Ömer Demir: Sona Doğru

Dost meclislerinin, demini iyice aldığı anların klişe cümlesidir’’ ne olacak bu memleketin hali’’ deyimi. Hani, siyasilerin ‘’Türkiye, gemi mi ki batsın’’ sorusunun cevabı olan . Geçmişte hasta adam ilan edilen Osmanlı’dan bugün Avrupa’nın birçok ülkesi,özellikle de PIIGS ülkeleri daha kötü durumda ve artık ‘’ne olacak bu ABD’nin hali diye’’literatürde bir deyim var.

 
ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Cumhuriyetçilerin, bütçeyi denetim altına alan ve harcamaları kesen bir program olmadıkça ülkenin borçlanma limitinin yükseltilmesini onaylamaması durumunda sorumlunun Cumhuriyetçiler olacağını iddia ediyor ve  Cumhuriyetçilerin, 16 Mayıs’da ABD’nin 14,3 trilyon dolara ulaşan  olan borçlanma tavanının yükseltilmesine onay vermemesi halinde, ülkenin ‘’tarihinde ilk kez’’ borcunu ödeyememe durumuyla karşı karşıya kalacağını, bununla ilgili sorumluluğa katlanmak durumunda kalacaklarını ifade ediyor ve muhtemelen, Ağustos başlarında artık manevraların da tükeneceğini ekliyor. ABD Hazine Bakanı’nın ülkenin tarihinde hiçbir zaman yaşanmamışborcunu ödeyememe durumunun maliyetinin, en az 2008 yılındaki finansal kriz kadar yıkıcı olabileceğini ekleyerek, hem Demokratların hemde Cumhuriyetçilerin kabul edebileceği bütçe kesintisi içeren uygulanabilir bir plan üzerinde çalışmalarını istiyor. ABD Hazine Bakanlığı federal emeklilik fonlarına yatırımları durdurarak olası bir temerrüdü şimdilik 2 Ağustos’a  öteledi.2008 sonrası en düşük mortgage faiz oranlarına rağmen ikinci piyasa konut satışların verisinin yarattığı hayal kırıklığı ,ABD ekonomisinin son aylarda kazandığı yukarı ivmeyi Mayıs ayının başından itibaren kaybettiğini gösteriyor. Amerikan Merkez Bankası kuruluştarihi olan 1913’den bu yıla kadar 98 yılda arz ettiği para miktarı 1 trilyon iken ,QE1-QE2 programları ile 2008-2011 yılları arasında 2 milyar dolar para basması, son parasal genişlemenin bitimine  2 ay kala bundan sonra yeni parasal genişlemeler gelirmi sorusunu akıllara getiriyor. Bunun adına ister QE2.5 denilsin yeni bir parasal genişlemeye piyasanın tepkisinin sert olacağına şüphe yok. Çünkü işsizlik rakamlarını düşürmenin ve hali hazırda yüzde 1.8  civarında seyreden ,yıl sonunda hedeflenen %3 lük büyüme hedefine ulaşmasının tek yolu piyasaya para sürmeye devam etmekten geçiyor. FED’ in piyasaya para sürmesi yükselen emtialara katkı yapacak ve işsizlik oranlarını düşürmeye yardımcı olacaktır ama yaratacağı enflasyonun büyüme üzerinde negatif baskısı ile karşı karşıya kalmasına engel olamayacaktır. İşte bu paradoksdünyanın süper gücünü ekonomik olarak çaresiz / hasta yapıyor. Aslında ABD piyasada bolca yüzen likitiden tabiki rahatsız ama görünen o ki ,hedeflenen büyüme rakamlarına ulaşmak için dünyanın geri kalan kısmına ithal enflasyon ve yeni  rekor emtia fiyatları ile yeni gayrimenkul balonları oluşturarak likitideyi geri çekmeyi deneyecek. Özellikle altın fiyatlarında yeni rekorlar bekleniyor. İlk başta komplo teorisi olarak imkansız gibi görünen bu ihtimali dolar endeksinin tarihi düşük seviyelere doğru yönelişide destekliyor. Dolar endeksİ2008 krizinde görülen 72 dolar seviyelerine çok yakın seyrediyor.
 

Borsada bir kağıdın değeri düşüyorsa genellikle o şirket bünyesinde işler kötü gidiyor demektir. Bu durum, Dolar endeksi içinde geçerli. Fed’in kısa vadeli politikalarını destekleyecek ekonomik verileri görünceye kadar doların üzerindeki aşağı yönlü baskıların artmaya devam edeceğe benziyor. Leading indicators denilen öncü göstergeler de dolar endeksi için  hala olumsuzu gösteriyor.Dolardaki düşüşün de etkisiyle  altın fiyatları yükseliyor. Enflasyon endişeleri, Avrupa’daki borç sorunları, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Yunanistan’ın notunu indirmesiyle PIIGS’lere ait sorunların birkez daha gün yüzüne çıkıyor oluşu da altını yükselten etkilerden birkaçı.

Spot altın, sadece enflasyon beklentilerine gore hareket etmiyor.

 
World Gold Council ( Dünya Altın Konseyi )’in yayınladığı raporda 2011 ilk çeyreğinde altına olan talep,2010 yılına  göre 31,4 milyar dolardan 43,7 milyar dolara yükselerek %11 artışyapmış. Başta Çin ve Hindistan  MB’leri olmak üzere2011 yılının ilk dört ayı için  Merkez Bankaları’nın altına olan talebi 129 tona ulaştığı  görülüyor. Hafta içi gelen verilerle spot piyasada atın 1480 -1515 bandında hareket etti . Fiyatlar bu hafta yüzde 0.5 yükseldi .Altının onsu Libya’da cereyan eden olayların etkisiyle 2 Mayıs 2011 ‘de tarihi rekoru deneyerek 1,578 doları ,kilo bazında ise  50 bin 500 doları denemişti. 10 senedir aralıksız artan altın fiyatları 2011 başında 1404 ons fiyatına nazaran% 6  yükseldi. 
Kısaca sona doğru giderken altın ile kalın.

Ömer DEMİR

Bilge Yatırımcı

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
24 Mayıs Forex Piyasaları Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ İspanya'da iktidardaki Sosyalist İşçi Partisi'nin seçimlerde yenilgiye uğraması ve Standard & Poor's'un İtalya'nın görünümünü negatife çevirmesiyle Avrupa hisse...

Kapat