Murat Yülek: İnşaat Sektöründe Güçlü Düzenlenme ve Denetlenme Çerçevesine İhtiyaç Var

Her sektörde belli oranda düzenlenme ve denetlenme ihtiyacı var. Bu faaliyetlerin bir taraftan sektörü “boğmaması”, gelişmesine engel olmaması gerekiyor. Diğer taraftan ise ö sektörün hizmet ettiği tüketici/kullanıcı kesimin haklarının da korunması gerekiyor.

 
Bazı sektörler sınırlı sayıda kullanıcıya hitap ediyor ve/veya ortaya çıkardığı riskler sınırlı. Diğerleri ise tüm halka hitap ediyor ve kapsadıkları riskler oldukça yüksek. Denetim ve düzenlemelerin çok sıkı olduğu bankacılık sektörü, buna güzel bir örnek.
  

İnşaat ta pek farklı bir sektör değil. Tüm halkımız inşaat sektörünün ürettiği binalarda yaşıyor, çalışıyor, alışveriş ediyor, üzerinde yürüyor, seyahat ediyor veya kalıyor. Dahası, bu binaların kalitesi tüm halkımız için önemli bir risk unsuru. Dolayısıyla bu sektördeki düzenleme ve denetleme kalitesinin, bankacılıktan ya da gıdadan daha az önemli olduğunu söylemek güç.

 
Oysa her depremden sonra bir kez da anlaşıldığı gibi Çınarcık’tan Van’a bu sektör iyi düzenlenmiyor ve denetlenmiyor.
 

Ancak sektörün içinde olanların bileceği gibi esasında sektörde sayfalarca düzenlenmeler var, kurala bindirilmiş denetlemeler yok değil. Yani, meseleyi sayfalarla, yönetmeliklerin sayılarıyla ölçmeye çalışmak mevcut kaliteyi (ya da kalitesizliği) doğru ölçtürmez bize.

 
Ne yapılması gerekiyor? Eğer gerçekten radikal olunacaksa düzenleme çerçevesinde bazı temel değişiklerin yapılması ve sektörün hem kamu yönetimi hem de kullanıcı tarafından denetlenmesinin (yani piyasa disiplininin getirilmesi) önü açılmalı.

 
1- Nasıl “her önüne gelene” banka açtırılmıyorsa “her önüne gelene” inşaat da yaptırılmamalı. İnşaat ruhsatı verilirken müteahhitte sıkılaştırılmış şartlar aranmalı, geçmişteki tarihçesi ve performansı incelenmeli. Başka müteahhidin adıyla inşaat yapılması engellenmeli.

 
2- Denetim sistemi güçlendirilmeli. Bir çok batı ülkesinde bunun başarılı örnekleri var. Denetim şirketlerinin yetkileri, sorumlulukları ve görevlerini kötüye kullanmaları durumundaki cezaları sıkılaştırılmalı. Diploma ve imza yetkisi istismarı ortadan kaldırılmalı.

   
3- Sektörün markalaşması ve şeffaflaşması hızlandırılmalı. Binaların müteahhitleri, diğer görev alanlar ve yapı denetçilerin şahıs ve şirket isimleri binalarda devamlı görülebilecek yerlerde devamlı surette asılmalı. İkinci el daire alanlar bu müteahhitlerin ve yapı denetçilerinin tarihçelerini kolayca takip edebilecekleri veri tabanları halkın hizmetine açılmalı. Bu markalaşma ve şeffaflaşma belediye ve merkezi hükümetin altyapı inşaatlarında da sağlanmalı.

 
4- Emlak satın alanlar bilinçlendirilerek güvenlik konusunda nelere dikkat etmeleri gerektiği hakkında eğitilmeli. Bahsedilen veri tabanlarının kullanımı da buna dahil. 

 
Bu arada, inşaat sektöründe ciddi bir “para toplama” faaliyetin de olduğunu hatırlatalım. Müteahitler, işlerinin tabiatı gereği yap-sat kadar sat-yap faaliyetleri de gerçekleştiriyorlar. Yapmadan satma ciddi bir para toplama hareketi sağlıyor. Alıcılar tabi ki “güvendikleri”  müteahhitlere peşinat veriyorlar. Ancak bu güven çoğu zaman reputasyon bazlı. Ciddi bir araştırmaya dayanması imkansız.  Bu da denetim altına alınması gereken önemli bir alan.

 
Murat YÜLEK

Dünya Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
A.Savaş Akat: Euro’yu Kurtarma Paketi

Geçen hafta Londra’da yararlı bir konferansa katıldım. Konusu: Türkiye’nin 1980 sonrası neoliberal politikalar deneyimi. Düzenleyen: LSE’nin Çağdaş Türkiye Araştırmaları kürsüsü...

Kapat