Hovardalık Değil Gaza Basma Zamanı

ABD’de City University of New York’ta ömür boyu çalışma ve çıkarılmama hakkını yakarak Türkiye’ye dönme kararı alan Doç. Dr. Özgür Demirtaş, Türkiye’nin önemli bir kavşaktan çıktığını ve gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmak için gaza basması gereken bir fırsat yakaladığını söyledi. Demirtaş, genç yaşta delikanlıya benzettiği Türkiye’nin hovardalık yapmadan çok çalışması gerektiğine dikkat çekti.
  

Genç yaşta Sabancı Üniversitesi’nden Yönetim Bilimleri Fakültesi’nde profesörlük ve Finans Kürsüsü Başkanlığı teklifi alan ve 2012′nin sonbaharında bu görevine fiilen başlayacak olan Demirtaş, küresel piyasalar için ise yönü Avrupa’da alınacak kararların belirleyeceğine işaret etti.

 
Son 18 ay içinde ABD’nin notunun indirileceği, İtalya’nın borç krizine saplanacağı Yunanistan’ın batacağı ve Türkiye’nin cari açığının 100 milyar doların altında kalacağı gibi doğru makro tahminlerde bulunan Demirtaş, küresel ekonominin krizden çıkışı için ise çözümünün Çin’den geçtiğini savundu.
 

İşte 34 yaşında profesörlük teklifi alan Demirtaş ile yaptığımız o söyleşi:

 
– Küresel ekonomideki son durumu ve Türkiye’nin bu resim içindeki yerini nasıl görüyorsunuz?

 
Avrupa’daki ülkelerin gelirleri ve giderleri arasındaki farka, borçlarına ve borç yapılarına bakıldığında ortada vahim bir tablo var. Küresel açıdan bir resesyona gidilmesi riski Avrupalı liderlerin yönetim kabiliyetine bağlı.
 

Türkiye’nin gelir, gider dengesi ve borç yapısına bakıldığında ise Avrupa ve ABD ile kıyaslanamayacak oranda iyi durumdayız. Benim için bir ülkenin önemi onu harita üzerinde suyla kaplayıp acaba dünya ne kaybetti sorusuna verdiğim cevaptan geçiyor. Mesela Almanya’yı haritadan sildiğimde, dünyanın bu ülkede üretilen önemli ürünlerden mahrum kalacağını görüyorum ve bu da Almanya’yı ‘vazgeçilmez’ yapıyor. Türkiye de bu anlamda vazgeçilmez olmalı ve bunu verimliliğe dayalı ürünler üreterek gerçekleştirmeli.

 
– Türkiye bunu nasıl yapabilir?

 
Şirketlere özellikle araştırma geliştirme tarafında destekler sağlanmalı ancak bunun regülasyonlarla sıkı şekilde denetlenmesi de lazım. ‘Parayı verdim iş bitti’ değil. Devletin sopası orada görülecek. Bu anlamda Sanayi Bakanlığı’nın ara malını Türkiye’de üretenlere verdiği yüzde 15′lik teşvik oldukça doğru bir karar. Bu üreticiye bir ödül, üretmeyi düşünenlere de bir teşviktir. Bu teşviki zamanla aşağı çekerek, dışarıdan 100 liraya ithal edilen bir malı bir gün içeride 98 liraya üretilecek noktaya getirmek önemlidir. İşte doğru teşvik budur.

 
Ekonomi bu anlamda insanların arzu ve isteklerini doğru yönlendirme bilimidir. Ben Türkiye’nin bunu başaracağına inanıyorum.

 
– Hocam, peki ülkenin ekonomisi gelişmesine rağmen refah neden hala halka inmiyor?

 
Refahın halka yayılması çok aşamalı bir elek mekanizmasına benziyor. Tıpkı bir unun elenmesi gibi bu da yukarıdan aşağıya elenerek gelecek ve tabana yayılacak. Türkiye mali açıdan oldukça büyüdü. Bu büyüme, 2000′li yılların başında sıcak para ile gerçekleşti. Para, girdi ve çıktı. Simdi ise geliyor ve çıkmıyor. Borsadan çıkan para tahvile gidiyor. Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyeye çıkması ve emeklilik fonlarının gelmesiyle yatırım miktarı da artacak ve refah daha fazla artacaktır.

 
CEPHANE BİRİKTİRMEMİZ LAZIM
 

– Türkiye’nin özellikle aksayan tarafları nelerdir?

 
Bizim tasarruf oranlarımız düşük seviyede. Nüfusumuzun genç olması ve geleceğe olan güvenin artması bunda başlıca etken. İleride tasarruf oranımızı artıracağımızı düşünüyorum. Bu, cari açığın finansmanında da etkili olacaktır. Krizlere karsı kenara cephane koymak gerekiyor.

 
– Refah demişken, vatandaşın yükünü artıran son vergi artışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 
Son vergi artışları kısa vadede doğru çözümlerdir. Ama uzun vadede doğru değildir. Cari açığı, parasal yöntemlerle çözmeye çalışmak doğru bir yaklaşım değil. Bu noktada hep verdiğim şu örneği tekrarlayayım. Bu, iki saatlik bir maratonu doping ilacıyla koşmaya benzer. Hapın etkisiyle ilk yarım saatte hızlı koşar ve birinciliğe oturursunuz ancak daha sonra hapın etkisi geçtikçe normalden de yavaş koşmaya başlarsınız. Böylece yarışı sonlarda tamamlanırsınız.
 

Bu aynı zamanda kırık bir kemiği ağrı kesici hapla tedaviye kalkmaya da benziyor. Ağrı kesicinin etkisiyle acıyı hissetmeden yürürsünüz ancak bir bakarsınız o kemik un haline gelmiş ve bir daha kullanılamayacak kadar ağır hasar almış. O nedenle bu kırığı alçıya alıp, uzun vadeli tedavi gerekir.
 

– Sürekli dolaylı vergilere başvurulmasına ve doğrudan vergi tarafında adımlar atılmaması için ne düşünüyorsunuz?

 
Doğrudan vergi yılların yapısal sorunudur. Bunun aşılmasında vergi ödeme kültürünün yerleşmesinin önemi büyüktür. Vergi toplama bir kültür meselesidir. Vergi vermemenin namussuzluk olduğu anlayışı bu topluma yerleştirilmelidir. Ayrıca hükümetin doğrudan vergi tarafında küresel koşullara bağlı olarak ilerde adım atacağını düşünüyorum. Dünyadaki krizin geçmesini bekliyorlar, diyebilirim.

 
– Peki son vergiler enflasyon hedeflerinde sapma yaratmayacak mı?
 

Enflasyonda önümüzdeki üç ile altı aylık dönemde sapma yaşanacaktır. Ancak bu zaten beklentilerde mevcuttu.
 

TÜRKİYE HOVARDALIK YAPMAMALI CUMARTESİ ÇALIŞMALIYIZ
 

– Son günlerdeki bir diğer tartışma da çalışma saatlerinin değiştirilmesi ve Cumartesi gününün de mesaiye katılması. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

 
Çalışma saatlerindeki değişiklik toplamda iyi olacaktır. Çalışmamız lazım. Bu dünyanın felsefesi. Bakıyorsunuz, canınızı sıkan her şey faydalı. Bu da insanların canını sıkacaktır. Bu konuda Çin çok iyi bir örnek olarak öne çıkıyor.
  

Türkiye şu anda bir kavşaktan çıkmak üzere ve önünde de bomboş bir yol var. Burada gaza basarak diğer ülkelerle arasındaki farkı kapatmalı. Türkiye 25 yasındaki bir gençtir ve hovardalık yapmamalı. Ancak bu şekilde 45 yaşına geldiğinde önünde düğme iliklerler. O nedenle biraz daha çaba sarf etme zamanı.

 
Türkiye iyi durumda ama daha iyi olsun. Ben bu konuda tam anlamıyla açım… Her Türk’ün de, Türkiye’nin daha iyi noktaya gelmesi konusunda aç olmasını ve daha fazla istek duymasını istiyorum.
 

– Peki bundan sonra neler yapılması lazım?
 

Birincisi birey, devlete güvenecek. İkincisi de birey, kendine güvenecek. İlk söylediğimde yaklaşık yüzde 70′lik yol aldık. Ancak, ikinci söylediğimde daha alacağımız çok yol var.

 
Diğer taraftan ülkedeki potansiyelin ortaya çıkarılması için mümkün olduğunca özgürlükçü bir ortam sunulması gerekiyor. Düşünün, ABD’de Albert Einstein Princeton Üniversitesi’ne gitmese ve atom bombasını bulunmasaydı, şimdi belki ABD diye bir şey olmayacaktı.
 

Mesela Nicola Tesla, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı. Bir insanın, bırakın kendi için olmayı, bir kıta, bir gezegen için neler yapabileceğinin kanıtıdır. Türkiye’nin bunlara ihtiyacı var. Açım derken ben bunları kast ediyorum. Bana göre, kendine güvenen bir insanın yapamayacağı hiç bir şey yoktur.
 

Steve Jobs’ın başarısı mesela. Onun sermayesi yoktu ama garajda kurduğu şirketin değeri Türkiye’nin GSYİH’sının neredeyse yarısı kadar.

 
PİYASALAR AB LİDERLERİNE BAĞLI
   

– Önümüzdeki dönemde piyasalara ilişkin beklentileriniz nelerdir?
 

Piyasalarda, AB liderleri yan yana gelip dirayetli adımlar atmaz ise önümüzdeki dönemde çok sert düşüşler yaşanabilir. Ancak uzun vadede Türk şirketleri değerlenir. Eğer, Türkiye’ye not artırımı gelmez ve Avrupa liderleri kara deliğe doğru giderse düşüş yaşanır.

 
Not artırımı gelir ve Avrupa kara deliğe giderse içeride düşüş yaşanır ancak bu sınırlı kalır. Eğer hem not artırılır hem de Avrupalı liderler dirayet gösterirse, içeride de artış gelir. Ancak unutmamak gerekiyor ki, ABD’deki bazı bankalar, Türkiye’dekilerden daha ucuz duruma geldi. Bu nedenle, borsada yatırım düşünenler uzun vadeli bakmalı. En azından  2015′e kadar beklemeyi göze almalılar.

  
TEKNİK ANALİZLERE GÜVENMEYİN

 
Bu noktada, teknik analizlere çok güvenilmemesi gerektiğine de dikkat çekmek istiyorum. Bu analizler işe yarıyor olsaydı, varlık piyasalarında alım-satım yaparak para kazananlar Forbes’un zenginler sıralamasında yer alırlardı. Ama o listede bu kişiler bulunmuyor. Bu tip söylemleri ABD’de çok duydum ve bunlara karnım tok. Bunun Türkiye’den de dışarı çıkarılması gerekli.

 

DOLAR GÜÇLÜ DURUYOR
 

– Kur tarafında ne bekliyorsunuz?

  
ABD uzun vadeli bonoya yatırım yaparak doların güçlü kalacağının işaretini verdi. Ayrıca, IMF de kullandırdığı kaynaklar sonrası zor durumda ve piyasadan dolar topluyor. Bu da doları güçlü kılan diğer bir neden. Ayrıca, küresel ekonomide resesyon yaşanacağı korkusu da hızla yükselen bakır gibi emtia varlıklarından çıkışa neden oldu ve dolar talebini artıran diğer bir  unsur olarak ortaya çıktı.
 

Avrupa’da iş çözülmez ise dolar yükselişini sürdürecektir. Avrupa doğruları yapmazsa dolar 2 TL’yi dahi geçebilir.
 

Orta ve uzun dönemde ise Türk lirasının değer kazanacağını düşünüyorum. Ancak, buna rağmen Merkez Bankası bir piyasa işlemcisi gibi elindeki rezervleri şimdi satıp, daha sonra düşükten almamalı. Bankanın görevi bu değil. Bankanın elinin rezerv anlamında güçlü kalması lazım.

  
ALTINDAKİ DÜŞÜŞ ÇIKIŞINDAN HIZLI OLABİLİR

 

–Altın için ne düşünüyorsunuz?

 
Altının inişi çıkışından hızlı olabilir. Altını bir yatırım aracı olarak sevmiyorum çünkü üretime bir katkısı yok. Tamamen insanların korkuları nedeniyle var olan bir metal.

 
Dünyadaki ekonomik gidişat daha kötüye giderse altının fiyatı iki katına da, üç katına da çıkabilir. Ama yine de sevmiyorum çünkü bir yatırım aracı olarak görmüyorum. Hindistan’ın bunu fiziki olarak tüketmesine dua etsinler. Bu sayede fiyatı çok düşmüyor. Gelecekte bir bilim adamı çıkıp da ben labarotuvarda altın yaptım derse ne yapacaksınız. Altın fiyatında artış olacağını öngörüyorum ancak yatırım aracı olarak görmüyorum. Çünkü, altında bilimin kuralları işlemiyor, insanların korkularına göre hareket ediyor. Korkular üzerine yapılan yatırımlar hezimetle sonuçlanabilir. Yani temelleri olmayan bir yatırım aracı.
 

EN BASİT ÇÖZÜM YUANIN DEĞERLENMESİ
 

– Hocam, peki küresel ekonomideki çıkışı ve çözümü nerede görüyorsunuz?

 
Çözümü, Çin’in para biriminin değerlenmesinde görüyorum. ABD, Çin’den yüklü miktarda mal alıyor. Bunun arkasında da Çin’in para birimi yuanı zayıf tutması en büyük etkiyi yapıyor. ABD’nin karşı çıkmasına rağmen Çin bu konuda geri adım atmıyor. Bugün, dünyada ekonomik yönden yaşanan problemlerin kırmadan, dökmeden en basit yoldan çözümü yuanın değerlenmesinden geçiyor.

 
Yuanın değerlenmesinin Çin’in ihracatını olumsuz yönde etkileyeceği korkusu, Asya’nın büyük gücünün bu yönde adım atmasına engel oluyor. Ama aslında buna izin verseler, sonuçta yine kendileri kazanacak. Çünkü, parasının değerlenmesi kısa vadede belki olumsuz ancak uzun vadede olumlu sonuç yaratacak. Yuan eğer yüzde 20 değerlenirse ABD’nin cari açığı 50 milyar dolar düşüyor. Eğer, yüzde 40 değerlenirse Çin ile cari açığı 200 milyar dolar azalacak. ABD’nin, Çin ile cari açığında 1 milyar dolarlık azalma 6 bin kişilik yeni istihdam sağlıyor. Böylece, 100 milyarlık bir azalmayla ABD’de 600 bin kişi iş bulabiliyor.
 

– Yuan’ın değerlenmesinin Çin’e ve küresel ekonomiye faydası nasıl olacak?

 
Çin, böylece iç piyasaya mal satmaya başlayacak. Üretici, ihracata bağımlı olmaktan çıkacak. Çin’deki iş gücü 780 milyon kişi. Sadece mühendis sayısı Türkiye nüfusu kadar. Şimdi, yuanın değeri yüzde 20, yüzde 30 değerlense ve bu insanlar uçağa binip dünyayı gezse, o zenginlik olağanüstü şekilde dağılır.

 
Diğer taraftan güçlü yuan nedeniyle Çin’in yapmadığı ihracat hacmine Vietnam ve Bangladeş gibi ülkeler düşük kapasitelerinden dolayı tam anlamıyla alternatif yaratamazlar. Bir yerde tıkanacaktır. Ayrıca değerli yuan Çin’de baş göstermeye başlayan enflasyon sorununa da çözüm getirecektir. Yani özetle yuan artınca, ABD ve Türkiye gibi ülkelerin bu ülkeyle cari açığı azalacak, ABD’liler daha çok iş bulacak, Çin’in geliri artacak, iç tüketim çoğalacak ve bu zenginlik küresel ekonomiye dağılacak ve ayrıca da Çin’in enflasyon sorunu çözülecek. Bundan güzel çözüm olur mu?

 
TÜRKİYE DE GÜÇLÜ YUAN’I SAVUNMALI
 

– Türkiye tarafından bu noktada ne yapılmalı?

 
Türkiye tarafından bakacak olursak, Çin ile verdiğimiz ticaret açığı, cari açığımızın yüzde 20′sine denk geliyor. O nedenle bizim de aslında güçlü yuan konusunda taraf olmamız gerekir. Benim tavsiyem, yuanın değerlenmesi konusunda Türkiye’nin de bu ülkeye telkinde bulunmasıdır.    (Emek KAPLANGİL/Hürriyet)

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 19 Ekim 2011 Akşam Analizi

EUR/USD ANALİZ ABD Merkez Bankası faiz oranlarının izleyeceği yola netlik kazandırmaya çalışırken, Fed Başbakanı Ben Bernanke, Fed'in bir politika aracı...

Kapat