Güngör Uras: İşsizlikte % 8.8 Olumlu Gelişme

Şöyle veya böyle işsizliğin yüzde 9’un altına inmesi, eylül ayında işsizlik oranının yüzde 8.8 olarak gerçekleşmesi olumlu bir gelişmedir. İşsizlik oranı 2010 Eylül ayında yüzde 11.3, geçen ağustos ayında yüzde 9.2 idi.

 
Unutmayınız 2009 başında işsizlik oranı yüzde 16.1’e fırlamış uzun süre yüzde 13 – yüzde 11 arasında gidip gelmişti.

  
Bizim 15 yaş üstü nüfusumuz 53.8 milyon, çalışmak istemediğinden veya çalışamayacak durumda olduğu için işgücü dışında kalan nüfus 26.6 milyon. Geriye kalıyor, çalışmaya hazır, çalışabilecek 27.1 milyon kişi. Bunlardan işi olanların sayısı 24.7 milyon. Demek ki 2.3 milyon kişi çalışmaya hazır, iş arıyor ama işsiz. Bu işsiz sayısını, çalışmaya hazır nüfusa oranlıyoruz (2.3:27.1= %8.8) işte bulunan 8.8 rakamı da eylül ayındaki işsizlik oranı oluyor.
 

    

 
 
Eylül ayının bir özelliği var. Eylül ayında çalışanların (işi olanların) sayısının azalmasına rağmen, işsiz sayısı azaldı. İşsizlik oranı iyileşti. Bu gelişmenin arkasında, ağustostan eylüle geçişte işgücünde bir ayda 259 bin azalmanın etkisi var. Ağustostan eylüle geçerken her yıl çalışmak isteyenlerin, çalışmaya hazır olanların, iş arayanların sayısı azalıyor. Bunda tarım mevsiminin sona ermesinin, okulların açılmasının rolü var. Çalışmaya istekli sayısı azalınca da, aynı zamanda çalışan sayısı gerilese bile, işsiz sayısı da azalmış ve işsizlik oranı iyileşmiş oluyor.

 
Ağustostan eylüle geçişte işgücü 259 bin azalırken, çalışan sayısı 135 bin, işsiz sayısı 123 bin azalmış.

 
İyi haber, çalışan sayısının azalmasına rağmen eylül ayında sanayide çalışanların sayısının 25 bin, maaşla ve ücretle çalışanların sayısının 99 bin artması.

 
İstihdamdaki iyileşme üretim artışının devam etmesine bağlı. Üretim artacak ki, işverenler daha çok insanı işe alsın.

 
Finans yapımızın içeriden görünümü başka dışarıdan başka

 
Dünya Ekonomik Forumu’nun “Dünya Finans Piyasaları” ile ilgili son raporuna (WEF-The Financial Development Report 2 011) göre, Türkiye finans piyasasının genel kalitesi bakımından 60 ülke arasında 43’üncü sırada yer alıyor.
 

Biz içeride, kendi kendimize, “Bizim bankalarımız iyi, borsamız iyi. Faizsiz finans kuruluşlarımız, aracı kuruluşlarımız iyi. 2023’te New York, Londra, Tokyo gibi dünyanın finans merkezi olacağız” diyerek seviniyoruz. Ataşehir’de finans merkezi kuruyoruz. Ankara’daki Merkez Bankası’nı devlet bankalarını, İstinye’deki borsayı oraya taşıyoruz.
Ama görülüyor ki durumumuz dışarıdan hiç de parlak görünmüyormuş.

  
Raporu hazırlayanlar 427 sayfalık raporda Türkiye’ye büyük yer ayırmışlar. Finans piyasasını ilgilendiren yapıyı teker teker değerlendirmişler. Not vermişler. Sonuçta diyorlar ki;

 
* Türk finans piyasası kurumsal gelişme bakımından 60 ülke arasında 40’ıncı sıradadır.
* İş ortamı bakımından 34’üncü,
* Finansal istikrar bakımından 54’üncü, finansal hizmetler bakımından 34’üncü,
* Bankacılık dışı finansal hizmetler bakımından 49’uncu, finansal piyasalar bakımından 35’inci sıradadır.
Ya biz kendimizi yanlış değerlendiriyoruz ya da biz çok çok iyiyiz ama, başkalarına iyi olduğumuzu anlatamıyoruz. Acaba hangisi doğru? (Raporun tamamına internetten ulaşmak mümkün)

 

Güngör URAS

Milliyet Gazetesi

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex:16 Aralık 2011 Forex Piyasası Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Kredi derecelendire kuruluşu Fitch; finansal regülasyon etkisi ve piyasadaki kargaşanın bankacılık sektörüne ağırlık yaptığı gerekçesiyle Bank of America...

Kapat