Şubat Sanayi Üretimi Güçlü İlk Çeyrek Büyümesini Teyit Ediyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) sanayi üretimi endeksinin Şubat ayında %13,9 ile %16,6’lık piyasa beklentisinin altında bir performans sergilediğini duyurdu. Endeksin son üç ay içerisinde sergilediği en düşük yıllık büyüme oranına denk gelen bu gerçekleşmenin %14,3’lük göreceli olarak daha kötümser olan öngörümle önemli ölçüde örtüştüğünü görüyorum. Diğer taraftan yapılan 0,1 puanlık göz ardı edilebilir yukarı yönlü güncelleme ile %19 seviyesine ulaşan Ocak ayı büyüme temposu ile beraber bugün açıklanan rakam Ocak-Şubat dönemi ortalama sanayi üretimi büyüme temposunun %16,5 olduğuna işaret etmekte.

 
TÜİK verilerine göre yıllık büyüme hızındaki yavaşlama ana kategoriler içerisinde baskın ağırlığa sahip olan imalat sanayi sektöründe %14,7’ye yaşanan çekilme ile oldukça belirgin. Bu grubun önceki iki aydaki ortalama büyüme hızının %19,5 olduğunu hatırlatayım. Geriye kalan iki kategoriye baktığımda ise madencilik sektöründeki üretim temposu düşüşünün 5,5 puanlık gerileme sonucu gelinen %6,4 ile daha belirgin olduğunu, elektrik, gaz ve buhar üretimi cephesinde ise çift haneli büyüme temposunun bir miktar gerilemeye rağmen %11,2 ile muhafaza edilebildiğine şahit oluyorum.
 

Mevsimsellik ve takvim etkilerinden arındırılmış serilere göz attığımda ise bu cephede Kasım ayından bu yana ilk kez dönemsel bir daralma yaşandığını gözlemliyorum. Düzeltilmiş serinin %1,7 olarak açıklanan aylık küçülme oranı, bu seriyi 125,9 seviyesine, yani son üç ayın en düşük düzeyine çekmiş durumda. Ancak bu seviyenin Kasım ayında görülen 120,9 düzeyine kıyasla halen oldukça yüksek olduğunu öne sürebilmek mümkün. Ek olarak bu daralmanın Aralık ayında yaşanan %5,4’lük şaşırtıcı ölçüde hızlı olan artışın gecikmiş bir düzelmesi olarak görülebileceği fikrindeyim. Son üç ayın dönemsel büyüme hızı ortalamalarını yıllıklandırarak hesapladığım %18,1’lik senelik büyüme temposu şu aşamada büyüme momentumunun zayıfladığına dair herhangi bir somut işaretin ortaya çıkmamış olduğunu bana söylüyor.
 

İmalat sanayi verilerinin detayına indiğimde rafineri sektörünün üretiminde kaydetmeyi başardığı %47,5’lik sıçrama ile öne çıkmayı başardığını görüyorum. Sanayi üretimi endeksi serilerinin kapsadığı 2006 sonrası dönemdeki en hızlı tempoya karşılık gelen bu orana ulaşılmasında göreceli olarak zayıf olan bazın oldukça yardımcı olduğunu not etmekte fayda var. Makine ve ekipman imalatının da gücünü koruduğu ve kısmi bir azalmayla da olsa yakaladığı %37,2’lik büyüme hızı ile ikinci sırayı elde ettiği yaptığım bir diğer gözlem. İmalat sanayi altındaki diğer güçlü isimlerin ise otomotiv (%31,2) ve ana metal (%21,5) olduğunu söylemem mümkün. TÜİK verilerine göre göreceli olarak zayıf kalan sektörler ise gıda (%3,2), tekstil (%3,3) ve giyim (%0,7).
 

Ana Sanayi Grupları sınıflamasında göze çarpan ilk bulgu ise büyüme hızındaki gerilemenin geniş tabanlı olduğu. Tüm alt gruplarda yıllık büyüme hızı Ocak performansının altında seyrederken, en belirgin gerilemenin dayanıksız tüketim malları grubunda yaşanan 8,2 puanlık kaybın ardından %2,6 temposuna düşülmesi ile yaşandığını görüyorum. Yatırım malları kategorisinin %28,9’luk tempo ile liderliğini sürdürmesini canlı bir yatırım talebi göstergesi olarak kabul etmek mümkün. Öte yandan büyüme temposunun %16,7 ve %12,6’ya gerilediği ara malı ve dayanıklı tüketim malı gruplarında yüksek baz etkisinin baskın geldiğini öne sürebilirim.

 
Bugün açıklanan Şubat ayı sanayi üretimi verilerinin büyüme temposunda bir normalleşmeye işaret ettiği fikrindeyim. Yukarıda değindiğim üzere, negatif dönemsel büyümenin sanayi üretimi eğiliminde bir terse dönüşten çok Aralık ayında şahit olunan sert artış hızının sonucunda gerçekleştiğine inanıyorum. Yılın ilk çeyreğinde büyüme performansının güçlü kalacağına dair görüşümü muhafaza ediyor, ancak dünya ekonomisi için artan aşağı yönlü riskler ve artan enerji fiyatları ile 2011 için büyüme temposunu %4,8 olarak öngörüyorum. Ek olarak sanayi üretimi verilerinin, iç talebin yavaşladığına dair en ufak bir emarenin henüz görülmediği hatırda tutulursa, para politikasının duruşunda herhangi bir değişiklik gerektirdiğini düşünmüyorum.

Levent DURUSOY

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Borsa Hareketi: ABD, Avrupa ve Japonya Ortak Yapımı…

Özetle Piyasalar… Küresel bazda Avrupa Merkez Bankası açıklamaları ile Japonya’da gerçekleşen deprem piyasaların seyrini belirlerken ABD’de federal bütçe üzerindeki tartışmalar...

Kapat