M.Uğur Civelek: Durgunluktan Çıkış Umudu Azalıyor!..

Geçtiğimiz haftanın sonunda etkili olmaya başlayan ve pazartesi günü yoğunlaşan ve başta altın olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan hareketlilik, tam tuhaf bir görüntü sergiliyor, hemde kafaları karıştırıyor. Yalnızca altın veya biraz daha genelde emtia fiyatlarında yaşanan gelişmelere kısa vadeli bir bakış açısı ile bakarak değerlendirme yapmak, yaşanan gerilemeyi durgunluk beklentileri veya sistemik kırılganlık algılamasının azaldığı gibi söylemler ile açıklamak pek gerçekçi görünmüyor. Son on yıllık döneme baktığımızda durgunluk beklentisinin ve parasal genişlemenin kronikleştiğini, sermaye ve emtia piyasalarının paralel eğilimler sergilediğini gözlemliyoruz. Bu süreçte bilançolardaki nisbi düzelmeye rağmen durgunluktan çıkılamıyor oluşu, işsizlik azalmazken emtia fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanan maliyet kökenli enflasyon baskısının artışı sıkıntı yaratıyor. Durumun daha kötüye gitmesini engellemek için ya parasal genişlemeyi frenlemek ve finansal piyasaların taleplerine duyarsız kalmak, ya da parasal genişlemenin emtia piyasaları üzerindeki etkisini enflasyon baskısı yaratmayacak şekilde yönlendirmek ve kontrol altında tutmak gerekiyor. İlk olasılığa finansal piyasalar tahammül edemiyor ve durgunluğun bunalıma dönüşmesi olasılığı güçleniyor; ikinci olasılık ise çok tartışılması gereken çelişkileri gündeme taşıyor…

 
Altın kontratlarındaki teminat oranlarını son iki ay içinde beş kez arttırabilir, yapay satış baskısı yaratibilirsiniz. Daha önce de olduğu gibi piyasaların sığ olduğu saatlerde bakırdaki düşüşü bahane ederek sert bir aşağı hareket yaratabilir, sistemik kırılganlığı artıracak şekilde spekülasyon yapanları cezalandırabilirsiniz. Fakat bu anlayış sistemik korumacılık kapsamına girer, serbest piyasa ve demokrasi anlayışından uzaklaşmak anlamına gelir. Zira bu yapılanlar amaca ulaşmıyorsa yasaklayıcı gyeni kurallar çeşitlenerek devreye girer. Bu yapılanlar yapısal sorunların ağırlaşmasını veya güven bunalımının derinleşmesini önleyemez…

 
Evet emtia fiyatlarındaki yükseliş durgunluktan çıkılmasını engelliyor; para ve ne maliye politikasının daha fazla gevşetilmesine izin vermiyor; sorunlu hale gelen büyük bankaların kurtarılması yönündeki iradeyi zayıflatarak sistemik kırılganlığı yeni rekorlara taşıyor. Para ve veya maliye politikasının gevşetilmesi, banka veya ülke kurtarılması ihtiyaç ise giderek ağırlaşan yapısal sorunlardan kaynaklanıyor, altın ve petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra artan güvensizlik yan tesir olarak ortaya çıkıyor. Yapısal sorunlar konusunda bir şey yapılamadığı için günü kurtarmak bile emtia fiyatlarının marke edilmesine bağımlı hale geliyor!..

 
Federal reservenin geçen hafta yaptığı açık piyasa işlem komitesi toplantısından çıkan karar ve değerlendirme oldukça net ekonomideki yönelimin aşağı yönlü olduğu tespitine rağmen yeni parasal genişlemeye gidemiyor! Neden? Ekonomi daralıyorsa taze para versin, daralmıyorsa vermesin, canlanıyor ise daha önce verdiklerini yavaş yavaş çekmeye başlasın… Ekonomi daralırken neden taze likidite veremiyor? Çünkü biliyor; verilen likidite emtia fiyatlarını yükselecek, enflasyon baskısı artacak ve durgunluktan çıkılamayacağı gibi sorunların iyice ağırlaşması önlenemeyecek…
 

Peki kendilerini veya günü kurtarmak adına taze paraya bağımlı hale gelen finansal piyasalar ne yapsın? Kalıcı olamayacağını bile bile emtia fiyatlarını geriletecek bir manipulasyonu sahneye koysun!.. Yine sormak gerekiyor emtia fiyatları geriletildiği seviyelerde kalacak mı? Federal reserv veya Avrupa Merkez Bankası önce parayı versin, sonrası önemli değil, elbette kalıcı olmayacak!.. Mali kesim ve kamunun hatalarını diğer kesimlere fatura etmenin en temiz yolu elbetteki enflasyondur, emtia fiyatlarının yükselmesi kalıcı olarak önlenemeyecek bir durumdur.
   

Birilerinin kendini yanlışlarına devam ederek kurtarabilmesi için, doğru yapanların yanlış yaptıklarına ikna edilerek yaptıklarından vazgeçmesi gerekiyor. Bu yaşananlar sistemik riskin küresel kredi krizinin yaşandığı dönemdekinden çok daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Tünelin ucunda görünen ışık karşıdan gelen trenin ışığıymış!..
  

Ne dersiniz salt altın ve kıymetli metallerde yaşanan hareketlere bakarak ne olup bittiğini anlamak mümkün mü? Dar açıdan kısa vadeli bir bakış açısı ile bizi yönlendirmeye çalışanlara güvenmenin bedeli çok ağır olabilir mi?..

Mehmer Uğur CİVELEK

Dünya Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 29 Eylül 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Borç krizine çözüm olarak öne sürülen Avrupa Finansal İstikrar Fonu EFSF'nin güçlendirilmesine ilişkin kritik oylama bugün Almanya Parlamentosu’nda...

Kapat