PPK daha güvercin bir tutuma kayarken

Para Politikası Kurulu (PPK) Temmuz ayı toplantısının sonucunda tahmin edildiği şekilde beklemede kalmayı tercih etti. Piyasa katılımcılarının hemfikir olduğu şekilde politika faizi oranı art arda altıncı toplantıda %6,25 olarak muhafaza edilirken Merkez Bankası’nın (MB) gecelik vadede gerçekleştirdiği işlemlerde geçerli olan faiz oranlarında da bir değişikliğe gidilmedi. Sırası ile %1,5 ve %9 seviyelerinde bulunan gecelik borçlanma ve borç verme oranları Banka’nın politika aracı olarak belirttiği kısa vadeli faiz koridorunun 7,5 puan genişliğinde kaldığını gösteriyor.  

PPK duyurusuna baktığımda ilk göze çarpan değişiklik sunulan büyüme görünümünün daha zayıf hale gelmiş olması. Özel tüketimde yavaşlama gözlemleyen Kurul üyelerine göre yatırım talebinde ılımlı eğilim sürüyor. Bir ay öncesine göre önemli bir fark ise PPK’nın iç talebin kontrol altına alınmış olduğu yönündeki iddiası. Dış talebin ise alışa geldiğimiz şekilde zayıflığına vurgu yapıldığına ve düşük kapasite kullanım oranlarının temel sebebi olarak sunulduğuna şahit olduğum bir sayfalık açıklamaya göre PPK’nın istihdam koşullarına olan yaklaşımında herhangi bir farklılaşma yok. İşsizlik oranlarının kriz öncesi seviyelerine döndüğünü tekrarlayan PPK vurguyu artan verimlilik sayesinde azalan birim işgücü maliyetlerine yapmaya devam ediyor.

Kurul’un çekirdek enflasyon gelişmeleri konusunda ise net bir mesaj vermekten çekinmeye devam ettiği enflasyon görünümü ise bir süredir şahit olduğumuz üzere oldukça kısıtlı. Yıllık çekirdek rakamın bir miktar yükseleceğinin ancak zayıflayan ekonomik aktivite sayesinde bu yükselişin sınırlı kalacağının bu cephede verilen tek mesaj olduğunu belirteyim. Mevcut tahminlerim de yılık çekirdek rakamın Temmuz ayı itibariyle sınırlı bir yükselişin ardından %5,3’ten yıllık resmi TÜFE hedefi olan %5,5’e yükseleceğine işaret ediyor. Ancak sonraki aylar için PPK’nın atıfta bulunduğu göreceli ekonomik yavaşlamanın, birikimli maliyet baskılarının geldiği seviye düşünüldüğünde çekirdek enflasyonun artışının önünü alabileceğinden ve yılın geriye kalanında daha fazla yükselişin ardından 2011 senesini %6,5-7 aralığında tamamlamasını engelleyebileceğinden şüpheliyim.   

PPK’nın sıkılaştırma eğilimini terk etmiş ve bu yöndeki ifadeyi metinden çıkarmış olması ise beni şaşırtmayan bir gelişme. BDDK tarafından atılan son adımların borçlanma maliyetlerini yükseltmesinden ve yılın ilk yarısında bütçenin fazla vermesi ile sonuçlanan sıkı maliye politikasından tatmin olan PPK, iç ve dış talebin dengelenmekte olduğuna ve cari açıkta düzeltmenin son çeyrekte başlayacağına inanıyor. Ek olarak PPK’nın TL’nin daha fazla değer kaybı karşısında kısa vadeli faiz koridorunu daraltmayı ilk reaksiyon olarak planladığı görülüyor. Metinden çıkan son ve belki de en önemli mesaj ise PPK’nın küresel ekonomideki problemlerin büyüyerek Türkiye’yi durgunluğa itmesi durumunda eldeki tüm politika araçlarını parasal gevşemeyi sağlayacak şekilde kullanmayı düşündüğü.  

Kurul’un giderek daha güvercin bir tutuma kayıyor olmasının TL’deki zayıflığı kalıcı hale getirebileceğini düşünüyorum. Koridorun şu anda piyasa oranları üzerinde herhangi bir belirleyiciliği bulunmayan ve %1,5 düzeyinde bulunan gecelik borçlanma faizinin artırılarak daraltılması ile bu eğilimin önüne geçilebileceğine inanmıyorum. Birçok risk senaryosu içerisinden PPK’nın daha fazla parasal gevşeme öngören alternatifi öne çıkarmasının önümüzdeki hafta yayımlanacak olan Enflasyon Raporu’nda gelecek güncellemelerin yönü hakkında net bir sinyal verdiği fikrindeyim. Para politikası otoritesinin giderek daha güvercin bir pozisyona kayması sonucunda yılsonu büyüme, cari açık ve enflasyon tahminleri için yukarı yönlü risklerin arttığını görüyorum.

Levent DURUSOY
Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş.  
Başekonomist

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
22 Temmuz 2011 Forex PiyasasıSabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Euro Bölgesi devlet ve hükümet başkanları, borç sorunu yaşayan Yunanistan'a yardım etmek ve sorunun bölgeye yayılarak istikrarsızlık yaratmasını...

Kapat