Geçici Gelir Kalemleri ve Maliye Politikası

2011 yılı bütçesi yılbaşından beri bir takım tartışmalara yol açmış olsada, sanırım fazla üzmedi demek yeridir. En azından gündemi meşgul eden makroekonomik göstergeler arasında yeri biraz daha arkalardaydı. Cari işlemler açığı durmaksızın artarken, TCMB yeni para politikası ile bu gidişatı durdurmaya kalkışmış, biz de tam o sırada sesimizi çıkarmıştık. “Öyle para politikasının tek başına harcı değil bu konu, sıkı mali disiplindir bunun ilacı” dedik. Yanına herzaman söylediğimiz “reformlar ve maliye politikasında kalıcı düzelme” konusunu ekledik. Hükümet, o dönemde, “zaten sıkı bir mali politikası uyguluyoruz” deyip, borç yeniden yapılandırmanın da verdiği büyük destek ile pek kulak asmadı. Ancak yılın sonuna yaklaşırken ve artık cari işlmeler açığının GSYİH’ya oranı yüzde 10’larda gezinirken, sadece cari işlemler açığını hedef alan bir vergi ayarlaması yaptığını gördük. Sonuç olarak ise yılsonunda bütçe açığının GSYİH’ya oranının yüzde 1,7’ye kadar düşürülmesi, faiz dışı fazlanın da yüzde 1,6 olması bekleniyor. Bu tabloda şu ana kadar 11,7 milyar TL’ye ulaşan borç yapılandırılmasından sağlanan gelirler ve beklenenin çok daha üstündeki büyüme performansının vergi gelirleri üzerindeki etkisi başrolü oynadılar.
 

Şimdi gözler çoktan 2012 yılında. Orta Vadeli Ekonomik Program açıklandı. İnceledik ve bununla ilgili olan yazı başlığımızda özetle şunu söyledik:

  
“Maliye politikası tarafına gelince, basın toplantısı sırasında mali kurala ilişkin soru, en beğendiklerimden biri, aldığımız cevap da hiç sürpriz değildi. Bilinmeyen bir zamana kadar rafa kaldırıldı biliyoruz. Ancak buna rağmen, beklenti yönetimi sırasında hükümetin özellikle kullandığı “disiplin” kelimesi yine ağızlardan düşmedi. Ciddi bir mali disiplininin son birkaç yıldır sözkonusu bile olmadığını uzun bir zamandır söylüyoruz. 2012 yılında da “mali disipline” ilişkin ciddi adımlar yok. Ama yine de “kontrollü” bir durumdan bahsedebiliriz. 2012 yılında çok ufak daha fazla faiz dışı fazla, biraz daha az bir açık öngörülmüş. Benim tahminim daha kötümser — yani 2011 yılına göre biraz daha fazla açık ve daha az faiz dışı fazla öngörüyorum. Nedeni ise yine “olağan şüpheli” büyüme tahmininden kaynaklanıyor. Daha düşük bir büyüme oranında gelirler tarafında 2011 yılı performansı olmayacak, üstelik mali af kapsamında toplanan gelirlerin miktarı 2012 yılında düşecek. Harcamalar kısmında ise kontrolün çokca elden kaçırılmayacağını düşünsem de,  yavaşlamayı derinleştirmeyi engelleyen bir takım hareketlerin olmasının da hiç sürpriz olmayacağını düşünüyorum. Ancak yine de, bence hükümetle bu konuda orta yolda buluşabilirim. Muhafazakar hükümetlerin bütçe konusunda daha sıkı bir hassasiyete sahip olduklarını biliyoruz. Bu hükümet ise bizi en çok maliye politikaları tarafında olumlu yönde şaşırttı. Dolayısyla bir kredi vermekte yarar var.”
 

Yani 2012 yılı bütçesi açısından “hafif iyimser” bir bakış açısından bahsetmek yanlış olmazdı. Son günlerde gelen haberler bu iyimserliğimizi ne yönde etkilemeli, benim için büyük soru işareti. Hükümet bir sürü kanun tasarısı hazırladı ve çok kısa zamanda Meclis’ten geçirmeyi planlıyor. Sözkonusu kanunlar ile bütçeye yine “bir defalık” bir gelir katkısı bekleniyor. İlki, neredeyse son 10 yıldır gündemde olan ve çeşitli gelgitler yaşayan, orman vasfını yitimiş alanların satışının yolunu açacak kanun. Bu kanun ile beklenen gelir, geniş bir aralıkta : 5-20 milyar TL. Buna ek olarak, hükümet bedelli askerliğin yolunu açıyor. Beklenen gelir tutarı, gazeteden gazeteye çeşitlilik gösterse de aşağı yukarı 1.5 milyar dolar. Ve en son olarak, yabancılara mülk edinme hakkını veren kanun. Bu kanun ile yıllık 5 milyar dolarlık bir gelir bekleniyor. Belki yabancıların mülk edinme hakkı “tek defalık” gelir niteliğinde değerlendirilmeyebilir, ancak genel olarak yılı daha rahat geçirme yolunda hükümetin yine bazı ekstralara başvurduğunu görüyoruz. 2011 yılında borç yapılandırması, bütçe dinamiklerini başka bir yere taşımıştı. Hükümet aynı rahatlığın 2012 yılında da olmasını istiyor gibi gözüküyor. Endişelendiren nokta ise “bir kerelik gelirler”in orta vadede kaliteli bir maliye politikası görünümüne katkısının “sıfır” olması. Kapsamlı bir vergi politikası Türkiye için şarttır. Dolaylı vergi gelirlerinin toplam vergi gelirlerinin yüzde 75’ine denk gelmesi, vergi gelirlerinin GSYİH’ya oranının OECD ortalamasının altında kalması ve bunun nedenleri arasında kayıtdışı ekonomi ve içinde boğulmaya müsait bir vergi mevzuatının olması büyük sorunlar arasında yer alıyor. Orta Vadeli Ekonomik Program içinde önemli noktalar bulunmakta:

 
o          Vergi mevzuatının sadeleştirilmesi ve günümüzün ihtiyaçlarına göre yeniden yazılmasına yönelik çalışmalara devam edilecektir. Bu kapsamda Gelir Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu başta olmak üzere temel vergi kanunlarının gözden geçirilmesi çalışmaları tamamlanacaktır” Hükümetin en kısa zamanda bu yolda bir harekete geçmesi Türkiye’ye bakışı güçlendirebilecekken, yapılsal anlamda önemli katkıları olacaktır.
o          Vergiye uyumun artırılması ve vergi tabanının genişletilmesine yönelik çalışmalara devam edilecektir.
o          Başta yurtiçi tasarruf yetersizliği ve cari açık olmak üzere, büyüme ortamının sürdürülebilirliğini tehdit eden unsurlarla mücadelede vergi politikası gerektiğinde etkin bir şekilde kullanılacaktır.
 

Bu konularda somut adımların atılması önemli. Dolayısıyla, “bir kerelik gelir “artışları yerine artık maliye politikasında kalıcı kaliteyi sağlayacak, kamu tasarrufunu artiracak ve sonuç olarak cari işlemler açığı içinde sağlıklı bir zemin oluşturabilecek kanunlar gündemimizi meşgul etmeli. 
  

Ozlem Bayraktar Goksen
 

Economist – Alkhair
Capitalozlembayraktar@hotmail.com

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
DoCo – Nötr; Öneri Yok

DoCo – NÖTR; Öneri Yok – 2011/2012 mali yılı ikinci çeyrek sonuçlarını bugün açıklayacak. Bloomberg anketine göre, piyasa beklentisi €6.9mn.

Kapat