Süleyman Yaşar: OECD Olmasa Dünya Ne Kaybederdi?

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), önceki gün, dünya ekonomisiyle ilgili görüşlerini açıkladı. OECD’ye göre, dünya ekonomisi enflasyon riskiyle karşı karşıya. Bu yüzden de merkez bankalarının politika faizlerini yükselterek önlem almalarını öneriyor.

 
Peki OECD hangi merkez bankasına, hangi faiz haddini öneriyor? OECD, Amerikan Merkez Bankası’na kısa dönem politika faizlerini yıl sonuna kadar yüzde 0-0.25′ten yüzde 1 ve 1.25′e, 2012 sonunda da yüzde 2.25′e yükseltmesi için akıl veriyor. Oysa ABD’nin, faiz arttırdığı takdirde yüzde 9 olan işsizlik oranını azaltması mümkün olamayacak. Çünkü ABD ekonomisi en küçük bir faiz artırımında resesyona girebilir.Peki ABD’nin resesyona girebileceğini kim söylüyor? Nobel İktisat ödülü sahibi iktisatçı Robert Mundell, euro/ dolar paritesinin 1.30 ve 1.40 bandına alınmasını, aksi takdirde dolar değer kazanıp euro/dolar paritesi 1.30 seviyesinin altına inerse, Amerikan ekonomisinin resesyona gireceğini ileri sürüyor. Çünkü Amerika ile Avrupa arasındaki dış ticaret dengesinin ancak, euro/ dolar paritesinin zaman içinde daha da sıkıştırılarak 1.30′un altına düşmeyecek bir biçimde banda alınması halinde kurulacağını belirtiyor. Ayrıca Mundell, euro/dolar paritesinin kendi önerdiği düzeyde olmasının, dünya ekonomisi için en iyi ilaç olduğunu söylemekten de çekinmiyor.
 

Hemen unutmadan belirtmekte fayda var, Mundell, doktorasını MIT’de yapmış olan ve optimum para sahası teorisini ortaya atan iktisatçı. Avrupa Para Birliği’nin de fikir babası.Mundell’in bu tespitinin ardından OECD’nin önerisine dönersek… Eğer OECD’nin düşündüğü gibi Amerikan Merkez Bankası bu yıl içinde hızlı bir faiz artırımına giderse dolar değerlenir ve euro/dolar paritesini 1.30′un üzerinde tutmak mümkün olamaz. Böylece hem Amerikan ekonomisi hem de Amerikan faizlerinin hızla artışıyla dış şok yaşayacak gelişmekte olan ülkeler bu hızlı faiz artışından olumsuz etkilenirler. Sonuçta da dünya ekonomisi yeni bir bunalıma girebilir.
Belki hatırlayanlar olacaktır… OECD, 2008 dünya krizinde Türkiye’nin hemen IMF’den yardım almasını önermişti. Aksi takdirde bunalıma gireceğini ileri sürmüştü.

 
Oysa olaylar, OECD’nin Türkiye ekonomisini iyi bilmeyen iktisatçılarının düşündüğü gibi gelişmedi. Türkiye IMF ile anlaşma yapmayarak krizden fazla hasar almadan kurtuldu. Eğer anlaşma yapsaydı şu anda ekonomi böylesine sağlam olmayabilirdi. Çünkü kamu borç yükü, IMF’den alınan para kadar artacak ve kamu maliyesine geri ödeme baskısı yapacaktı.
Anlayacağınız bir ülke ekonomisinin dinamiklerini iyi bilmeyen iktisatçıların önerileri, o ülke için olmadık sorunlar yaratabilir.
 

İşte bu nedenle,OECD, faiz artırımı önerip ABD’ yi de durgunluğa sokabilir. Aslında artık şu soru da sorulmalıdır:
 
“Problemleri tanımlayan, tartışan ve politika üreten ama çoğunlukla yanlış politika üreten OECD olmasa dünya ne kaybeder?” Bize göre hiçbir şey kaybetmez. ABD’nin 2.Dünya Savaşı’nın ardından Marshall Planı’nı uygulatmak için kurdurduğu bir kuruluş olan OECD görevini çoktan tamamladı ve ömrü doldu artık.

Süleyman YAŞAR

Sabah Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Forex: U.S. Dollar To Benefit From Shift In Risk Sentiment, OECD Calls For BoE Rate Hike

Currency traders showed a fairly muted reaction to the dismal U.S. Durable Goods Orders report, but the drop in private...

Kapat