Müjde, AB Kurtuldu

 

 

Müjdemi isterim, ilk benden duydunuz.  Sene sonuna kalmadan AB’nin çok borçlu ülkeler (PIIGS) ve bankacılık krizi sona erecek.  Bayan Merkel Dexia’nın “çatlamasından” sonra ikna oldu, ya tüm Euro-üyeleri ile birlikte, eğer olmazsa tek başına AB ve Euro’yu kurtaracak.  Eğer yanılıyorsam da, önce AB, sonra küresel finans sistemi Okyanus’un derin sularına gömülecek.

 

Önce şunu söyleyeyim.  Avrupa Merkez Bankası Perşembe günü faizleri indirmeyerek Kıta’da resesyonun altına imzasını attı.  Artık İkinci Dip’ten kaçınmak için çok geç.  Ama, bu yanlış kararın yanında dünya bankacılık sistemini bir kaç ay daha hayatta tutacak kararların son halkasını da tamamladı. Bankaların iki türlü sorunu var, birincisi sermaye yetersizliği, ikincisi ise likidite eksikliği.  Son yüzyılda ekonomist ve finansçılar hep bunların arasındaki farkı tartışır. Ekonomistler asla güzel kızlardan randevu alamayacakları için, finansçılar da tüm gece Victoria’s Secret modelleri ile alem yapıp akşamdan kalma oldukları için, her bankacık çalkantısında “Efendim bunu ardında likidite darlığı var.  Yok, mirim, vallahi sermaye yetersizliğidir” dalaşı hiç bitmez. Gerçek hayatta likidite darlığı çok kısa sürede sermaye yetersizliğine dönüşür halbuki.

 

Hemen bir örnekle açıklayayım.  Bankanın elinde yeterince nakit veya nakte döndürülebilir varlık kalmamış.  Ama, pasiflerin vadesi geliyor.  Yani, ya mevduat kaçıyor şubelerden, ya da başka bankalardan borç alamıyor, sendikasyonlarını yenileyemiyor.  Ne yapacak?  Elinde likit olmayan varlıkları haraç-mezat satacak.  Eğer 95 TL’den aldığınız 5 yıllık tahvili 90 TL’den satmak zorunda kalırsanız, likidite sıkıntısı  anında 5 TL zarara, yani bir süre sonra sermaye eksikliğine dönüşür.  Halbuki, likit olsanız, bu tahvili  vadeye kadar bilançoda taşır, TL100 alır, kar yazarsınız.

 

Avrupa bankalarının elinde yüklü miktarda Yunan ve diğer PIIGS ülkelerinin tahvillerinden (DİBS) var.  Bu ülkeler iflasa gider diye başka bankalardan borç alamıyor, bono ve tahvil ihraç edemiyor.  Eğer bu durum bir kaç ay daha devam ederse, zoraki de olsa 95 Euro’dan aldığı İtalyan ve İspanyol tahvillerini 90 Euro’dan satmaya başlayıp batacaklar. İşte AMB isteyen bankaya teminat karşılığı 13 aya kadar sonsuz repo yapacağını açıklayarak, bu iki sorunun birbirine olumsuz etki yapmasını engelldi.  Artık pasif tarafında sıkışan bankalar, PIIGS DİBS satmak yerine, AMB’na repoya verecek. Eğer Fed’in de büyük bir alicenaplıkla AMB vasıtası ile swap yaparak Avrupa bankalarına dolar likiditesi sağladığını hatırlarsak, bankacılık sisteminin geçici olarak güvenceye alndığı rahatlıkla görülür.

 

Ama, bunlar geçici çözümler, AB için kalıcı çözümün NE olduğunu herkes biliyor, benim icadım değil.  3 ayaklı bir operasyonu EŞZAMANLI olarak gerçekleştireceksiniz:

 

Birinci Ayak:  Yunaistan’ın fişi çekilecek—yani iflasa zorlanacak.

 

İkinci Ayak:  Avrupa bankalarına kamu eliyle veya piyasalardan sermaye eklenerek Yunan DİBS’den  yazacakları zararın sermayeyi tüketmesi engellenecek.

 

Üçüncü Ayak:  Yunanistan iflas ettiğinde derhal İtalya ve İspanya başta bir çok ülkenin DİBS’ne satış geleceği için bankaların yeniden sıkıntıya girmememesi için EFSF veya başka kurumlar ikincil piyasadan bu DİBS’leri alacak, fiyatları yüksek tutacak.

 

Bu Üçüncü Ayağı biraz daha açayım, çünkü okurlarım arasında benim gibi son 20 yılını bankacılık sisteminde oluşacak her türlü arızayı Polonyalı musluk tamircisi itinası  ile yakinen tetkik etmemiş olanlar olabilir.  Yunanistan iflası ardından diğer çok borçlu ülkeler de iflas eder diye bir panik doğar.  Bu paniğin Portekiz ve İrlanda için büyük önemi yok, onlar zaten piyasadan borçlanmıyor.  AMA, panik %100 İtalya ve İspanya’ya sıçrar.  Eğer bu iki ülkenin 2 trilyon Euro’yu aşan DİBS’nin fiyatları hızla düşmeye başlarsa, bankalara ne kadar sermaye koysanız yetmez.  Yine likidite darlığı başgösterir.  Zararına İtalyan-İspanyol DİBS’i satarlar ve fasit dairede birinci  kareye döneriz. (İşte literatür tarihine geçecek bir cümle daha).

 

Dolayısıyla, Yunanistan musalla taşına yatılırdığında  mali husyeleri bayağı kallavi bir kurum veya kurumların devreye girerek şortcu trader  tayfasına “Gel yavrum, sat da seni oyayım” diyebilmesi lazım. Eğer PIIGS DİBS’în değerinin düşmeyeceğine ve likit ikincil pazarı olacağına yatırımcıları ikna edebilirseniz, bankaların fonlama sorunu da çözülür.

 

Peki, bu çözümü benim gibi 35 yıllık keyif verici madde bağımlılığı yüzünden sadece 3 tane gri beyin hücresi kalmış bir fani bile çakıyorsa, AB niye uygulayamıyor?  Çünkü, maliyetli bir çözüm.  Önce, Avrupa bankalarına 200-300 milyar Euro civarında  sermaye ENJEKSİYONU şart.  ENJEKSİYON..bayılıyorum bu lafa.  Bu enjeksiyon tamamlandıktan sonra, EFSF’nin de halen 450 milyar Euro olan kaynaklarının artırılması lazım, çünkü demin izah ettiğim gibi,  EFSF’nin husyeleri traderlerı korkutacak cüssede değil.  EFSF’nin sermayesinin bir kez daha artırılması şart değil.  Ya AMB ikincil piyasadan daha aktif tahvil alacağını ilan eder, ya IMF özel bir fon kurarak alımlara destek verir, ya da bir şekilde EFSF’nin borç almasını sağlayarak husyelere steroid ENJEKSİYONU yapabilirsiniz.  Bir maliyet daha var.  Yunanistan iflas ettirilicek ama Euro’dan çıkmayacak.  Borcu %50 kadar tenzil edilecek, sonra ülkenin hayata dönmesi için biraz daha taze krediye ihtiyacı var.

 

Bu maliyet özellikle Fransa gibi AAA notu her an düşürülebilecek Euro üyelerini çok korkutuyor.  Sarkozy 7 ay sonra cumhurbaşkanlığı seçimine girecek.  Eğer Fransa bu süre zarfında AA’ya indirilirse, Carla onu yataktan kovar. Bu yüzden Sarko yarın (Pazar günü) Merkel’le yapacğı zirvede oyuncağı elinden alınmış şımarık bir Fransız cücesi gibi ağlayacak.  Ama, Kuzey’in Harbi Hatunu Merkel vazgeçmeyecek, Sarko’yu kucağına yatıracak ve döve döve ikna edecek. Hiç bir Fransız erkeği kararlı bir kadına 3 dakikadan fazla dayanamaz. Bu arada aklıma bir Fransız  fıkrası geldi, anlatamdan edemeyeceğim:  İki eli havada yüyünen 2 milyon Fransız gencine ne denir?  Fransız ordusu…..  Önce AB’yi, ardından Euro’yu ve tüm dünyayı kurtaracak plan ya 17 Ekim gecesi AB liderler zirvesi öncesi, ya da 2-4 Kasım arası G-20 Zirvesi öncesi açıklanacak.

 

Nasıl bu kadar emin olabiliyorum?  Çünkü Merkel hesabını yaptı. Ya kol keser yukarda tarif ettiğim  maliyeti ŞİMDİ öder.  Ya da 2013 yılında o seçime giderken Euro dağılmış, Avrupa ekonomisi de çökmüş olur.  Cuma akşamı Fitch’in İtalya ve İspaya’nın notunu düşürmesi,  Dexia’nın resmen olmasa da fiilen batması.  Moody’s in Portekiz ve İngiliz bankalarının notunu kesmesi.  Tüm bunlar Avrupa’nın bu PIIGS-bankacılık belirsizliğini daha fazla kaldırmayacağını, eğer ortak karar alınıp bir an önce gereken yapılmazsa, hastanın seneyi çıkartamayacağının göstergesi.  Diyeceksiniz ki, AB şimdi karar alsa parlamentolardan onaylama filan bir yılı aşar.  Doğrudur, ama yukardaki planın yeni onaya ihtiyacı yok, hatta 17 Euro üyesi arasında fikir birliğine de ihtiyacı yok.  Merkel Yenge bir hafta içinde diğerlerini ikna edemezse, tek taraflı olarak Alman bankalarına damardan özkaynak ENJEKSİYONU’na başlar.  O zaman da herkes Deutsche, Kommerzbank ve  Landesbanken Geberingen’le iş yapar, SOB Baribas, Credit Annenicole ve FORDIS’le yapmaz.

 

 

Ve FÖŞ Atilla finans tarihinde devrim yaratan makalelerine bir tanesini daha ekledi.  İLK BENDEN DUYDUNUZ:

 

Çin para birimi yuan’ın değer kazanmasına izin verecek

Altın 2.500 dolar/ons olacak

Yunanistan’ın defni başladı

Uzaylıların rektoskopide kullandığı mucize kayganlaştırıcı şimdi TL49 + KDV.

 

 

Teşekkür, etmeyin, ahretimi kazanmak için yapıyorum.

 

Atilla Yeşilada,

ayesilada@gmail.com

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Memur-Sen Enflasyonu: %0.91

    Memur-Sen tarafından Eylül ayına yönelik yapılan araştırmaya göre, açlık sınırı Eylül’de bin TL’yi geçti ve bin 4 TL’ye...

Kapat