Uğur Civelek: Evdeki Hesaplar Çarşıya Uymuyor

Piyasa beklentilerinde dikkate alınması gereken oranda bir değişimin yaşandığı ve riskten kaçınma eğiliminin giderek güçlendiği bir haftayı geride bıraktık. Bu süreçte emtia fiyatlarında kısmen paniğe dönüşen gerileme başrol oyuncusu olarak sahne alırken sermaye piyasalarında yaşanan gerileme daha kontrolllü bir görüntü sergiledi; Diğer paralara karşı doların güçlenişi veya farklı bir bakış açısı ile euronun değer kaybı endişe odağı durumundaki bölge ve konuların farklılaşmasına yardım etti. Enflasyonist baskıya ilişkin endişeler kısmen azalır iken deflasyonist olanların yeniden artmaya başladığı görüldü, faizlerde yükseliş döneminin bir süre daha gecikebileceği bir ortam oluştu. Özellikle gelişmiş ekonomilere ilişkin makro ekonimik beklentilerde ani bir değişiklik yaşandı. Emtialar ve dövizlerde fiyat oynaklığı artar iken işlem hacimleri istikrarsızlaştı.
 

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız gelişmeler birbirini tetiklediği için piyasalarda ciddi sayılabilecek bir hareketlilik yaşandı. Emtia piyasalarında etkisi hissedilen kâr realizasyonlarını takiben Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli faizleri değiştirmemesi ve Yunanistan’a ilişkin dedikodularda yaşanan patlaması yanı sıra. ABD’deki işsizlik verileri yaşanan gelişmelerin bahanesi olarak ön plana çıktı. Euro bölgesi ile ABD arasında endişe algılamasına bağlı olarak tırmanan gerginlikte kısmen azaldı, her iki tarafta enflasyon endişelerine bağlı olarak kısmen rahatladı. Durgunluk endişeleri tırmanırken işbirliği yapabilen bu iki bölgenin enflasyon tehlikesi söz konusu olduğunda paralarının güçlü olmasını istemesi gerginlik yaratıyordu. Bu açıdan baktığımızda geçtiğimiz hafta çıkan bir zincirleme reaksiyon olmayabilir, fakat bu belersizlik ve kırılganlığın azaldığı anlamına gelmiyor.
 

Küresel kriz riskinin arttığı, belirsizlik ve kırılganlıkta ciddi sıkıntıların yaşandığı dönemlerde hükümetler ve merkez bankaları arasında görüş alışverişi yanı sıra birlikte hareketin pek çok örneğine tanık olduk. Bu hafta Avrupa Merkez Bankası’nın aldığı kararda Atlantik ötesinden gelen ricanın ve yeni bir işbirliği arayışının etkisi olabilir; Basın toplantısında ABD’li yetkililerin görüşlerinin ciddiye alındığı söylemi bu konuda bir işaret olabilir. Zira Avrupalılar emtia fiyatlarının hâlâ yükseliş eğiliminde olduğunu ve böyle olmaya devam edeceğini düşünerek, enflasyonun ikincil etkilerinden kaçınmak adına euroyu güçlendirmek için faiz yükseltebilir veya bu yönde güçlü bir mesaj verebilirdi, bu durumda euronun daha da güçlenmesi söz konusu olabilir, devamında doların güç kaybediyor olmasına bağlı olarak emtia fiyatlarındaki düzeltme yerini yeni bir yükselişe bırakabilirdi. Gelişmeler böyle olsa yükselen enflasyon baskısı nedeniyle federal reservenin durumu tartışmalı hale gelibilirdi… Fakat böyle olmadı faizler değişmedi ve yükseliş yönünde güçlü bir mesaj verilmedi, euro değer kaybeder iken dolar güçlendi ve emtia fiyatları gerilemeye devam etti, enflasyon endişeleri azaldı.

 
Yunanistan’a ilişkin dedikodular euronun değer kaybını hızlandırdıkça dolar daha güçlendi, emtialar geriledikleri düzeylerden yeni bir sıçrama yapamadılar. Bu tablo her ne kadar endişeyi farklılaştırsa, Atlantik’in iki yakasını birbirene yakınlaştırsa ve piyasaları kısmen rahattasa da kafalar rahat değil. Zira emtia fiyatlarındaki sert gerelemelerin paniğe dönüşüp diğer piyasalarıda etkilemeye başlaması ve riskten kaçınma eğilimini güçlendirmesi deflasyonist tehlikeyi ortaya çıkarıyor ve bu tablo kredi krizine dönüşebiliyor.
 

Geçtiğimiz hafta genelinde yaşananlar bundan sonra yaşanacaklar açısından öncübir sarsıntı olabilir ve riskten kaçınma eğiliminin genele yayılması engellenemeyebilir… Zira küresel sorun ve dengesizliklerin ağırlaşmaya devam ettiğini unutmamak, unutturmaya çalışanlara pek itibar etmemek gerekiyor. deflasyonist tehlike riskten kaçınma eğilimi güçlendikçe büyüyecek ve bu eğilimleri durdurmak adına para politikaları daha da gevşetilmek zorunda kalınacak; devamında emtia fiyatları yeni rekorlar kıracak ve enflasyon baskısı geri dönecek, sorun ve dengesizlikler ağırlaştığı sürece bu kısır döngüden çıkılamayacak. Geçtiğimiz hafta içinde olduğu gibi örtülü müdahalelerle gün kurtarılabiliyor ancak içine düşülen açmazdan çıkılamıyor, sorunların ağırlaşması önlenemiyor. Yunanistan’a ilişkin beklenti ve dedikodular gidişin yönünü işaret ediyor. Borç yapılandırması gereği geçiştirilemeyince Avrupa Komisyon Euro Bölgesi Maliye Bakanları’nı acil toplantıya çağırmış ve bir Alman dergisinin internet haberine göre söz konusu ülkenin eurodan çıkarılması tartışılmış! Yapılan açıklama ise ek yardım için uygun teminat arandığı şeklinde…

 
Dünya ekonomisinin sağlıklı olmadığı, istikrarsızlığı büyüdüğünü ve bu gerçeklerin zaman zaman piyasaları etkilediği, belirsizlik ve kırılganlığın arttığı görülüyor. Evdeki hesaplar çarşıya uymuyor. Denge bulunamıyor, enflasyon veya deflasyon ikilisinden uzak durmak mümkün olamıyor ve geniş kitleleri işlerin düzeleceğine inandırmak zorlaşıyor…

M.Uğur CİVELEK

Dünya Gzetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Mahfi Eğilmez: Reel Faiz, Reel Getiri Hesapları

Türkiye’yi sıcak para cenneti haline getiren para politikasını alkışlıyor ve yabancıya Tobin Vergisi’ne karşı çıkıyoruz.   Faiz, bir kişi ya...

Kapat