Paniğe Devam, İkinci Dip Yok

Çarşamba günü kaleme aldığım Stephen King vari korku ve dehşet makalesinin iyice keyfini çıkartmak için Pazartesi’ye kadar yazmamayı planlıyordum, ama Sevgili Orijinalist’ten köşeme gelen bir yorum fikrimi değiştirdi:

“Ama merak etmeyin, ortada, paniğe kapılacak bir durum yok. Bir kaç hafta içinde her şey düzelir. Arkası yarın, bugün keyifle şu panik atağın tadını çıkartalım ya. ”

Atila bey çok iddialı bir yazı olmadımı sizcede şayet tersi çıkarsa çok kişinin size güvendiğinden dolayı canı yanmazmı?”

Doğru, beni okuyan, benim yazdıklarımla yatırımlarına kerteriz bulan milyonlarca okuru daha fazla şüphe ve kaygıda bırakmaya hakkım yoktu. Ama Orjinalist’in ikinci gözlemi beni daha da korkutmuştu doğrusu:  Ya Pazartesi panik biter, tüm dünya piyasalarında ralli başlarsa?  Bir kez daha treni kaçırmış olacaktım.  Hemen ana fikri damardan vereyim:  Panik daha bitmedi, ama İkinci Dip yok. Batmıyoruz, fiyatlar biraz daha düşerse, alım fırsatıdır.

AB’de Merkel ve Sarkozy Yunan kredi paketi üstünde az çok anlaştı. Merkel zorunlu-gönüllü vade uzatma- ana paradan feragat fikrini terketmek zorunda kaldı. En büyük kaygım olan istemsiz Yunan temerrütünün kredi kanalından yayılarak tüm dünyada ikinci bir resesyona neden  olması ihtimali ortadan kalktı.  Bu korkumda tek başıma değildim. Eski Fed Başkanı “Baloncu Baba”  Alan Gereenspan de Yunanista’nın iflastan kurtulmasının zor olduğunu, böyle bir vakanın ise ABD’de bile  resesyona neden olacağını beyan etti. 

AB liderleri bile Yunanistan’ı iflasa bırakmanın Euro’yu kaderine terk etmenin ötesinde bankacılık sistemini darmadığın edeceğini çaktığı için, siyasi olarak maliyeti çok ağır olsa da, Atina’ya cukkayı indirecek.  Ama, bu küresel panik atakları geri gelmez anlamında yorumlanmamalı. İlk olarak Papandreu’nun bu Salı akşamı güven oylamasını kazanması lazım. İkincisi Yunanistan’a sadece 12.5 milyar Euro ödenecek, asıl çözüm Eylül’e kaldı. Bu süre zarfında bankalar gönüllü vade uzatmaya ikna edilecek, bence çok zor. İyi de Yunanistan’a verilecek yardımların en azından  bir kısmı özel kreditörlerin cebinden çıkmazsa, Merkel’in siyasi geleceği tehlikeye girer. En son ve acil olarak ise, İtalya’nın kredi notu düşürülebilir. Böyle bir vaka tüm yatırımcılara bir kez daha bizi Lehman felaketine sürükleyen aşırı borçlanma sorununun bitmediğini, aksine geliştirilen çözümlerin daha riskli borçlanma faaliyetlerini özendirerek ilerde ikinci krizin temelini attığını  anımsatabilir.

Eğer piyasalardan tüm Yunan temerrüt iskontosu çıksa dahi, gelişmiş ülkeler için kritik eşik aşıldı diyemem. IMF’nin son raporu dünyada büyümenin tehlikede olmadığını, ikinci belki de üçüncü çeyrekte yaşanacak geçici  yavaşlama ardından, eski hızda olmasa da geri döneceğini öne sürüyor. Bu teşhise de katılıyorum, çünkü küresel büyümeyi yavaşlatan faktörler geçici. Japon depremi ve Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki isyanlardan yayılan petrol şokunu hatırlıyoruz, ama bu sene ABD, Çin gibi büyük tarım üreticisi ülkelerde yaşanan doğal afetlerin verilere  ne kadar zarar verdiğini pek anımsamıyoruz.  ABD’deki yavaşlamanın belki de yarısı hortum, su baskını, kuraklıktan dolayı ürünlerin telef olması gibi geçici nedenlere bağlı. 

Ayrıca, Japonya’dan 3. çeyrekte global ekonomiye büyük destek gelecek. Ve en önemli iki  unsur:  Fed daha fazla para basmayabilir ama QE2 yoluyla piyasalara verdiği likiditeyi geri çekmeye hiç de niyetli olmadığını sinyalleyecek bu hafta. Yatırımcı, belki bu hafta tüm bu gelişmeleri satın almaya başlar ama bahse girmem doğrusu. ABD’e Michigan Tüketici Güven Endeksinde’ki yavaşlamanın gösterdiği gibi daha önümüzde en az bir ay “kötü veri” var.  AB’nin Temmuz’dan itibaren yavaşlamaya başladığı ortaya çıkacak.  Zaten, Temmuz ve Ağustos’da eğer çok iyimser gelişmeler olmazsa ralli zor.

Türkiye  artık yüksek risk iştahının yatırım aracı oldu. Cari açık öylesine büyük bir tehlike ki, Beta’mız nerdeyse ikiye yükseldi. Yani, risk iştahı coştuğunda, TL ve İMKB’ye deli gibi alım gelecek, tersine döndüğünde de fark yiyeceğiz. Bizde kritik eşik bu hafta değil, Temmuz’da yapılacak olan    TCMB PPK toplantısı. TCMB’nin  bu sene faiz artırmaya hiç niyeti olmadığı görülünce, DİBS tarafından para çıkmaya başlayacak.  İMKB artık çok  ucuz, ayrıca bütün korkak para kaçtı. Geriye kalan para, böyle meydan savaşlarından sağ çıkmış, kuru gürültüye papuç bırakmayan cinsden. Bu yüzden İMKB de tabana yakın, ama hala aşağı doğru riskler var.  Çünkü değerli hükümetimiz arz ve talep eğrisini anlamadığı gibi yine ucuz kurnazlıklar peşinde.  

Kredi arzı ve ithal mala getirilecek tedbirlere alkış tutuyorum. Seçimden hemen sonra derhal cari açıkla mücadeleye yönelinmesi, AKP’nin sorunun farkında olduğunun göstergesi ve çok ümit verici. Ama biraz ekonomi okuyan herkes bilir ki, asıl sorun gelir artışı ve talep patlaması olduğu zaman, miktar ve fiyat kısıtlamaları ile arzı pahalılaştırmak çok fazla etki yapmaz.  Ayrıca, tedbirlerden konuşup bunları derhal yürürlüğe koymamak da talebi azaltmaz, öne çeker. Yani yazın durulacağıın öngördüğüm iç talepte Ramazan’a kadar akıllara durgunluk verecek bir patlama yaşanması hiç de göz ardı edilecek bir ihtimal değil.

Bir nokta daha var.  AKP artık “çift hedefli” kararlar almakta o kadar ustalaştı ki.. Zaten Sn Erdoğan’da söylüyor “ustalık dönemi”diye. Niye çok daha basit bir iç talebi bastırma yöntemi olan bütçe kesintileri ve faiz artırma yerine böylesine dolambaçlı yöntemler uygulanır?  İki sebebi var.  Birincisi partiyi iktidarda tutan İslamcı tabana “bakın, faizleri ortadan kaldırıyoruz” mesajının vurgulanarak seçimdeki destekten dolayı teşekkür etmek.  İkincisi, tedbirlerin bedelini  kamuya değil özel sektöre ödetmek. Hükümet ve belediyeler harcayacak, bedelini karları azalan bankalar ve otomotif şirketleri ödeyecek. Ben Sn Başbakan’la helalleşiyorum şimdi: “Helal size Sn Başbakanım, Şeytan’a parmak ısırtacak bir kurnazlıkla ekonomiyi de siyasi emellerinize alet ettiniz.

Lafı uzattım, biliyorum ama son sözü söylemeden altını doldurmazsam, okurlarıma ayıp olur. Milyonlarca okurumu hafta sonunda tatmin edici bir açıklamadan mahrum edemem:  Bence DİBS’de daha izdirap dolu günler bitmedi.  Ama, TL ve İMKB için en kötüsü geride kaldı diyebilirim.  Tabii, bir risk hala var. O da, eğer yukarda sözünü ettiğim iç talep patlaması yaşanırsa, alınan tedbirler hiç bir işe yaramaz. Yaz boyunca iyimserliği destekleyeceğini düşündüğüm makroekonomik verilerde yeniden aşırı ısınma baş gösterir.  O zaman da döviz kuru hızla yükselmeye başlar.

Yatırım dünyasında bedava öğle yemeği yok. Risk almadan getiri yok. Bir,

en fazla iki hafta daha bekler, sonra alırım. TCMB’nin döviz kurunu tutamayacağını görürsem de anında tüyerim.

Atilla Yeşilada,

ayesilada@gmail.com

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Soğutma Önlemleri Geri Teper Mi?

Cari açıkla mücadele kapsamında otomobil kredisine KKDF artışıyla maliyet eklenmesi gündemde. Ancak uzmanlar uyarıyor: O kadar çok söylenti var ki...

Kapat