Sıra Fransa’ya Geldi

Fransa ile Almanya’nın 10 yıllık tahvillerinin faiz oranları arasındaki fark yüzde 2,006 ile yeni bir rekor kırdı. Fransa ile Almanya’nın 10 yıl vadeli tahvillerinin faiz oranları arasındaki fark 200,6 baz puanla (yüzde 2,006) yeni bir rekor kırdı. Bu sabah yüzde 1,966 seviyelerinde olan Fransa ile Almanya arasındaki 10 yıllık tahvil faiz oranlarındaki fark TSİ 11.00′da yüzde 2,006′ya ulaşarak, Avro Bölgesi tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Faiz oranları arasındaki bu fark, Avro Bölgesi’nde yatırımcıların güven eksikliğine işaret ediyor.
 

Piyasalarda, Fransa Hazinesi’nin, bugün düzenlemeyi planladığı 5 yıl vadeli tahvil ihalesinde 6-7 milyar avro aralığında borçlanma hedefine ulaşıp ulaşamayacağı merak ediliyor. Fransa ve Almanya’nın ECB’nin krizdeki rolüne ilişkin anlaşmazlığı sürüyor.

 
Avro Bölgesi’nin iki merkezi gücü Fransa ve Almanya, bölgenin krizinin yayılmasını engellemek için Avrupa Merkez Bankasının (ECB) daha güçlü şekilde müdahale edip etmemesi gerektiği konusundaki söz düellosunu artırdı.

 
Fransa hükümet sözcüsü Valerie Pecresse bakanlar kurulu toplantısından sonra yaptığı açıklamada, ”ECB’nin rolü avronun istikrarını garanti etmek, aynı zamanda Avrupa’da finansal istikrarı sağlamak. ECB’nin Avrupa’da finansal istikrarı sağlamak için gerekli önlemleri alacağına inanıyoruz” dedi.

 
Ancak Almanya Başbakanı Angela Merkel ise Berlin yönetiminin, Avro Bölgesi krizinin aşılmasında ECB’nin daha büyük rol alması için baskı yapılmasına karşı çıkacağını, Avrupa Birliği kurallarının bu tür bir icraatı yasakladığını söyledi.

İrlanda Başbakanı Enda Kenny ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, ”Anlaşmalarda gördüğümüze göre, ECB bu sorunları çözme olasılığına sahip değil” diyen Merkel, piyasalarda güveni sağlamanın tek yolunun üzerinde anlaşılmış ekonomik reformları uygulamak ve AB anlaşmasını değiştirerek Avrupa siyasi birliğini inşa etmek olduğunu ifade etti.

 
ECB yetkilileri, borç krizinin çözümünün tasarruf önlemleri ve reformlarla hükümetlerin sorumluluğunda bulunduğunu söyleyerek, ECB’nin müdahalesi yönündeki uluslararası çağrıları reddediyorlar.
 

EFSF

 
Bu arada Fransa Maliye Bakanı Francois Baroin, borç krizinin yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için Avrupa Finansal İstikrar Fonunun (EFSF) bankacılık lisansına sahip olması gerektiğine inanmaya devam ettiklerini belirtti.

 

”Fransa’nın tavrı şu; krizin yayılmasını önlemenin yolu EFSF’nin bankacılık lisansına sahip olmasından geçiyor” diyen Baroin, Fransa’nın 2011 yılı büyüme ve bütçe kesintisi hedeflerini tutturacağını, ülkenin borcunun azaltılması için başka yol bulunmadığını sözlerine ekledi.
 

”Almanya’nın borç seviyesi İspanya’nınkinden çok daha yüksek”

 

Avro Grubu Başkanı ve Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, Almanya’nın borç seviyesinin İspanya’nınkinden çok daha fazla olduğunu söyledi.
 

Juncker, Almanya’da yayım yapan Der General-Anzeiger gazetesine yaptığı açıklamada, diğer ülkelerin çok yüksek düzeyde borcu olmasına karşın Almanya’nın hiç borcu ya da hiç sorunu yokmuş gibi davranıldığını oysa Almanya’nın borç seviyesinin endişe verici olduğunu vurguladı.

 
Almanya’nın borç seviyesinin İspanya’nınkinden çok daha yüksek olduğuna işaret eden Juncker, iki ülke arasındaki tek farkın, hiç kimsenin Almanya’nın borcu konusunu görmek istememesi olduğunu ifade etti ve ”Güneyin insanları tembel, Alman halkı çalışkan demesi kolay ama aslında böyle değil” diye konuştu.
 

Juncker, Almanya’nın bölgenin en büyük ekonomisi olarak lokomotif görevi gördüğünü ve Avro Bölgesi’nde büyük bir etkisi bulunduğunu belirtti.    (Sabah)

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Geçici Gelir Kalemleri ve Maliye Politikası

2011 yılı bütçesi yılbaşından beri bir takım tartışmalara yol açmış olsada, sanırım fazla üzmedi demek yeridir. En azından gündemi meşgul...

Kapat