M.Uğur Civelek: Deliler Cennetinin Cazibesi

Küresel düzeydeki gelişmeler, ne finansal piyasaların ne de başka merkez bankaları olmak üzere düzenleyici kurumların ve siyasi iradelerin yakın geçmişte yaşanan olumsuzluklardan yeterince ders alamadığına işaret ediyor. Durum böyle olunca çaresizliğe teslim olunuyor, günü kurtarmak adına sorunların ağırlaşmasına göz yumuluyor. İnsanlığın barış içinde yaşamasını mümkün kılan ve istikrarsızlık artışını engelleyen temel ilkeler şuursuzca tüketiliyor. Akıl tutulmasının etki alanı genişledikçe işlerin düzelmeye başladığı sanılıyor veya bu yönde kanaat oluşması için çaba harcanıyor; etkili ve yetkili kesimler bindikleri dalı kesmek için birbirleri ile yarışıyor. Parasal genişleme ve yapay beklentiler yolu ile yapılanın manipülasyon olduğu, serbest piyasa anlayışının etkin çalışma şansını ortadan kaldırdığı ve sistemik kırılganlığı artırdığı gerçeği inkar ediliyor. İşin tuhafı bu durumun ekonomiyi etkilemesi hem isteniyor hem de istenmiyor!.. Eğer parasal genişleme ekonomideki eğilimleri etkilemeye başlar ise başta petrol olmak üzere emtia fiyatları yükselerek enflasyon baskısını artıracak, ortalık karışacak; yok etkilemez ise sanki sorunları çözmenin ilacı imiş gibi bu kısırlığa devam edilecek; görüntü ile gerçekler birbirinden uzaklaşmayı, gidebildiği yere kadar sürdürecek… Güven bunalımı ve riskten kaçınma eğilimlerindeki giderek büyüyen gel-gitler arasında boğulunmasını önlemek için hiçbir şey yapılmayacak!.. Sorunların ağırlaşmasında etkili olan fakat bu olumsuzluğun büyük bir karmaşa arkasında gizlenmesine yardım eden küreselleşme denilen kuralsızlık hiç tartışılmayacak!..

 
ABD Merkez Bankası 2014 yılına kadar faizleri yükseltmeyeceğini açıklıyor ve parasal genişleme sinyali vererek piyasaları coşturuyor. Söz konusu ocak ayı içinde tarım dışı istihdamın beklenenin üzerinde 243 bin kişi arttığı açıklanıyor. Bu aşamada sormak gerekiyor söz konusu kurumu yönetenlerin bu durumdan haberi yok mu? Eğer haberi var ise parasal genişlemeye son vermek ve faizleri çok daha erken bir dönemde yükseltmek zorunda kalmaz mı? Elbette haberi var fakat öncelikle güven bunalımını aşmaya ve riskten kaçınma eğilimini terse çevirmeye çalışıyor, gerisini durum ciddileştiğinde düşünecek ve bu nedenle itibar kaybetmeyi göze alacak…
 

Yine okurlarımız dikkat etti ise ABD’deki petrol fiyatlarında manipülasyon şüphesini artıracak ilginç gelişmeler yaşanıyor. Batı Teksas petrolü gerilerken brent yerinde sayıyor, aradaki farkın yeniden açılmaya başladığı gözleniyor. Bu durumda sormak gerekiyor tarım dışı istihdam ile petrol fiyatındaki eğilim ekonomi konusunda neden farklı yönleri işaret ediyor, hem de Ortadoğu siyaseten ısıtılır iken?

 
Euro Bölgesi ise gündem olmamak adına yeni söylemler üretmeye çalışmak dışında bir şey yapamıyor. Avrupa istikrar mekanizmasına dönüşecek olan kurtarma fonu 1 trilyon düzeyine çıkmalıymış; Avrupa Merkez Bankası IMF’ye kredi vermeliymiş; Euro Bölgesi bankaları desteklenmeli fakat tekrar bu duruma düşmemesi için riskli aktiflerinden kurtulmalıymış; bu açmazdan çıkmak için büyüme önemliymiş… Çok laf, çok çelişki var ama çözüm yok… Euro Bölgesi bankaları riskli varlıklardan kaçınacak ise AB nasıl büyüyecek? Kusura bakmasınlar büyüyemez, rekabet gücü kaybını terse çeviremezler: İki yıl içinde istikrar mekanizmasının kaynaklarını 2 trilyon euroya çıkarmamız gerekiyor demeye başlarlar ve sorunlar da iyice ağırlaşmış Yunanistan durumuna düşmüş üye sayısı da artmaya devam eder… Kısa vadede gücünü kurtarmak için önce Avrupa Merkez Bankası’nın daha sonra Euro Bölgesi bankalarının daha fazla risk alması, normalleşmenin mümkün olmayacağını bilerek bunları yapması gerekiyor; çok yönlü istikrarsızlık artışını kabullenmesi ve tepki vermemesi de lazım!..

 
Parasal genişlemenin sebebi durumundaki gelişmiş ekonomilerin çaresizliği doğal olarak gelişmekte olanları da etkiliyor. Türkiye gibi dengesizlik rekorlarına abone olanlar, “Deliler Cenneti”nin cazibesine kapılarak sorunlarını ağırlaştırıyor, beklentilerin olumsuzlaşmasını engellemeyi ve varlık değerlerini yükseltmeyi başarı sayıyorlar! Ocak ayı enflasyon rakamı yüzde 0.56 olmuş ve yıllık rakam yüzde 10.61′e yükselmiş(!) olsun, Türk Lirası değerleniyor söz konusu rakamda ikinci yarıyılda tek haneye iner diyerek kendimizi teselli ediyoruz! Bir önceki senede dış ticaret hacminin 379 milyar dolara ve açığın ise 106 milyar dolara çıkarken, enflasyonu geriletmek adına Türk Lirası’nı değerlendirmeye çalışmanın  ne tür sıkıntılar yaratacağını düşünmüyoruz! Tehlike ile fırsatı karıştırıyor, görüş mesafesinin kısalmasını ve hareket yeteneğinin daralmasını önleyemiyoruz. Yetkililerin çaresizliği ve finansal piyasaların kendinden başkasını düşünmeyen açgözlülüğü, çelişkilerin artması ve sorunların ağırlaşmasında belirleyici oluyor. Likiditeyi görünce coşan finansal piyasalar geleceğimiz üzerindeki ipoteğin büyümesinde başrol oyuncusu olacağını kesinleştiriyor.
 

Kredi değerlendirme şirketlerinden biri uyarıyor: Büyüme yüzde 4′lerin altına inerse kaldıramazsınız! Evet görünüyor büyüme 4′lerin altına düşer ise enflasyon gerilemezse veya cari açık küçülmez ise ortalık karışacak. Hiçbirinin gerçekleşmemesi ise mümkün görünmüyor. 2000′li yıllarda olduğu gibi çareyi kendimizden kaçmakta, olduğumuzdan farklı görünmek adına rakamlarla oynamakta arıyoruz… Finansal piyasalardaki iyimserlik ekonomiye yansımaya başlasa da başlamasa da kırılganlık artıyor. Deliler cennetinin tadına bakanlar bu gerçeği göremiyor ve ancak o zaman rahat uyuyabiliyor!..
 

Mehmet Uğur CİVELEK

Dünya Gazetesi

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Yaman Törüner: Nükleer Santral Gerekli mi?

Deprem ve tsunami sonrasında Japonya’daki Fukushima nükleer enerji santralinin sızıntı yapması, nükleer enerji kullanımının gerekli olup olmadığı konusunu yeniden tartışmaya...

Kapat