Güngör Uras: Borç Krizi ve Euro Sorunu Derken Dertler Artmaya Başladı

İtalya ve Yunanistan’da halkın seçtiği ve halk desteği ile ülkeyi yöneten hükümetler yerine, ülke borçlarını (daha doğrusu Fransız ve Alman bankalarının alacaklarını ödeyebilecek), “Ülke Komiserleri” atandı, “Teknokrat Hükümetler” (Hükümet İdareleri) oluşturuldu. Atanmış “Ülke Komiserleri” ve bunların oluşturduğu “Teknokrat Hükümetler”, seçilmiş politikacıların, halk oyunun çoğunluğuna dayalı başbakanların ve hükümetlerin yapamadıklarını veya oy derdi ile yapmak istemediklerini gerçekleştirmek durumundalar.
Bu tür atanmış “Ülke Komiserleri” ile teknokrat hükümetlerin halk desteği olmadan krize nasıl çözüm bulup uygulayabilecekleri kocaman bir soru işareti.

  
Türkiye’de Devlet Planlama Teşkilatı’nda uzman olarak çalıştıkdan sonra Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nda görev alan ve şimdilerde Bürüksel’de yaşayan Dr. Tunay Akoğlu, olan biteni Brüksel penceresinden yorumluyor. Ve diyor ki,” Şimdi yaşanan Avrupa krizi, sırası ile (1) finansal-mali, (2) ekonomik, (3) sosyal ve (4) politik aşamalardan geçti.

 
Krizi sadece borç krizi ve ona bağlı olarak da euro sisteminin varlığını koruma sorunu olarak basite indirgemek yanlış olur. Gelinen nokta ortada.Kriz finansal,ekonomik,sosyal ve politik yönleri ile AB ülkelerini farklı ölçülerde vurdu, vuruyor.

 
Hasar büyüyor

 
Önce banka sistemi, sonra ekonomi politikası zora girdi. Daha sonra sosyal politikalarda sıkılaştırma gündeme geldi. Ve en sonunda da demokrasi krizine dönüştü.

 
Almanya ve Fransa’nın hakim olduğu AB‘nin diktası ile Yunanistan, euro’ya ilişkin bir halk oylaması (referandum) bile yapamadı.
Hani AB ülkeleri demokrasi’nin hâmisi idi? Hani demokrasi olmaz ise olmazdı?

  
Mali ve ekonomik kriz nedeni ile ‘sosyal devlet’in ve onun içerdiği sosyal güvence ve sosyal hakların sınırlandırılması zorunlu bir duruma geldi. Hem demokratik seçme ve seçilme haklarını, hem asgari geçim düzeylerini, hem de sosyal haklarını kaybetmeye başlayan halk tabakaları, sadece Avrupa kentlerinde değil, ABD’nde de, sokaklarda ve meydanlarda bu duruma karşı çıkıyorlar. Hani AB ülkeleri sosyal haklara en saygılı ülkelerdi? Hani sosyal haklardan ödün verilemezdi?

 
Fakat bir gerçek var: AB ülkeleri şimdilerde euro üzerinde yoğunlaşan önlemlerin çok ötesinde, yapısal değişimleri, ekonomik ve sosyal reformları içeren yepyeni politikalar çizip uygulamak zorundalar.

 
Zor oyunu bozuyor
 

Bugün yaşanan kriz, bunalım çok yönlü ve çok geniş kapsamlı önlemleri gündeme taşıyor. Mali piyasalara disiplin getirilmesi, bankaların korunması zorunluğunun yanı sıra idari reformların, sosyal yapıya ilişkin reformların da gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Bütün bunların halk tabakalarının ve halk çoğunluğunun desteği ve isteği olmadan yapılması imkansız. Sosyal haklardan, maaş ve diğer hak edilmiş gelirlerden yapılan veya yapılacak kısıtlamalara paralel olarak vergi yükünün artırılması zorunlu. Bu zorunluluk , her Avrupa ülkesinde farklı ölçülerde tüm toplumun fedakarlık yapmasını, sahip olduğu imkanların bir bölümünden vazgeçmesini gerektiriyor.

 
Uzun yıllar cömert sosyal haklara alışmış Avrupa toplumlarının kemerleri sıkma önlemlerini kolaylıkla kabul etmesi,kemer sıkma önlemlerine tepki göstermemesi mümkün değil.

 
Dr. Tunay Akoğlu’nun Brüksel penceresinden değerlemeleri de gösteriyor ki, Berlusconi ve Papandreu’nun gitmesi ile İtalya ve Yunanistan sorununun çözümü mümkün değil. İtalya ve Yunanistan’da yeni teknokrat hükümetlerin kurulması ile AB krizinin çözümü kolay değil. Kaldı ki sorun artık borç sorunu ve euro sorunu olmanın ötesinde sosyal ve politik sorunlarla daha da ciddi boyuta ulaşmış durumda.

 

Güngör URAS

Milliyet Gazetesi

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Geçen Hafta İMKB’de Hisse Senetleri %3 Değer Yitirdi

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında (İMKB)   işlem gören hisse senetleri haftalık bazda ortalama yüzde 3,07 değer yitirdi. İMKB 100 Endeksi haftalık...

Kapat