Güngör Uras: Bizde İktisatçının “Hüzünlü”sü de “Hüzünsüz”ü de Var

The Wall Street Journal’ın “Overheard” bloğunda, bir yazı yayınlandı. Bu yazıda “Türkiye son iki yılda güçlü büyüme yaşadı, ama Türk iktisatçıları “hüzünlü” bir zümre. Türkiye’nin büyümesini beş yıldır olduğundan düşük tahmin ettiler. Türkiye ile ilgili tahminlerinde yabancı meslektaşlarından daha karamsarlar” deniliyor.
 

Eskiden gazetelerde okuyucu mektupları yayımlanırdı. Şimdi internet çağındayız. Gazetelerin okuyucu “blok”ları var. İsteyen okuyucu bu bloğa yazı gönderiyor. Gönderilen yazılar belli bir seçim ile blokta yayınlanıyor.
 

The Wall Street Journal gazetesinin okuyucu bloğunun ismi “Overheard”. Bu blokta yayınlanan yazıyı gönderen Mert Yıldız, yurtdışında iyi okullarda eğitim gören, uzun süre İstanbul’da ING Bankası’nda çalışan bir iktisatçı. 2011 yılı Ekim ayında, Londra’da, bir Rus broker firması olan “Renaissance Capital”de çalışmaya başladı. Ortadoğu ve Gelişmekte olan Ülkeler piyasalarından sorumlu.
Mert Yıldız, ING Bankası’nda çalışırken Türk ekonomisi ile ilgili değerlemeler yapardı. Değerlemeleri genellikle “iyimser” değerlendirmelerdi.
 

Şimdi gelelim bir Türk iktisatçı tarafından topu birden “Hüzünlü” ilan edilen iktisatçılarımızın durumuna. Bizde bir tür iktisatçı yok. Farklı farklı iktisatçılar var.
 
1) Akademisyen İktisatçılar: Bunlar bilimsel değerlendirmeler yaparlar. Değerlendirmeleri genelde geriye dönük rakamlara dayalıdır. Olan biteni anlatırlar.
2) Kurum İktisatçıları: Bunlar bir bankada, bir aracı kurumda, bir şirkette çalıştıkları için olan biteni kurumları açısından değerlendirirler. Gerçekçi olmak zorundadırlar. Aksi halde kurum riske girer.
3) Danışman İktisatçılar: Bunlar geçimlerini konferans vererek, talep halinde yerli ve yabancı müşteriye ekonomiyi anlatarak geçimlerini sağlayan iktisatçılardır. Konuşma yaptıkları, kendilerinden görüş isteyen kesimin bekleyişi doğrultusunda ekonomiyi iyi veya kötü yanı ile öne çıkarırlar.
4) Politikacı İktisatçılar: Bunlar ya açık açık bir partiye üyedir ya da gönülden bağlıdır. Politika ateşi kalplerinde yanar. Yanar da yandaş oldukları partiler onları bir türlü milletvekili yapmaz. Onlar ise “Politikada pişer, bir gün olur bize de düşer” ümidi ile gönüllerindeki partinin pozisyonuna göre, ekonomide olan biteni ya överler, ya kötülerler.
5) Finans kesimine ve piyasaya yol gösteren iktisatçılar: Bunlar kötümser olamaz. Olurlar ise hizmet verdikleri finansal kesimin ve piyasanın müşterileri kaçar. Daha çok trend analizine dayalı olarak işlerin ne zaman düzeleceğini, piyasanın ne zaman çalışacağını ve fırsatları anlatırlar.
Krizde bu kesimdeki iktisatçılara ilgi arttı. Onlar da yarın dolar şöyle olacak, borsa böyle olacak diyerek ahkâm kesiyorlar. (Tahminler tutar ise onlardan, tutmaz ise krizden!)
6) İndi-Bindi İktisatçıları: Bunlar TÜİK- Hazine, Merkez Bankası, Maliye ve Hazine rakamlarını değerlendirirler. Aynı göstergeleri-rakamları sıraladıktan sonra iyimserler “indi” der. Kötümserler “bindi” der.
7) Mektupçu İktisatçılar: Bunlar ya birbirlerine mektup atarlar ya da birilerine dilekçe yazarlar. Olan biten onları pek ilgilendirmez.
8) Şair İktisatçılar-Tesisatçı İktisatçılar: Şairler “Derin düşünür-Dünyaya ve Türkiye’ye tepeden bakar.” Bunların hayranları “Üf be… ne laf etmiş” diyerek onları alkışlar. Tesisatçılar ise, ellerinde alet, kutusu her bozukluğu onaracak bir aletten söz ederler. Faizi 2 puan indirmek para arzını 1 puan artırmak yeter… Doların 1.75 TL olması için faize 1 puan zam yapalım, derler.
9) Fuzuli Vekâlet ile Ayşe Hanım Teyzemin Avukatlığına Soyunan İktisatçılar: Bunlar, garibanların, saf ve bakir Türk halkının avukatlığını yaptıklarını sanırlar (Gerçekte onlardan bunu isteyen yoktur). Bunlar “Vatan-Millet-Silistre” rüzgârının etkisinde ülkenin ve halkın menfaatini koruduklarını, sesini duyuramayanlara tercümanlık ettiklerini düşünürler (Onlara böyle bir vekalet veren, onlara aferin diyen yoktur). İyilikleri olağan kabul ederek, yanlışları anlatmaya çalışırlar. Onun için de “kara gözlüklüler” diyerek azarlanırlar. “Domates-Patates Muhabiri” veya “Anadolu-Taşra Muhabiri” diye küçümsenirler.
Son bir değerleme: Bir gruptaki iktisatçılar öbür gruptakileri, hatta aynı grubun içindeki iktisatçılar, grup arkadaşlarını sevmezler. “İnsan insanın kurdudur” derler ya… İşte o biçim. İktisatçılar birbirlerinin kurdudur.
“Ne yapalım ki burası Türkiye Abi’cim!” Deveye boynun neden eğri diye sormuşlar. Nerem doğru ki diye cevaplamış.

 
Güngör URAS

Milliyet Gazeteis

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Eğitimde Tablet Dönemi Başlıyor

52 okulda 12 bin tablet dağıtıyor, Fatih’le yeni bilgi çağını başlatıyor   Türkiye’de 17 ildeki 52 okulda başlatılan Fatih Projesi’yle...

Kapat