Nuri Sevgen: Bas Bas Paraları…

Yunanistan’ın ihtiyacı olan borç yeniden yapılandırmasını alması ile kar satışı için bahane arayan piyasalar; dün gelen ekonomik dataları bahane ederek, ihtiyacı olan satış havasını oluşturdu. Euro Bölgesinde hizmet PMI endeksinin beklentiden kötü gelmesi, Çin imalat sektörünün 4. Ay üst üste daralması gibi datalar dün borsalardaki satışlara bahane olarak gösterilen sebepler oldu. Bu bahaneler ile Avrupa’da borsa endeksleri %0,2 – 1 arasında değişen düşüşler ile kapanırken; ABD borsa endeksleri dünü %0,4’ü bulan düşüşler ile kapattı.

Aslında yaşanan yükseliş düşünüldüğünde bu kar satışlarının olması hatta bir süre daha sürmesi yükselişin sağlığı açısından çok olumlu bir gelişmedir. Zira belirli bir aralıkta ne kadar durur ve yükselişin “sindirmesini” yaparsa o kadar bu “sindirme” yapılan bölgede yeni maliyetler oluşur. Bu yeni maliyetler de yükselişe katılan yeni güç jenaratörü görevi görerek düşüşlerde önemli destek olarak koruyucu etki gösterirler.

Dünya tarihinde daha önce olmadığı kadar piyasalarda para varken ve bu paranın da devamı çeşitli sebepler ile gelmek zorunda gibi görünürken hisse senetlerinin ve emtianın fiyatınıyükselmemesini beklemek büyük hata olur. Zira uzun vadede hisse senetleri de emtia da çok büyük yükselişler yaşayacaktır. Nedeni gayet basit. Arz-talep ilişkisi. Arzı sınırlı olan bir varlığa talep arttıkça sınırlı arza sahip varlığın fiyatı yükselmeye mahkumdur. Sınırlı arz hisse senedi, emtia olurken; arzı sürekli artan ve artacak olan “para” (likidite) bu varlıkların fiyatlarını artırıcı etki yapacaktır. Artık buna; “enflasyon mu,  paranın değerini koruma amaçlı olarak risk alma ihtiyacı mı ?” dersiniz, siz bilirsiniz.

Kabaca “para” kavramının nasıl oluştuğunu anlatarak büyük resmin fark edilmesini ve güncelin yakalanmasını anlatmak istiyorum. Böylece neden varlık fiyatlarında uzun vadede büyük yükselişler beklediğim daha iyi anlaşılacaktır:

“Para” MB’ları ya da devlet hazineleri tarafından para basma yetkisi olan kuruluşların elinde olan yetkidir. Örneğin Türkiye’de para basma yetkisi operasyonel olarak bağımsız ama devlet kurumu olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda (TCMB) iken Amerika’da özel bir kuruluş olan FED’in elindedir. Devlet hazinesi para basmak ya da iktisadi terimi ile likiditeyi artırmak istedğinde ya MB’na tahvil verir. Bu tahvilleri alan MB tahvilin üzerindeki değeri kadar para basar ve Hazine yönetimine verir. Tahvilin üzerinde yazılı olan faizi de tahvilin vadesinin sonunda hazineden alacağı taahhüdü ile bu işlemi yapar. MB tarafından basılan para ya da oluşturulan likidite de piyasadaki bankalara şu ya da bu sebeple vade sonunda ek faiz ödemesi istenecek şekilde borç verilir. Bankalar da bu parayı kredi olarak birey ve kurumlara vade sonunda faizi ile birlikte ödemek üzere borç verirler. Bu dengeyi daha uzatmak mümkün. Ancak yukarıda kabaca anlatmaya çalıştığım paranın oluşturulması yapısında; Hazine’ye tahvil karşılığı örneğin 10 milyar (para birimi önemli değil) veren MB’nın 10 milyarın dışında piyasada; hazine, bankalar ve kredi alanlar tarafından ödenecek faizini karşılayacak fiziki para yoktur. Bu senaryo; yani tüm borç sahiplerinin aynı anda ana para ve faizini kapatıp MB’na ödemesi, fiilen mümkün olmasa da döngünün devamı ve faizler ile yaratılan kaydi paranın sorun yaratmaması için kontrollü para basımı, küçük bir enflasyon ile mevcut yapıda mümkün olabilmişti. Zira yaratılan likidite (bilinen kısmı ile) son 4 yıldaki kadar muazzam boyutlarda değildi. Örneklemek gerekirse; 100 yılda bilanço büyüklüğünü ancak 1 trilyon dolara ulaştırabilen FED’in bilançosu 2008 sonrası sorunları engellemek adına artırılan eski kontrolünden uzak likidite ile 3 trilyon dolara ulaşmıştır. Yani 100 yılda yapılanın 2 katını son 4 yılda yapmıştır. Şimdilerde ise Euro MB, Yunanistan öncesinde başlayan sürece Yunanistan ile devam ederek ardından gelecek olan ülkeler için likidite artırıcı yolları açıyor.

Soru şu: “Peki neden bu muazzamlıkta artan likidite henüz enflasyon yaratmıyor?” Yaratacak. Emtiadaki özellikle de altın fiyatlarında son yıllardaki artış, sadece “risk alma iştahı” olarak mı yorumlanmalı? İktisadın temel kuralı gereği bu büyük likidite artmaya devam ettikçe enflasyon yani paraların alım gücündeki düşüş olacak. Bu durum da yavaş yavaş değil; bir yerden sonra çok sert olacak. Ancak o kırılma noktası için henüz vakit olduğundan para basanlar bu yetkisini sonuna kadar kullanarak kısa vadeli başka çareleri olmayan ülke ekonomilerini ayakta tutma çabasına devam edecek. Yani merak etmeyin bu mevcut yapı ile QE3’de gelir 4’te 5’te. Belki adları değişir ama likidite; parasal sistemde bir radikal düzenleme yapılmadıkça, verilmeye devam edecek.

Çok uzattığımın farkındayım ama sonuç olarak anlatmaya çalıştığım; dünyanın gelişmiş kabul edilen ekonomileri ekonomik sorunların çözümü için problemleri halının altına süpürerek evi temiz gösterme çabasında. Para basarak şimdilik bu ev temizliği kimseyi rahatsız etmediği gibi piyasalar da bundan mutlu. Ancak belirli bir dönem sonra yapısal ve uzun vadeli bir parasal birlik sağlanmasına dönük ciddi ve programlı bir çaba oluşturulamaz ise;  vay dünyanın haline. Bu benim yorumumdan öte dünya tarihinde olan durumun basitçe geleceğe tarafımca uyarlanması. Merak eden varsa; açsın 1. Dünya savaşından sonra  Avrupa’da özellikle Almanya ekonomisinde kontrolsüz likidite artışı nelere malolmuş incelesin. O zaman; gelecek, daha net görünür olacaktır…

 

Bugün İzlenecek Datalar :

11:00   –           Almanya, aralık ayı CB öncü göstergeler endeksi

11:00   –           Almanya, IFO güven endeksi

14:30   –           Türkiye, MB şubat ayı imalat kapasite kullanım oranını açıklayacak

14:30   –           Türkiye, MB şubat ayı reel kesim güven endeksi

15:30   –           ABD, haftalık işsizlik maaşı başvuruları

17:00   –           ABD, aralık ayı konut fiyat endeksi

18:00   –           ABD, şubat ayı Kansas FED imalat endeksi

İMKB Bugün İçin Beklenti :

İMKB30 spot endeks, yukarıdaki grafikte de görülebileceği gibi; 75000 seviyesini ikinci denemede de geçemeyerek, dün başlayan kar satışı dalgası ile son yükselişi tetikleyen 72000 desteğine doğru yönelmiştir. Bir süredir bültenlerimde yazdığım ve beklediğim gibi; 82000 hedefine doğru bir hareketin oluşması için İMKB30 spot endeksin 72000 ile 75000 arasında dalgalanarak güç toplaması gerekmektedir. Bu nedenle dün başlayan satışlar İMKB30 spot endeksi 72000’in altına getirmedikçe 82000 seviyesine dair hedefim teknik olarak bozulmayacaktır.

Diğer taraftan uzun vadeli düşen trend kanalının geçilemeyerek bu seviyeden dün başlayan satışlara; 72000 seviyelerindeki kısa vadeli hareketli ortalamalar ilk kuvvetli ve önemli destek oluşturacaktır. Ancak uzun süredir yazdığım gibi; İMKB30 spot endeks 200 günlük hareketli ortalamasınn geçtiği 70000 seviyesinin altına gelmedikçe yükselen trend içerisindeki görüntüsü bozulmayacaktır ama 72000’in altında kalınması da kısa vadede olası gördüğüm 82000 hedefinin ertelenmesine neden olacaktır.

Euro/Dolar 

Euro/Dolar paritesine dair teknik görünüme dair görüşümde değişikliğe neden olabilecek bir kırılma henüz olmamıştır. Zira parite, Eurogroup’tan bugün Yunanistan’ın borç yeniden yapılandırmasına onay çıkması haberi ile 1,3290 seviyesine doğru yaptığı hamle sonrasında yükseliş potansiyelini teknik olarak koruyan bir görünüm içerisinde. Bir süredir önemle yazdığım gibi: 1,31 seviyelerinin altına gelmedikçe de parite 200 günlük hareketli ortalaması olan 1,35’i hedefleyecek bir görüntü içerisinde olurken; 1,31’in altında ise bu görüntü tersine dönerek 1,2850’nin hedeflenmesine neden olacaktır.  Bu nedenle kritik seviye olan 1,31’in dikkatle takip edilmesi ve pozisyonların bu seviyeye göre ayarlanmasını tavsiye ederim.

Dolar/TL

 

Dolar/TL son dönemdeki bültenlerimde teknik görünüm konusunda uyardığım gibi 1,75’lerden buduğu destekle 1,78 seviyesine doğru tepki yapsa da bu seviyeyi geçemeyerek uluslararası piyasalarda doların değer kaybının da desteği ile sert bir şekilde geçen gün 1,75’in altına geriledi. Önemli destek olarak gösterdiğim bölge olan 1,75-1,76 bandının altına gelen Dolar/TL tekrar 1,75’in üzerine çıkarak şimdilik 1,70’e doğru düşüş ve 200 günlük ortalamasının altında kalacağına dair teyid hareketini bertaraf etmişe benziyor. Eğer 1,75’in üzerinde tutunmayı başarabilirse yeniden 1,78, sonrasında da 1,82’yi deneme olasılığı teknik olarak yüksek olacaktır. Ancak 1,75’in altına tekrar inilirse; 1,69-170 bandına doğru bir düşüş sürecine girebileceği şeklindedir. Zira 200 günlük hareketli ortalamasının geçtiği seviye olan 1,75-1,76 bandının altında kalınması; teknik olarak,  dolarda uzun vadeli yükseliş trendinin sonlandığı olarak yorumlanmasını gerektirir…

Nuri SEVGEN

A Yatırım

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Çin’le Artık Komşuyuz

Çin Devlet Başkan Yardımcısı Jinping’in Türkiye ziyaretinde iki ülkeyi komşu kadar yakınlaştıran anlaşmalara imza atıldı. Havayolundan bankacılığa kadar birçok alanda...

Kapat