle yabancı yatırımcılarda bu ton daha fazla belirgin. Yerli yatırımcı ve analistler ise daha bir ‘poker surat’ olmayı tercih ediyorlar. Çünkü ‘Bu politikayla bu hedef olmaz’ demenin, siyasal platformlarda kurumsal duruş olarak karşılanması mümkün. Babacan’ın ‘polisiye önlemlerini’ anımsayalım.
 

Bu politikanın işlemediğini anlatan yabancı analist ve ekonomistler ‘Londra’daki faiz lobisi’ olarak çoktan yaftalandı bile. Oysa yakın zamana kadar ‘Türkiye’nin parlayan yıldızını’ yazdıkları aynı kesimlerce kamuoyuna anlatılıp referans olarak kullanılıyorlardı. Bu yaftalama ve linç eğiliminin olduğu yerde yerli ekonomist ve analistlerden ‘Bu politika işlemez’ demeleri de beklenemez.
 

Merkez Bankası politikalarına dönük olarak yükselen soruların başında, uygulanan politikanın ve sonuçlarının farklı yerlerde olması geliyor. Örneğin bu politika yürürlüğe konulurken, banka genel müdürleri çağrılarak ‘güçlü bir argüman’ olarak anlatılan kredi büyümesi ile cari açık ilişkisi gibi. Başta denilen şuydu: Orta Vadeli Program’da öngörülen cari açık oranı yüzde 5.4’le uyumlu kredi genişlemesi yıllık yüzde 25’tir. Biz de bu oranda bir kredi büyümesini sağlayacak politika izleyeceğiz.
 

Hata değil tercih
 

Bugün, 15 Temmuz itibariyle kredi genişlemesinde, yılbaşına göre TL krediler yüzde 18, döviz cinsi krediler yüzde 31, toplam krediler de yüzde 21 artmış durumda. Hedefin tutması için bankaların yıl sonuna kadar kredi musluklarını kapatması gerekir. O da pek olanaklı görünmüyor. Kredi genişlemesi hız kesecek olsa da yüzde 25’in üzerinde olacak. Bu tablo, politikanın işlemediğinin kanıtıdır. Artık bunun bir politika tasarım hatası olmaktan çok, politika tercihi olduğu fikri daha ağır basmaya başlamıştır.
İkinci örnek de; bugün siyasal irade ve Merkez Bankası’nın memnuniyetle karşıladığını apaçık ortaya koydukları kur artışının enflasyona geçişkenliği konusudur. Cuma günkü toplantıda, bu geçişkenlik oranının yüzde 15 olarak telaffuz edildiği anlaşılıyor. Daha önce bu satırlarda aktarmıştım; yüzde 21 olarak bekleyen analistler var. Ekim ayından bu yana yüzde 19 olan kur artışının çekirdek enflasyona yansıması, 8 ila 12 ayda yüzde 80 oranında gerçekleşecek. Bu zaman dilimini de bankanın araştırma bölümünün geçmişte yaptığı çalışmalar söylüyor. Bugün bunu düşük olarak göstermek, ‘kur daha da artarsa’ koşuluna endekslemek ne derece anlamlı ve doğru?
  

Merkez Bankası’nın iletişim politikası giderek ‘bahane ayarlama politikası’na dönüşüyor. Bu da bugünlerde başı dönmeye başlayan piyasalar için iyi bir şey değil!

Uğur GÜRSES

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Temsilciler Meclisi Borç Tavanı Yükseltmesini Onaylayacak mı ?

14,3 trilyon dolarlık borçlanma tavanının yükseltilmesi konusunda sürenin dolmasına yalnızca 1 gün kala taraflar anlaşmazlığın giderilmesinde önemli bir mesafe kaydetti....

Kapat