Şimşek: Türkiye Örnek Bir Ülke

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin,   krizle mücadelede dünyaya örnek bir ülke olduğunu belirterek, ”Bu nedenle   Türkiye ekonomisinin güçlü performansı bir tesadüf değildir” dedi.          
 

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu   Tasarısını TBMM Plan Bütçe Komisyonuna sundu.          
  

Şimşek, sözlerine, Van’daki depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan   rahmet, yakınlarına sabır ve yaralıları acil şifalar dileyerek başladı.          
   

Büyük bir titizlikle hazırlanan bu bütçenin, önceki bütçelerde olduğu   gibi ekonomik ve finansal istikrarı önceleyen, mali disiplini güçlendiren, reel   ekonomiyi destekleyen, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklanan, toplumsal refahı   gözeten, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yatırımlara yeterli kaynak ayıran bir bütçe   olduğunu ifade eden Şimşek, ”2012 bütçesini Orta Vadeli Programda öngörülen gerçekçi makroekonomik varsayımları baz alarak hazırladık” diye konuştu.          
  
 
Küresel kriz sonrasında alınan olağanüstü tedbirler sonucunda toparlanma   sürecine giren dünya ekonomisinin, son aylarda artan risklerle karşı karşıya   kaldığını ifade eden Şimşek, küresel krizle birlikte bilançoları bozulan   bankacılık sektörünün henüz krizin yaralarını saramadan Avro Bölgesi’ndeki kamu   borç krizinin beraberinde getirdiği daha büyük risklerle karşı karşıya kaldığını   anlattı.          
  

Dünya ekonomisinin en önemli büyüme motorlarından biri olan ABD’de kriz   sonrası büyümenin güçlü olmaması ve yeterli düzeyde istihdam yaratamamasının   küresel ekonomiye ilişkin beklentileri olumsuz etkilediğini belirten Şimşek,   ”Ayrıca yüksek bütçe açıkları ve artan kamu borç stoku sorunu karşısında   gelişmiş ülkeler kredibilitesi yüksek bir orta vadeli mali konsolidasyon   programını hayata geçirememişlerdir. Bu durum piyasalarda tüketici ve yatırımcı   güvenini zedelemiş ve küresel büyüme beklentilerini olumsuz etkilemiştir”   açıklamasında bulundu.                    
 

-”İleriye yönelik üretim kapasitesi arttı”-                    
 

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan birçok ülkede büyüme   bir miktar hız kaybetse de hala güçlü konumda olduğunu dile getiren Şimşek,   gelişmekte olan ülkelerin 2011 yılında yüzde 6,4, 2012 yılında ise yüzde 6,1   büyüyeceğinin tahmin edildiğini bildirdi. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:          

”Türkiye ekonomisi, 2010 yılında yüzde 9, 2011 yılının ilk yarısında ise   yüzde 10,2′lik büyüme oranı ile küresel büyüme liginde en üst sıralarda yerini   almıştır. Türkiye ekonomisi, Haziran sonu itibarıyla sabit fiyatlarla kriz öncesi   seviyesini yüzde 9 oranında aşmışken, birçok ülke henüz kriz öncesi GSYH   rakamlarını yakalayamamıştır.          

2010 yılının tamamında ve 2011 yılının ilk yarısındaki güçlü ve hızlı   büyümenin en önemli kaynakları özel tüketim ve sabit sermaye yatırımları   olmuştur. Özellikle özel sektör yatırımlarında görülen hızlı artış, ekonominin   ileriye yönelik üretim kapasitesinin arttığına işaret etmektedir.         
 

Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 7,5, gelecek yıl ise dünya   ekonomisindeki belirsizlikler ve en büyük pazarımız olan AB’deki sıkıntılar   nedeniyle yüzde 4 civarında büyüyeceği öngörülmektedir. Küresel kriz döneminde ve   sonrasında ülkemizde tüm politika araçları orta vadeli bir perspektifle,   zamanında ve kararlı bir biçimde kullanılmıştır. Türkiye, krizle mücadelede   dünyaya örnek bir ülke olmuştur. Bu nedenle Türkiye ekonomisinin güçlü   performansı bir tesadüf değildir. Çin ve Hindistan’ı hariç tuttuğumuzda gerek büyümede gerekse istihdam yaratmada dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan   ülkelerine göre büyük bir başarı söz konusudur.”                    
 

-İstihdam-                    
 

Maliye Bakanı Şimşek, küresel krizin en yıkıcı etkilerinden birisinin de   istihdam üzerinde görüldüğünü belirterek, 2010 yılında dünyadaki işsiz sayısının   2007 yılına göre 27,7 milyon kişi artarak 205 milyon kişiye ulaştığını söyledi.          

 
Birçok ülkede krizle birlikte katlanan işsizlik oranları halen kriz   öncesi seviyesine düşürülemediğini dile getiren Şimşek, kriz öncesi dönemde Avro   Bölgesi’nde ve ABD’de işsizlik oranlarının yüzde 7,6 ve 4,6 iken, 2010′da   sırasıyla 10,1 ve 9,6 ya yükseldiğini ifade etti.          
  

Ancak, 10 ekonomideki toparlanmaya rağmen son verilere göre, Avro   Bölgesi’nde ve ABD’de işsizlik oranlarının kriz öncesi seviyenin hala üstünde   olduğunu, bunun sırasıyla yüzde 9,7 ve 9,1 düzeyinde seyrettiğini anlatan Şimşek,   şöyle devam etti:          
 

”Türkiye’de ise işsizlik oranı kriz öncesi seviyelerin altına   gerilemiştir. Aralık 2007′de yüzde 10,9 olan manşet işsizlik oranı 2011 Temmuz   itibarıyla yüzde 9,1′e düşmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizlik   oranı ise yüzde 10,1′e gerilemiştir. Bu rakamlarla Türkiye, işsizlik oranını kriz   öncesi dönemin altına indiren nadir ülkelerden biri olmuştur. Ayrıca eklemek   gerekir ki bu başarı, işgücüne katılım oranının hızla arttığı bir konjonktürde   gerçekleşmiştir. İşgücüne katılım oranı, Temmuz 2011 döneminde, 2007 yılına göre   5 puanlık bir artış kaydederek yüzde 51,2 seviyesine ulaşmıştır. İşgücüne katılım   oranındaki 1 puanlık değişmenin işsizlik oranlarına yaklaşık 2 puanlık etkide   bulunduğu göz önüne alınırsa, işgücüne katılım oranı 2007 seviyesinde kalsaydı   bugün işsizlik oranı nerdeyse sıfırlanmış olacaktı. Bu dönemde ekonomimizde   dikkat çeken bir başka husus büyümenin yüksek oranda istihdam yaratmasıdır.   Türkiye 2007 yılından bu yana 4,2 milyon istihdam yaratarak, büyük bir başarı   elde etmiştir.”                    
 

-”Birçok ülkenin büyüme potansiyeli zayıfladı”-                   
 

Dünya ekonomisinde bugünkü sorunların kaynağının, ”küresel kriz ile   birlikte ortaya çıkan özel sektör bilanço problemlerinin zamanla bir kamu borç   sorununa dönüşmesi” olduğunu dile getiren Şimşek, ”Bugün yüksek kamu borçları   ve buna bağlı olarak finans sektöründe artan kırılganlıklar sonucunda, ülkelerin   2008′e kıyasla maliye politikasında manevra ve müdahale alanı oldukça daralmıştır. Birçok ülkenin uzun dönem büyüme potansiyeli zayıflamıştır” dedi.          
 

Türkiye’de krizden önce binde 2 olan genel devlet bütçe açığının GSYH’ya   oranının küresel krizin etkisiyle 2009 yılında yüzde 5,5′e yükseldiğini, alınan   tedbirler sayesinde 2010 yılında yüzde 2,9′a düşürüldüğünü anımsatan Şimşek, ”Bu   oranın 2011 yılında yüzde 1, 2012 yılında ise binde 8 olarak gerçekleşeceğini   tahmin ediyoruz” diye konuştu. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:          
 

”Şayet küresel krize 1990′lı yıllar ile 2000′li yılların başındaki gibi   yüksek bütçe açıkları ile yakalansaydık, küresel krize karşı hareket alanımız olmayacaktı ve kriz ülkemiz üzerinde yıkıcı bir etki gösterecekti. Ülkemiz ilk   defa bir krizi kendi imkan ve programı ile aşmıştır. Son 60 yılın en büyük   küresel krizinin yaşandığı bu dönemde bir IMF programı veya Mali Kural olmadan da   mali disiplinin sürdürülebileceğini gösterdik.          
 

Artan bütçe açıkları, ülkelerin kamu borç stoklarını şişirmiştir. Bu   dönemde gelişmiş ülkelerin kamu borç stoklarının GSYH’ya oranı kriz öncesine göre   ortalama 30 puan artmıştır. Bugün ciddi bir borç krizi ile karşı karşıya olan   Avro Bölgesi’nde ortalama kamu borç stokunun GSYH’ya oranı 2007 yılında yüzde   66,4 iken bu oranın 2011 sene sonu itibariyle yüzde 90 seviyesine ulaşacağı   tahmin edilmektedir. Benzer şekilde bu oran ABD için yüzde 62,3′ten yüzde 100′e   yükselmiştir. Yapılan akademik çalışmalar, yüzde 90 seviyesindeki bir kamu borç   stokunun uzun vadeli büyüme oranları üzerinde çok ciddi olumsuz etki yarattığını   ortaya koymuştur. Birçok ülkede borç stokunun GSYH’ya oranı bu seviyenin zaten   çok üzerindedir. Türkiye’de ise bu oranın 2011 ve 2012 yıllarında sırasıyla yüzde   39,8 ve 37 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.          

Küresel krize rağmen Türkiye’nin kamu borç dinamiklerinde kalıcı bir   bozulma yaşanmamıştır. Çünkü kriz öncesinde AK Parti Hükümetlerinin uyguladığı   doğru politikalar ve gerçekleştirdiği yapısal reformlar sayesinde Türkiye’nin   makroekonomik temelleri sağlamlaştırılmış ve dış şoklara karşı dayanıklılığımız   artırılmıştır. Bu nedenle büyümede, kamu finansman dengelerinde, borç dinamiklerinde ve istihdamda birçok ülkeden olumlu anlamda ayrışmış   durumdayız.”          
 

Şimşek, geçen sene hedefler doğrultusunda gerçekleşen enflasyonun bu sene   Türk Lirasındaki değer kaybı, güçlü iç talep ve son dönemdeki vergi artışları   nedeniyle geçici olarak yüzde 7,8′e yükselmesinin, ancak 2012 yıl sonu itibarıyla   tekrar gerilemesinin beklendiğini söyledi.          
 

Küresel düzeyde artan risklere rağmen, başta ABD ve Avro ülkeleri olmak   üzere, gelişmiş ülkelerde bozulan güven ortamını yeniden sağlayacak tedbirlerin   hızla alınması durumunda, 2011 yılında küresel düzeyde yüzde 4 büyüme mümkün   olabileceğini belirten Şimşek, ”Aksi halde gelişmiş ülkelerde durgunluk   yaşanması ve dünya ekonomisinin daha da yavaşlaması ihtimali vardır. Bu nedenle, küresel gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede, makroekonomik   istikrarın devamını sağlamak, toplumun refahını ve istihdamı artırmak amacıyla   gerçekçi bir Orta Vadeli Program ortaya koyduk. Dünyada yaşanan tüm olumsuz   gelişmelere rağmen Türkiye, krizlere karşı dayanıklılığını artırarak büyüme   trendini istikrarlı bir şekilde sürdürecektir” diye konuştu.
  

-Cari açık-                     
 
 
Maliye Bakanı Şimşek, küresel kriz döneminde birçok ülkenin kredi notları   düşürülürken Türkiye’nin kredi notu iki kademe artırılan ender ülkelerden biri   olduğunu anımsattı.          
  
 

Bu dönemde ilk defa ABD’nin de kredi notunun düşürüldüğünü, bazı AB   ülkelerinde iç borçlanma ihalelerinde talep yetersizliğinin yaşandığını, Avrupa   Merkez Bankasının müdahalesinin gerektiği ve risk primlerinin yükseldiği bir   dönemde,  Türkiye’nin iç borçlanma maliyetlerinin tarihin en düşük düzeylerine   gerilediğini kaydeden Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:          
 
  
”Peki her şey güllük gülistanlık mı? Tabii ki değil. Ülkemizde cari   işlemler açığı önemli bir yapısal sorun olmaya devam etmektedir. 2010 yılında   yüzde 6,5 olan cari işlemler açığının GSYH’ya oranının bu yıl yüzde 9,4′e   ulaşacağı tahmin edilmektedir. Cari işlemler dengesindeki bu bozulma kısmen   yapısal kısmen konjonktürel sebeplerden kaynaklanmaktadır.          
    

Öte yandan ülkemiz çok büyük ölçüde enerjide dışa bağımlıdır ve son   yıllarda doğal gaz ve petrol fiyatlarında yüksek artışlar yaşanmıştır. 2002   yılında 9,2 milyar dolar olan enerji ithalatımız bu yıl muhtemelen 50 milyar   dolara ulaşmış olacaktır.          
 
 

Orta ve uzun vadede cari işlemler açığını daha makul seviyelere düşürmek   için ülkemizin yurt içi tasarruf oranlarını artırması, enerjide dışa bağımlılığı   azaltması, katma değeri yüksek mal ve hizmet üretiminde yoğunlaşması ve beşeri   sermayesini güçlendirmesi gerekiyor. Hükümet olarak cari açık probleminin yapısal   boyutlarını önemsiyoruz ve bu sorunların çözümü için tedbirler aldık, almaya   devam ediyoruz. Nitekim orta vadeli programımız cari açığa kalıcı çözüm getirecek   birçok yapısal düzenlemeyi içermektedir.          
 
 
İlk olarak, Hükümetlerimiz döneminde kamu tasarruflarında artış sağladık.   İkinci olarak, iktidara geldiğimizden bu yana araştırma ve geliştirme   faaliyetlerine önem verdik ve büyük oranda kaynak ayırdık. Üçüncü olarak,   enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için yerli ve yenilenebilir enerji   kaynaklarını harekete geçirdik. Dördüncü olarak, ülkemizin rekabet gücünü daha da   artırmak için altyapı yatırımlarını önceliklendirerek, gelişmiş ülkelerle bu   alandaki farkı azalttık. Beşinci olarak uluslararası rekabet gücümüzü artırmak ve bilgi yoğun, teknoloji yoğun ürünlere geçişi sağlamak için beşeri sermayemizin   kalitesini yükseltiyoruz.”          
  
  

Yatırımları artırmak ve küresel doğrudan yatırımları ülkemize çekmek için   yatırım ortamını iyileştirmeye devam edildiğini söyleyen Şimşek, ”Küresel   doğrudan yatırımlar, cari açığın finansmanının kalitesini iyileştirmesi yanında   ihracat kapasitemizi ve verimliliği artırması sebebiyle önemlidir. Ayrıca yüksek   dış ticaret açığı verdiğimiz ürünlerin ülkemizde üretilmesine yönelik teşvikleri   gözden geçiriyoruz” dedi.

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Şüpeci Yatırımcı Altını 1700 Doların Üzerine Taşıdı

Bütün dikkatlerin Fransa-Almanya görüşmesinin ikinci etabına yoğunlaştığı Salı günü, Avrupa Birliği maliye bakanlarının yapacağı görüşmenin iptal edilmesi yatırımcıları tedirgin etti....

Kapat