Net-Hata-Noksan : İn Midir Cin Midir?

2010 yılının ikinci yarısından itibaren 2011’e ilişkin daha net görüntünün de yardımıyla makroekonomik büyüklük tahminlerinin tekrar üzerinden geçtik. Kimini revize ettik, kiminden memnun kaldık. Kimini “risk” olarak ortaya çıkardık, kimisi için “ bu sene başımızı ağırtmaz” dedik. Riskler konusunda bir sürü yazdık çizdik: enflasyon dedik, cari açık dedik.

  
Cari açığa ilişkin detaylı analizler yapıldı, doluya koyuldu olmadı, boşa konuldu yine olmadı. Para politikası öncülüğünde tek bacaklı bir mücadele programı çizildi, şu ana kadar bir etkisini görmedik. Merkez Bankası, bu sefer daha sert bir adım attı ve “bu işimizi az çok görür” dedi. En son yapılan mevduat munzam artışı ile beraber kredi büyümesi üzerinde bir baskının oluşacağı neredeyse kesin artık. Ama ne ölçüde olacağı yönünde belirsizlikler devam ediyor. Büyüme yüzde 20-25’lere çekilebilir mi, göreceğiz. Ancak şunu daha rahat söyleyebiliyorum: Cari İşlemler Açığı’nın 2011 yılında yeni rekor seviyelere imza atmasının önüne geçilmesi mümkün gözükmüyor. Geçen sene GSYİH’nın yüzde 6,6’sı kadar oluşan açık, bu sene yüzde 7’leri aşacak. Nedenlerini her yönüyle konuştuk. Özetle enerji fiyatları dedik, devam eden ekonomik aktivite dedik, yapısal sorun dedik.
 

Bu özetten sonra asıl gelmek istediğim noktaya değineyim. Cari açığın yukarı trendi sürpriz olmaktan çok uzaktı. Açığın 2011 yılı için ne ölçüde problem yaratacağı finansmanı ile ilgili bir takım soruların cevaplarından geçiyordu. Yılbaşında yaptığım bir finansman analizinde aşağı yukarı 15 milyar dolarlık bir finansman açığı buluyordum. Daha fazla yabancı doğrudan sermaye, güçlü hızında devam eden portföy yatırımları, uzun vadeli özel sektör borçlanmalarının güçlenmesi, biraz mevduat artışını analiz içinde bulunduruyordum. Çıkan finansman açığın kur üzerinde etkili olacağını ve kötü global ekonomik şartların oluşması durumunda canımızın biraz acıyabileceğini belirtmiştim.
 

Şimdi hangi noktayız? İlk iki ay açıklandı ve elimizde 5,5 milyar dolar tutarında bir net hata noksan (NHN) rakamı var. Yılbaşında kafa patlatıp yaptığımız finansman tablolarını bir kenara atmak gerekiyor. Zira “hata payı” bütün tahminlerimi bozacak ölçüde büyük. Ülke ekonomisine her ay 2-3 milyar dolar civarında kaynağı belli olmayan bir giriş yaşanıyor. Mart-Nisan ayındaki piyasa performansına baktığımızda bu girişlerin devamı beklenebilir. Bununla ilgili türlü tahminler yürütülüyor ve en olasılardan biri Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki politik çalkantıdan kaçan paranın yeni yuva arayışından bahsediliyor. Olabilir, hepsini böyle açıklamak mümkün mü, bilmiyorum. Aylık NHN girişi, sıcak para kavramı altında işlenebileceği gibi makroekonomik dengeler üzerinde beklenenden daha farklı bir resmi beraberinde getiriyor. Türk Lirası’na bakın!

 
NHN olgusu 2011 yılına ilişkin bir olgu değil. Uzun yıllardır gündemimizde. Hatta 2003 yılında beri sürekli bir girişi gösteriyor ki bu “yapısal” bir durumu işaret ediyor. O halde aslında tahmin ettiğimiz cari işlemler açığından “yapısal bir boyut” kazanmış olan NHN’yı çıkarıp, finansmana ilişkin daha gerçekçi bir rakam oluşturmak gerekiyor. Yakın geçmişe baktığımızda, 2008’den beri her yıl aşağı yukarı 5 milyar dolar tutarında kaynağı belirsiz bir döviz girişinden bahsediyoruz. Cari açık büyüklüklerine baktığımızda 2008 yılında NHN cari açığın yüzde 10’nundan fazlasını finanse etmiş. Kriz yılında (2009) daralan cari açık ile beraber finansman oranı yüzde 35’lere çıkarken. 2010 yılında yine yüzde 10’a yakın bir finansman gücü ile karşı karşıya kaldık.

 
Bu yıl için yeni revize tahminlerim ile beraber nominal olarak 60 milyar doların üzerinde bir cari açık beklentim var. NHN bilmecesi etkisi altında biraz daha düşük cari açık seviyesi ile anlık mutluluk yaşayabiliriz. Herşeyi bir tarafa bırakalım, çıkan sonuç, NHN bu şekilde devam edip, yapısallığı yapışkanlaştıkça bizim finansman tablosu tahminlerinin ömrü daha fazla kısalacaktır.

Özlem Bayraktar GÖKŞEN

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Japonya, TEPCO – Tokyo Elektrik Şirketi Sunumu ve Son Durum

Japonya’da hâlihazırda 54 tane nükleer santral var. Kullanılmış yakıtlar hakkındaki genel politika, yeniden işlenen kadar depolanması (santralde) şeklinde ……  Japonya’da...

Kapat