Türkiye Dinamit Üzerinde Oturuyor

Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt, “Ben Türkiye’yi hacıyatmaza benzetiyorum. Hiçbir zaman yere düşmez. Biz böyle biraz yatarız, tekrar kalkarız. Türkiye’nin bir hacıyatmaz gibi tekrar ayağa kalkıp başarılı olacağına inanıyorum” dedi.

 
Akkurt, Capital ve Ekonomist dergileri öncülüğünde, Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda ve Feryapı etkinlik sponsorluğunda “Ekonomi 2012″ başlığıyla CEO Club toplantısında yaptığı konuşmada, dünyada çok hızlı değişim olduğunu ve bunun sancılarının yaşandığı bir dönemden geçildiğini söyledi.

  
Bugün yaşanan bilgi toplumunun hayatımızda değişiklikler getirdiğini ifade eden Akkurt, “Buraya nasıl gelindi? Bir sürü yine sıkıntılı dönemlerden geçilerek gelindi. Ben hep 1979’daki krizden yola çıkıyorum. O zaman da dünyada çok ciddi siyasi ve ekonomik değişim oldu. Bugün bakıyorsunuz Güney Avrupa’da bütün iktidarlar değişiyor. Yine 1979-1980 döneminde Güney Avrupa sosyalizminden hep bahsettik. Bütün sosyalist iktidarlar gündeme geldi. Şimdi bunun tersi yaşanıyor, doğaldır. Kuzeyde de farklı değişiklikler olmuştu. Sonuçta bir değişimi yaşıyoruz” dedi.

  
Akkurt, bilgi çağının bu kadar içinde yaşıyor olmanın herkesin her şeyden aynı anda bilgi sahibi olması, doğal olarak sosyal katmanlarda “ben neden diğerinden farklıyım ve daha fakirim veya daha az gelirliyim, neden benim haklarım daha kısıtlı”yı sorgulamaya başladığını, bunun beraberindeki bu sosyal çalkantıların, hayat standardını yükseltmek, tüketimi daha da fazla artırmanın bugünkü durumu getirdiğini söyledi.

 
Akkurt, “Sonuçta nedir; bahsettiğimiz eksen kayması ekonomik olarak başladı, yarın öbür gün bunun siyasi etkilerini de göreceğiz. Batı dünyasından Doğuya, Asya’ya, yarın öbür gün Afrika’yı da yaşayacağız, belki 10 sene sonra, dünyada gelir dağılımını giderici, herkesin belli bir şekilde bir pay sahibi olduğu bir düzene doğru gidiyoruz. Şimdi onun sıkıntısını yaşıyoruz” diye konuştu.

  
İşin önce Amerika’da başladığını, 1989’da Berlin duvarı yıkıldığında yine Amerikada krizler olduğunu, sonra 1990-1991-1992’de Avrupa’da kriz yaşandığını hatırlatan Akkurt, “Bizler o zaman kapalı bir ekonomi olduğumuz için pek hatırlamıyoruz ama 1992 Eylül ayı İsveç’te overnight faizler yüzde bine çıktı. Ben hayatımda ilk defa o zaman görmüştüm. Daha sonra o değişikliler ve krizler 1994’te bize kriz olarak yansıdı. O zaman bu kadar iletişim olmadığı için bu krizler dolaşa dolaşa gidiyordu, bugünkü fark, herkes aynı anda yaşıyor, giriyor ama herhalde aynı anda çıkacağız” diye konuştu.

 
Dünyada bir değişim olduğunu, onun da sancılarının da şu anda yaşandığını söyleyen Akkurt, “Şu anda kriz Avrupa ülkelerinde. Ben biraz belki kehanette bulunacağım ama bir müddet sonra bu krizin ekonominin motoru olarak görünen, dünya ekonomisinde işte öyle fırlayan, böyle fırlayan Hindistan ve Çin’i de bir müddet sonra etkileyeceğini tahmin etmek herhalde yanlış olmaz diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
 

HEP AŞAĞIYA DOĞRU GİTMEZ”

 
Soruları da yanıtlayan Akkurt, hayatta hiçbir şeyin devamlı aşağı gitmeyeceğini veya devamlı yukarı çıkmayacağını belirterek, şunları kaydetti: “Hindistan ve Çin devamlı büyüme gösteriyorlar ama biliyoruz ki bunların da kendi içinde yapısal sorunları var. Bunlar dünyayı negatif de pozitif de etkileyecek. Yüksek enerji maliyetlerinden bahsediyoruz. Çin bütün bunları üretim kapasitesi ile kapatıyordu. Bu üretim kapasitesi biraz kaybolabilir. Dünyada belli maliyet artışları gündeme gelebilir. Türkiye’ye gelince, ben Türkiye’yi hacıyatmaza benzetiyorum, hiçbir zaman yere düşmez. Biz böyle biraz yatarız, tekrar kalkarız. Buradan Türkiye yine kazançlı çıkacaktır, Çünkü ürettiği mal grupları itibariyle baktığımızda, Çin ve Hindistan’a çok yakın mallar üretiyor. Çin ve Hindistan’dan belli grup malları ithal eden ülkeler, başta AB olmak üzere Türkiye’ye biraz daha o dönemde yakın olabilir, talepleri artabilir. Avrupa’da faizler çok yüksek. Bir İtalyan firması yüzde 5-6 ile borçlanıyor, bir Alman firması yaklaşık 1,5-2’ler civarında borçlanabiliyor. Yüksek maliyet farkları başta İtalya olmak üzere rekabetçi güçlerini azaltmaktadır. Türkiye’de diyeceksiniz ’firmalar 4-5 ile borçlanıyor’ ama bizim daha elastik yeteneğimiz olduğunu göreceğiz. Bu durumda da Türkiye’ye bir ihracat potansiyeli beklenenin aksine belki orta vadede artacağını ben öngörüyorum. Çünkü belli firmalar artık Güney Avrupa bölgesinde üretimlerini yapamayacakları için yaşamak zorundalar. İthalat yapacaklar, en yakın, en uygun ülke Türkiye’dir. Ben her ahvalde Türkiye’nin bir hacıyatmaz gibi tekrar ayağa kalkıp başarılı olacağına inanıyorum.”
  

BANKALARIN GÜCÜ NEREDEN GELİYOR?

 
Nuh Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Atalay Şahinoğlu’nun “Bankalarımız çok güçlü’ diyorsunuz. Bu güç nereden geliyor? Birdenbire böyle patronlar bankalara sermaye mi dayandı? Yoksa Türkiye’nin yediği dayakta aldığınız 70-80 milyar doların mı fonksiyonu var? Bir de her banka gelecek sene kurları pariteyi ne görüyor?” şeklindeki sorusuna karşılık, biraz haddinden fazla popülist yaklaşımlarla “bu paraları bankalar aldı” diye çeşitli rivayetler ortaya atıldığını, o paraları bankaların almadığını, o paraları Türkiye’nin aldığını belirtti.

  
Akkurt, “Onu sadece bankalar değil, siz, biz ve en başta da tabii o zamanki mevcut iktidarlarımızın muhteşem icraatları sonucunda o zamanki organizasyonlar yedi. Bunu, ’herkesin aldığı, nemalandığı dönem’ olarak görmek lazım. Herkes tatlı para kazanırken bir şey yoktu, duvara toslayınca da bankalar suçlu olmuş gibi oldu. Eğer öyle ise bu Avrupa’da da Amerika’da da çok tartışılıyor, bankaları başıboş kim bıraktı? Neden devlet otoriteleri, ilgili düzenleyici otoriteler görevlerini yapmadılar. Ama 2001’den itibaren bu bağımsız organizasyonlar, arkalarına da siyasi otoriteyi, Meclisi alarak, bütün çürük elmaları temizleyerek, bugün Türk bankacılık sistemini güçlü hale getirmişlerdir” dedi.

 
Bugün Türk bankacılık sisteminin güçlü olduğunu söyleyen Akkurt, sermaye yeterlilik rasyosunun bütün Avrupa’daki, Amerika’daki bankalardan yüksek durumda olduğunu anlattı.
 

Akkurt, “Biz geçmişte ağır bir bedel ödedik. Bugün aynı bedeli Batı ekonomileri ödediler ve ödemeye de devam ediyorlar. Biz fakirleştik, şimdi aynı durum Batı ekonomileri için geçerli. AB ülkelerinde mutlaka ve mutlaka bir küçülme olacaktır. Bankaların aktifleri küçülecektir. Bunu söylemiyorlar, ’yok kurtaracağız’ diyorlar ama gerçeklere baktığımız zaman oraya gidiyor. Türkiye bankacılık sistemi olarak bu bedeli 2001’de ödedik, yabancılar, Batı ekonomileri, 2008’den beri şu anda ödüyorlar. Bizim 3-4 senemizi aldı. Onların da yaşayacağı, geçeceği bir dönem var” diye konuştu.
 
 
“ÖRTÜLÜ FAİZ POLİTİKASI UYGULANIYOR”
 

Döviz kurlarıyla ilgili olarak da Akkurt, şunları kaydetti: “Emin olun istediğiniz kadar analizler, tahminler yapın her zaman bunları doğru olarak tutturmak mümkün değil. Burada kalkıp da tahmin yapmak mümkün değil, akıl karı da değil. Ama bakacak olursak görünüyor ki, 1,9’lara yaklaştığı zaman bir şekilde merkez bankasının çeşitli mekanizmalarla müdahalesi oluyor. Tahmin ediyorum, 1,7’lerden aşağıya da pek düşmeyecek. Diyeceksiniz ki ’bunu herkes tahmin eder, çok geniş yelpaze sunuyorsun’, doğrudur burada bizlerin sizlerden farkı yoktur. Bunun gerçeğini kabul etmek lazım. Ama görünen o ki o eski 1,4’ler 1,5’ler pek mümkün olmayacak Türkiye’nin içinde yaşadığı durumdan ve hala düşük bile gelse ama batı ekonomilerine göre yüksek oranda büyüme hızı devam edeceği için.”

   
Şu anda devam eden yüksek faiz politikasının, aslında üstü örtülü bir faiz politikası uygulandığını söyleyen Akkurt, onun da şu ada kuru 1,8’ler civarında tutabildiğini ama Merkez Bankası’nın bu konuda gerektiğinde müdahale etme sopasını bir şekilde elinde tuttuğunu söyledi.

 
Akkurt, “Bu, şu demek değildir, her zaman ihaleler açıyor, ’ben şöyle gireceğim böyle çıkacağım’ diye, bunu o kadar da fazla beklememek lazım. Sonuçta doğal akışı içerisinde kurların da bu bant içerisinde seyredip çok da fazla yukarı çıkmasını belki beklemeyeceğiz. Çünkü bu yüksek faiz politikası sonuçta borçlanmayı ve büyümeyi bir anlamda negatif etkileyeceği için iç talebin bir miktar daralmasını beklemek lazım” diye konuştu.  Ziya Akkurt, “Şu anda bir dinamitin daha üzerinde oturuyoruz, tüketici kredileri” dedi.

 
“DİNAMİT ÜZERİNDE OTURUYORUZ”
 

Başka bir soruya karşılık da Akkurt, 2008-2009’da ABD’deki bankaların zor durumda bile Türkiye’deki sendikasyonlara katıldıklarını, Avrupa’daki bankaların da bu dönemde sendikasyonları destekleyeceğine inandıklarını söyledi.

  
Fiyatların değişeceğini ancak sendikasyonların başarılı şekilde sonuçlanacağını dile getiren Akkurt, sendikasyonlarda Ortadoğu, Uzakdoğu, belki Rus bankalarının katkısını görebileceklerini belirtti.
 

Ziya Akkurt, tüketici kredilerinde dikkatli olmak gerektiğini belirterek, “İhtiyaç kredilerinde çok dikkatli olmamız lazım. Zaten BDDK da ona yönelik önlemler aldı” dedi.

 
Avrupa’da bilançoların yüzde 60-70’inin gayrimenkul sektörüne dayalı krediler olmasının iyi bir şey olmadığını ifade eden Akkurt, “Neden Avrupa’da öyle, bizde öyle değil? Çünkü biz genç bir sanayi ülkesiyiz, bizdeki kaynaklar genelde sanayi sektörüne, ekonominin gerçek ihtiyaçlarına gidiyor. Orada bir tıkanma söz konusu olduğu için bana göre çok da faydalı olmayan maalesef gayrimenkul yatırımlarına gidiyor bunlar. Binaların sahipleri bakıyorsunuz bankalar veya başka kuruluşlar, bizde öyle bir durum yok” diye konuştu.

 
Takipteki kredilerde önümüzdeki sene bir artış bekleyip beklemediklerine ilişkin olarak da Akkurt, pek ihtimal vermediğini söyledi.

  
Akkurt, “Bu işte her zaman takipteki kredi olur. Bu biraz aşağı iner biraz yukarı çıkar” dedi.

 
Ek tedbirlere ilişkin olarak da Akkurt, bu alınan önlemlerin sonucunun bekleneceğini kaydetti.
Akkurt, tutsat (mortgage) ile ilgili olarak da herkes ihtiyacı için alındığından orada fazla sorun olacağını zannetmediğini belirtti.

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Honda 304 Bin Aracını Geri Çağırıyor

Honda, hava yastıklarındaki sorun nedeniyle küresel çapta 304 bin aracını geri çağırıyor.   Honda açıklamasında, hava yastıklarının çarpışma anında çok...

Kapat