Süleyman Yaşar: AK Parti Nasıl Değerlendirilmeli?

Dün Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Kurulu’nda iktidar partisi ve ana muhalefet partisi liderleri konuştu.
 

Başbakan Erdoğan, “hiçbir seçim döneminde böyle bir istikrarın yaşanmadığını belirterek, 19 milyon olan yoksul sayısını sekiz yılda 12.5 milyon kişiye gerilettiklerini söyledi ve konuyu çetelere getirdi. İş dünyasının dikkatini çetelerle mücadeleye çeken Erdoğan, “2002 öncesinde çetelerin alın terine musallat olduğunu, işvereni tehdit ettiğini ama şimdi bunların yok olduğunu” belirtti. Siyasete “siyaset mühendislerinin” değil, siyasete , ” milletin” şekil vermesi gerektiğinin, vesayete karşı olduklarını, yeni, katılımcı, sivil ve özgürlükçü anayasa çalışmasını başlatacaklarının da tekrar altını çizdi.
 
Başbakan Erdoğan’ın konuşmasının ardından kürsüye gelen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ise, “bu hükümetin büyüme ve istihdam politikası var mı? Bilen varsa söylesin. Sadece para politikasıyla ekonomi yönetilemez, cari açık büyük bir risktir” diyerek AK Parti hükümetlerini eleştirdi.

 
Gelelim Kılıçdaroğlu’nun eleştirilerinin tutarlılığına… Kılıçdaroğlu’na göre, AK Parti sadece para politikasıyla ekonomiyi yönetiyor. Oysa AK Parti para politikasını pek kullanamadı. Çünkü bağımsız Merkez Bankası’nın başında 2002′den 2011 yılı Nisan ayına kadar AK Parti’nin göreve getirdiği kişiler bulunmadı. Çünkü AK Parti’nin Merkez Bankası için atamayı düşündüğü adaylar dönemin Cumhurbaşkanı tarafından 2006′da reddedildi. Bunun sonucunda da CHP’nin görüşlerini ve bürokratik vesayet düşüncesini destekleyen kişiler Merkezi düne dek yönettiler.
 

Yüksek faiz-düşük kur politikası, bu kişilerin tercihi olarak ekonomide kaynak dağılımını bozdu ve cari açığı çoğalttı. İşte bu nedenle , AK Parti para politikasında değil, aksine maliye politikasında çok başarılı oldu. Çünkü AK Parti,1992- 2000 yılları arasında içi boşaltılan bankaların, “kim ne veriyorsa ben beş lira fazlasını veriyorum” popülizminin ve kadınlarda 38, erkeklerde 42 yaşında erken emekliliğin bütçeye getirdiği yükü devir aldı. Sadece bankaların içinin boşaltılması sonucu ortaya çıkan borç yükü 382 milyar lira oldu.
 

AK Parti bütün bu borçları ödedi. Buna ilave olarak vatandaşa olan tasarrufu teşvik ve konut edindirme yardımlarından 13.5 milyar lira borcu da ödedi. Ve Kılıçdaroğlu, her ne kadar ” ben sorumlu değilim, siyasetçinin emrini uyguladım” dese de, SSK açıklarının getirdiği yükü de AK Parti sırtladı.
 

Hemen belirtelim, Kılıçdaroğlu bir bürokrat olarak SSK açıklarının sorumluluğundan kurtulamaz. Çünkü bürokrat, devletin sürekli ve asli elemanıdır.Gerekirse siyasetçiye karşı, devlet malını ve parasını korumakla görevlidir. Bu yetkiyi de anayasadan alır.
Siyasetçi gelip geçicidir. Bürokrat, siyasetçinin kurumu batıracak kararlarını uygulamaz. Uygularsa onlarla birlikte sorumlu olur. “Emir verdiler, uyguladım” savunması doğru bir savunma olamaz. Bir bürokratın siyasetçiyle aynı suça ortak olmamak için görevinden istifa etmesi gerekir. Eğer Kılıçdaroğlu kendisini böyle savunmaya kalkarsa, ona da aynı yol gösterilir, ” istifa etmeliydin” denir. Büyüme ve istihdam konusuna gelince…Bütçe üzerindeki büyük borç yükünü yüzde 94′ten yüzde 40′a, bütçe açığını yüzde 19′dan yüzde 3′ün altına geriletip, son sekiz yılda ortalama yüzde 4.9 oranında büyüme hızı yakalamak ve işsizliği yüzde 11 seviyesinde tutabilmek büyük bir başarıdır. Çünkü 2002 öncesi dönemin ahbap-çavuş kapitalizminin kamu bütçesine bıraktığı borç yükü, bu ülkede kaynakların yatırıma yöneltilmesini engelledi. İşte bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun eleştirileri doğrusu dinleyeni tatmin etmiyor.

 
Hatta bütün bu büyük borç yüküne rağmen, AK Parti’nin eğitim ve sağlık harcamalarını çoğaltarak hizmetin miktar ve kalitesini arttırması ve askeri harcamaları azaltması takdir edilmesi gereken bir uygulama oldu. Aslında Kılıçdaroğlu’nun AK Parti eleştirilerine bir cevap da “okyanus ötesinden” Nobel Ödüllü romancı Orhan Pamuk’tan geldi. Pamuk, Amerikan PBS Televizyonunda ünlü sunucu Charlie Rose’nin bir sorusu üzerine’ “AK Parti’nin ordunun gücünü azalttığını ve bunun Başbakan Erdoğan’ın en başarılı olduğu konu olduğunu” söyledi.

Süleyman YAŞAR

Sabah Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Fatih Özatay: Bahane Haklı mı?

Türkiye’de temel enflasyon ile tüketici enflasyonu arasındaki fark, son aylarda gözlenen eğilim kalıcı olmazsa, çok farklı.   Tüketici enflasyonu ile...

Kapat