TÜSİAD: Hızlı Büyüme İçin Türkiye Hızlı Tren Olmalı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, yıllık yüzde 8′lere ulaşan büyüme oranının gerçekleştirilemez olmadığını belirterek, “Tüm önemli ve ayrıcalıklı özellikleriyle birlikte Türkiye ekonomisinin bu hedef çerçevesinde büyüme açısından bir tür hızlı tren özelliğine kavuşturulması zorunluluğu karşımıza çıkıyor” dedi.

 
Boyner, “Türkiye’de Dış Ticaret Lojistiği: Maliyet ve Rekabet Unsurları” başlığıyla hazırlanan raporun duyurulması amacıyla düzenlenen seminerin açılışında yaptığı konuşmada, 2023 yılını hedeflerine değinerek, “Türkiye ekonomisini dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapma”nın, bu vizyonun “en kapsayıcı” hedefini oluşturduğunu söyledi.

 
2023 yılı ihracat hedefinin 500 milyar dolar olduğu hesaba katıldığında Türkiye’nin gerek üretim, gerek yatırım, gerekse ticaretinin önünü açacak hızlı dönüşüme girmesi gerektiğini dile getiren Boyner, şöyle devam etti:

 
“Türkiye’nin üretim modelinin yapısal reformlarla beslenerek, daha rekabetçi ve verimlilik tabanlı hale gelmesi gerektiğini daha önce biz birkaç kere vurguladık. Bunun yanı sıra ticaretin basitleştirilmesi ve gümrük mevzuatı ve gümrüklerin altyapısının geliştirilmesi de büyük önem arz ediyor. Özellikle küresel kriz sonrasında dünya rekabetinin kriz öncesi dönemden çok daha zorlu geçeceği aşikar. Dolayısıyla bu süreçte ticaretin basitleştirilmesi ve ihracat hacmindeki artışa cevap verebilecek bir lojistik altyapıya sahip olmamızın önemi de daha fazla ortaya çıkıyor.”

 

Boyner, son yıllarda Türkiye’nin, dış ticaret işlemlerinin basitleştirilmesine yönelik “önemli” adımlar attığını kaydederek, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği uyarınca gümrük mevzuatlarının uyumlu olması gerektiği bilinciyle, TÜSİAD olarak bu sürece görüşleriyle katkı sağlamaya çalıştıklarını ifade etti.

 

“Cari açık, risklerin en dikkat çekenlerinden biri olmaya devam ediyor”

 
Gümrüklerin teknolojik altyapısının mevzuat değişikliğini karşılayacak yapıda olmasının yanı sıra lojistik altyapısının geliştirilmesi, dış ticaret sürecinde maliyetlerin düşmesi ve rekabet gücüne destek verici nitelikte düzenlemelere gidilmesinin, Türkiye iş aleminin hem AB hem diğer ülkelerle rekabette geri kalmaması açısından önemli olduğunu belirten Boyner, şu değerlendirmelerde bulundu:

 
“Ülkemizin genç bir nüfus potansiyeli var. Büyük ve dinamik iç pazar yapısı var. Uyum ve rekabet gücü yüksek girişimci zenginliği var. 2001 sonrası edindiği ekonomik güç ve direnç alanları ve jeostratejik üstünlükleri var. Tüm bunları değerlendirdiğimizde, elbette ki yıllık yüzde 8′lere ulaşan büyüme oranı gerçekleştirilemez değil. Tüm bu önemli ve ayrıcalıklı özellikleriyle birlikte Türkiye ekonomisinin bu hedef çerçevesinde büyüme açısından bir tür hızlı tren özelliğine kavuşturulması zorunluluğu karşımıza çıkıyor. Tıpkı klasik bir tren ve tren yoluyla yapılan yolculuklarda çıkan yüksek hızların neden olduğu riskler gibi, özellikle de son 2 yıllık dönemde de görüldüğü gibi, yüksek hızlı büyüme dönemleri karşımıza yönetilmesi gereken önemli riskler çıkarıyor.

 
Hepimizin malumu, cari açık, bu risklerin en dikkat çekenlerinden bir tanesi olmaya devam ediyor. Cari açığımızın 2011 yılında 77 milyar dolara yükseldiğini biliyoruz. Cari açığın en önemli bölümünün de dış ticaret açığımızdan kaynaklandığını da görüyoruz. 2011 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı da geçen seneki yüzde 61,5 oranından yüzde 56′ya düştü. Bu da, yine yönetmemiz gereken bir risk olarak önümüzde duruyor. Ama yapısal problemlerimiz devam ettikçe, cari açıkla ilgili önlemler başarılı olsa bile başka problemlerle yüzleşmemiz, elimizdeki yapının kaçınılmaz bir sonucu olacaktır. Yıllık ortalama yüzde 5′lerden çok daha büyük, çok daha yüksek büyüme oranlarına vites yükseltmek, bu hıza çıkıldığında sorun yaratmayacak sağlam, pürüzsüz ve dış koşullara zafiyetleri en aza indirilmiş bir tren yolunu yani büyüme patikasını da gerektiriyor. Elbette ki bu da, kısa vadede sadece makropolitikalar ile çözülemeyecek yapısal nitelikte bir sorun.”

 
Türkiye ekonomisinin, 2001 krizinden sonraki görece başarılı performansının arkasında hayata geçirilmiş yapısal reformlar ve sağlanan makroekonomik istikrarın bulunduğunu belirten Boyner, makro politikaların, sürdürülebilir yüksek büyümenin sadece ön koşulu olduğunu kaydetti.

 
Ümit Boyner, orta vadede sürdürülebilir büyümenin ve sağlıklı bir dış ticaret dengesinin, verimlilik ve rekabet artırıcı politikalara bağlı olduğunu unutmamak gerektiğine işaret ederek, bu bağlamda, gümrük işlemleri ve lojistik süreçlerinde atılacak adımların, ihracatçının önünü açacağını ve Türkiye’nin sağlıklı büyüme patikasına ulaşmasında önemli bir katkı sağlayacağını düşündüklerini söyledi.

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
İnşaatlara Sıkı Takip

Çalışma Bakanlığı Esenyurt’taki facia sonrasında 400 iş müfettişi daha görevlendirdi ve işgüvenliği uzmanında online denetime geçti.   İstanbul’da Marmara Park...

Kapat