Turkish Yatırım: Etkilenen Sadece Hisse Senetleri

Şubat ayında %0.56 oranında artış gösteren tüketici fiyatları TÜFE’yi yıllık bazda 10.43’e geriletirken, ÜFE’deki Temmuz’dan bu yana ilk %0.09’luk düşüş ise UFE’nin yıllık bazda dokuz ay sonra tek hanelere %9.15’e gerilemesine imkan tanıdı. Kötü hava şartları nedeniyle Yine gıda fiyatları manşet enflasyona ana katkıyı yaparken enerji fiyatlarındaki %0.8’lik artışa dikkat çekmek gerekiyor. Petrol fiyatlarının yüksek seyri önümüzdeki aylarda doğalgaz ve elektrik fiyatlarında artış riski taşıyor. Bu da çekirdek’te henüz manşetteki gibi döndük dememizi zorlaştırıyor. ÜFE’de ise kötü hava şartların ve bunun yarattığı arz problemine karşın enerji üretim maliyetinin %4,59’lık azalma kaydetmesi ilginç .
 

Diğer taraftan döviz kuru geçişkenliğinin azalması ve TL’nin istikrarı TCMB’nin beklediği gibi tüm çekirdek enflasyon göstergelerinde gerileme olmasını sağladı. TCMB’nin dikkat ettiği H endeksi %8,47’ye ve I endeksinde %8,12’ye geriledi. TÜFE önemli bir sürpriz yaratmadığından piyasamızda etkisi olmazken, TCMB’nin parasal politika değişikliğine gitmemesini ama başta petrol olmak üzere risklere dikkat çekmesini beklemekteyiz.
 

Piyasalarda Çin’in 2012 yılına ait büyüme beklentisini %7,5 ile 2004’den buyana en düşük seviyeye çekmesinin ve Euro bölgesinde hem hizmet hem sanayi PMI’larının aşağı revize edilmesinin sıkıntısını görmekteyiz. %8’in altında Çin’in büyümesi Avrupa’daki büyük çaplı bir resesyon beklentilerine neden olmakta. Avrupa zaten kemer sıkmaktan büyüme zordalar birde büyük Pazar Çin’deki düşük büyüme hepten zor bir AB gündemi oluşturur.

 
Çin’in 2012 büyüme hedefini %7.5 revize etmesinin artık çevreye duyarlı ve sosyal adete ağırlık veren kaliteli üretimden yana olarak algılanmasına ise inanmak ne kadar gerçekçi diyorum. Bu PMI’lar Merkez Bankalarının daha önce tavırlarının değişmesine neden olmuştu hatırlatmakta yarar var.
 

Yunanistan’ın tahvil takasını resmen başlatabilmesi için gereken yasal sürecin tamamlanmasının üzerinden bir hafta geçmesine karşın, elinde Yunan devlet tahvili bulunan kreditörlerin takasa fazla ilgi göstermemesi piyasalarda Yunanistan için THE END’e mi gidiyoruz sorularında beraberinde getirmekte. Tahvillerinin değerinin %53.5 düşürülmesi, % 15’inin iki yıl vadeli EFSF tahvili ve geri kalan %31.5 için ortalama %3.65 faizli ve vadesi 30 yıla kadar uzayan yeni Yunan tahvilleri almayı kabul eden banka ve kreditörlerin oranı %5’i geçmedi. Katılımın tatmin edici sayılabilmesi için % 66’yı geçmesi gerekiyor.
 

Piyasalarda bunun tedirginliğine Avrupalı Bankaların ECB’den aldıkları likiditeyi kredi mekanizmalarının çalışması yönünde değil de 821 milyar euroya ulaşan gecelik %0.25 faizle ECB’de tutmalarından görmekteyiz. II LTRO ihalesi öncesinde rakam 452 milyar euro, İhaleden sonra 777 milyar euro şimdide 821 milyar euro. Yunanistan’ın özel sektör kreditörlerinin gönüllü borç takasına katılımlarının çok düşük kalacağı CAC olarak bilinen “kolektif eylem kararı” için çağrı yapılmasının gerekebileceği, Bankaların II LTRO’dan sağladıkları likiditeyi finansal güçlük çeken Avrupa ülkelerindeki işlerinden kaynaklanabilecek yeni problemleri önlemek ve kendi kendilerine yetmeleri ve risklerini azaltmaları için kullanmalarına yol açıyor. CAC´ların tetiklenmesi halinde Yunanistan´ı temerrütte ilan edecekleri uyarısında bulunan kredi derecelendirme kuruluşları böylece üç yıldır devam eden sürecin dramatik bir şekle girmesini an meselesi olduğuna dikkat çekiyorlar. Böyle bir durumda Piyasaların aylardır söylediği Yunanistan´ın temerrüdüne hazırız’ın gerçekleşmesi durumunda Yunanistan´ı ve bankalarını ECB fonlamasına erişemez hale gelmesi yeni sorunları da beraberinde getirecektir.

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Nuri Sevgen: Persler Yine Sahnede

Yunanistan’ın yarın yapmaya başlayacağı beklenen borç takasına ilginin zayıf kalacağına dair beklentiler ve Çin’in 2012 büyüme hedefini %8’den 7,5’e düşürmesi...

Kapat