Nuri Sevgen: Persler Yine Sahnede

Yunanistan’ın yarın yapmaya başlayacağı beklenen borç takasına ilginin zayıf kalacağına dair beklentiler ve Çin’in 2012 büyüme hedefini %8’den 7,5’e düşürmesi borsalarda dün satış baskısının ana nedeni olurken ABD fabrika siparişlerinin beklentilerin altında kalması da satışlarda etkili oldu. Ayrıca ABD Başkanı Obama’nın İsrail Başbakanı Netenyahu arasındaki görüşme sonrasında; “İran’a karşı tüm seçenekler masada dediğimde, bunda ciddiyim” demesi petrol fiyatlarında ve İMKB’de dün gelen satışların artmasında ekstra etkili oldu.

 
İlginç olan şu ki; Çin bile büyüme beklentisini düşürken petrol fiyatlarında ekonomik iyileşme beklentilerinden kaynaklı bir yükselişin olmadığı aşikar ama fiyatlar İran bahanesi ile yükseliyor ya da yükseltiliyor. Burada önemli olan petrol fiyatlarının yükselmesinin hangi ülke ekonomilerine iyi gelirken, hangi ülke ekonomilerinin daha da zora gireceğinin doğru hesaplanmasıdır. Zira petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık artışın Türkiye ekonomisine maliyeti yaklaşık 4 milyar dolar. Geçen seneyi 105 – 110 dolar arasında kapatan petrol fiyatları 120 doların üzerindeki seyrini yıl boyunca sürdürürse ülkemize bu durumun 4-6 milyar dolar arası ek yük getireceği, bu durumun da cari açıkta artışa neden olacağı Türkiye’ye bakışı etkiliyor. Tabii bu etkileşim içerisinde İran’a kapı komşusu olmamız de önemli etken.

 
İran, şu sıralar nükleer faaliyetleri nedeniyle Batı tarafından risk görülen, “terorist ülke” olarak tanımlanan bir ülke. Dün Obama’nın açıklamaları, İsrail’in sürekli İran’ı vuracağı yönündeki tehtidinin ardında ise; aslında İran’ın nikleer faaliyetlerinin bir bombaya dönüşmesinin yarattığı korku yok. Asıl sebep İran’ın petrolünü euro bazında satmaya başladığı İran petrol borsasının 2011 temmuz ayında fiilen açılmış olması. 2006 martında açılması planlanan ama çeşitli endenlerle açılamayan borsanın ABD ekonomisi için, hele de böylesi bir ekonomik alt yapı sorunları ile boğuşurken, büyük tehdit. İran atom bombası yapsa ve bunu ABD’de ya da müttefiklerinde patalatacak kadar çılgın olsa bile etkisi inanın İran’ın petrolünü euro bazında satacağı bir borsanın yaratacağı tehdit kadar büyük olamaz. Çünkü ABD ekonomisinin gücü, daha doğru bir ifade ile, ABD dolarının tercih edilme sebebi dünya petrol ticaretinin dolar bazında yönetilmesidir. Dünyanın 3. Büyük petrol rezervlerine sahip olan ve Hazar petrollerinin sınırında olan bir İran’ın petrolünü ABD doları ile değil de euro ile sattığı bir borsa kurması parasal düzenin patronu olan ABD’ye isyandır. Zira bulunduğu bölge itibari ile en büyük alıcılarının Avrupa, Çin ve Hindistan olduğu İran’ın ne büyük tehdit olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Çünkü İran’dan petrol almak isteyen ülkelerin dolar değil euro rezerv tutmaları gerektiğinden ABD dolarının rezerv para birimi olarak tutulması, hatta global para olarak kabulü durumunu kıracak büyük bir tehdittir. Bu tehdit acilen bertaraf edilerek diğer olası tehtidlere göz dağı verilmesi üzerine kurgulu İran’a dair baskılar; petrol fiyatlarını yükselten ana etkendir.

 

1944’te yapılarak büyük savaşı bir kaç ay sonra bitiren önemli anlaşma olan Bretton Woods ile altın standartı getirilerek global rezerv olmay başlayan ABD doları 1970’lerden sonra dünyaya sıfır faizle verilen borç senedi halini aldı. Charles De Gaulle’ün büyük miktarda doları bir uçağa atıp ABD’ye götürerek altın karşılığını istemesine değin altın standardı karşılığında oluşturulan sistem terk edilmiş ama bu durum ABD’yi global ekonomik yapı içeirinde daha güçlü yapmıştır. Çünkü o dönemde dünyanın bu duruma karşılık verecek ekonomik bir gücü yoktu. Zira OPEC kaynaklı stagflasyon dünyayı kasıp kavuruyor, dünya maliyet enflasyonunun korkusu içinde önünü görmeye çalışıyordu. O dönemde kısa vadeli sorunlarla boğuşan dünya, büyük bir ekonomik imparatorluğun kurulduğunu ve parasal sistemin yozlaşmaya başlayacağını göremedi. Şimdi ise; 1970’lerde başlayan kontrolsüz ABD dolarındaki arz artışı sistemin çatırdamasına yol açar hale geldi. İran bu çatırdama için çiban başı olarak görülüyor. Oysa Rusya’nın yeniden başkanı olan Putin, tüm uluslararası resmi ekonomik toplantılarda ABD’nin dünyayı parasal sistem üzerinden sömüren bir asalak olduğunu sürekli dile getiriyor ve doğal zenginliklerini dolar ile satmama konusunda yoğun çabalarını sürdürüyor. Bu yüzden ki BM toplantısında iki daimi üye Çin ve Rusya İran’a yaptırımlar konusunda red oyu kullandı.

 
Yine çok uzattım ama toparlamak gerekirse; İran, ABD’nin mevcut ekonomik – siyasi ve askeri gücünü sürdürebilmesi için bertaraf edilmesi gereken bir risk. Bu risk bertaraf edilemez ise; dünyanın doğal kaynak zengini ülkeleri, başta Rusya olmak üzere, İran benzeri bir yapılanmaya giderek; ABD dolarının global hakimiyetine ve ABD’nin global hükümranlığına büyük darbe vurabilirler. İşte petrol konulu kaygının altında yatan sebebin kabaca özeti bu. Yaralı aslan kendini kurtarmak için her türlü riski göze alır. Çünkü durum artık ölüm-kalım durumudur…

 

Bugün İzlenecek Datalar :

12:00   –          Euro Bölgesi, 4. Çeyrek GSYH 2. Tahmini

13:00   –          OECD Bölgesi, ocak ayı TÜFE

14:45   –          ABD, haftralık mağaza satışları

İMKB Bugün İçin Beklenti :

 
İMKB30 spot endeks, uzun vadeli düşen trend kanalını yine geçemeyerek 72000 seviyesindeki önemli destek seviyesine geriledi. 72000 seviyesinin altına gelinmesi İMKB30 spot endeksin 70000’e sert bir ivmelenmesine neden olabileceğinden çok önemli bir destektir. Bu nedenle 72000 seviyesi dikkatle takip edilmelidir.

 
Not: Son günlerde VOB’da en yakın vadeli İMKB30 vadeli işlem sözleşmesinin (VİS) spot İMKB30’un neden bu kadar altında işlem gördüğünü soran mailler alıyorum. Bunu ana sebebi; nisan sonuna değin verilecek olan temettülerin endeksten düşecek olması olduğunu hatırlatmak isterim. Yapılan çalışmalardaki tahminler nisan vadeli sözleşmenin teorik fiyatının 1200-1250 puan altında olmasını gerektirecek bir temettü etkisinin olduğu yönünde.

 

Euro/Dolar 

 

Euro/Dolar paritesi; 200 günlük hareketli ortalamasının geçtiği bölge olan 1,35’in üzerine çıkamayarak, o bölgenin gücünün baskısı ile aşağı yönde bir eğilim içerisine girdi. Başlayan düşüş hareketi, önemle uyardığım 1,3250 seviyesinin altına kayınca da 1,31’lere doğru sert bir hamle yaptı. Yukarıdaki grafikte de görülebileceği gibi; kısa vadeli hreketli ortalamaların birbirlerini 1,3250 civarında aşağı doğru kestiği bölge yukarı yönde geçilemez ise; paritenin teknik hedefi önce 1,31 ama sonrasında 1,2850 olacaktır…

Diğer taraftan, 1,3250’nin geçilerek üzerinde kalınması ise; paritenin yeniden 200 günlü hareketli ortalamasının geçtiği seviye olan 1,35’i hedeflemesine neden olabileceğinden önemlidir…

 

Dolar/TL

 

Dolar/TL yukarıdaki grafikte de görülebileceği gibi kısa, orta ve uzun vadeli hareketli ortalamaların tamamının yukarı yönde birbirlerin kesmeye hazırlandıkları bir görüntü içerisinde. 1,76’nın altına gelmedikçe bu görüntü güçlenecek ve Dolar/TL’nin 1,82 – 1,83 bandına sert bir atak yapmasına neden olabilecek potansiyeli içermektedir. Ancak 1,76’nın altına gelinerek orada kalınması durumunda da tam ters yönde 1,70’e doğru sert bir düşüş hareketinin başlamasına neden olabilir. Bu nedenle Dolar/TL’nin 1,76 seviyelerdeki hareketi dikkatle takip edilmeli, yön netleştikçe yön lehine poazisyonlar artırılmalıdır…

 
Nuri SEVGEN

A Yatırım

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
25 Yeni Yatırım Fonu Türkiye’ye Geliyor

Son dönemde ekonomi alanında yapılan haberlerin pek çoğunda Türk şirketlerin yabancı fonlarla yaptığı pazarlıklar yer alıyor. Yabancı fonların Türkiye’deki şirket...

Kapat