Finansal Sistemin Çökmesi mi Gerekiyor?

2006 yılından itibaren çok sayıda ekonomist emlak sektörü ve şirketlerin bilançolarındaki türev yükümlülükleri üzerine uyarılarda bulundu. Fakat önlem alınmadı ve 2008 krizi yaşandı. Avrupa borç krizi 2009 yılından itibaren yazıldı, ciddi uarılar yapıldı ancak yine önlem alınmadı. Ve en son Amerika’nın borç limitini yükseltilmesi tartışmalarında S&P yardı,  siyasi irade çözüm bulmada geç kaldı .

Gerek Avrupa, gerek Amerika’da siyasi irade malesef yeterince ciddiye alıp krize çözümler bulacak siyasi iradeyi gösteremiyor. Peki ciddiye almaları için tüm finansal sistemin çökmesi mi gerekiyor?

Bugün geldiğimiz noktada sorunlar pek çözülmüş görünmüyor. Borsalardaki dalgalanmadan ve altın fiyatlarından bunu rahatlıkla anlayabiliriz. Altın ile ilgili artık “gerçek değer nedir, ne olabilir, balon var mı?” soruları anlamsız, altın içinde bulunduğumuz finansal sistemin alternatifi bir yatırım aracı durumunda artık. Ve mevcut finansal sistemin mutlak ve mutlak düzenlenmesi gerekiyor.  

–          Gerek Amerika, gerek Avrupa’daki politikacılar çözüm üretemiyorlar ve piyasaların kredibiletesini kaybetmiş durumdalar.

–          Küresel finans piyasalarını koordine edecek küresel bir kurum mevcut değil,

–          Çin tüm bu finansal krizlerin bir parçası, dünya genelinde ticari dengesizliğin ana sebebi

–          Mevcut krizlerin nedenleri çok iyi anlaşılmış görünmüyor, Amerika’da konut stoku 2008 yılından itibaren bırakın azalmayı giderek artıyor, 2008 krizinden 3 yıl geçmiş durumda.

Para Basarak Ekonomiyi Canlandıramazsınız

Amerika krizin başından itibaren gerçek sorunların üzerine gitmekten ziyade sadece piyasaların tepkisini kesmeye çalıştı. Alınan çözümlerden çok az bir kesimi nihai tüketiciye ulaştı. Çoğunluk  ise büyük para sahiplerine gitti. Geçtiğimiz iki yıl boyunca şirketlerin rekor karları bunun bir örneğidir.

FED in her yardım paketi öncesinde borsalarda büyük kayıplar yaşanmış ve FED yeni bir parasal genişleme yada düşük faiz oranı açıklamak zorunda kalmıştır. Belki çözüm bunlar ancak ne kadar etkili olduğu , ne kadar istihdam yarattığı görülmeli. Piyasaların paniklemesine göre çözümler aranmamalıydı. Bugün hala bir çok ekonomi profesörü QE3’den bahsediyor, ancak önceklerin çözüm ürettiğine dair hiç bir somut veri yok elimizde. Sanırım bir çok uzman ezbere konuşuyor. Ve bunun da nedeni 1929 büyük buhranı kriter alıp, ordaki çözümlerde ısrar etmeleri. Oysaki daha yakın tarihte Japonya örneği var, ve bu sürecin nasıl işlediğini ve sonuçlandığı tartışmıyor Amerikan kamuoyu.

Emlak krizi tam olarak çözülemedi, oysaki emlak ve inşaat sektörü her ekonomi için önemli yere sahip. Hem büyümede hemde istihdamda en büyük pay emlak ve inşaat sektöründe. Bu konuda alınan önlemler çok yetersiz. Ve hala “çözüm nedir?”  tartışılıyor, ki emlak krizi 2005 yılından itibaren kendini göstermiş 2007 yılında ufak tefek iflasla yaşanmış ve 2008 yılında ise tam krize girmişti. 3 yıl geçti, fiyatlar düşüyor, konut stoku azalmıyor..

Açıklanan paketler işsizliği düşürdü mü? Hayır, düşürmedi. Amerika’da kamuoyu çok yanlış yönlendiriliyor, işsizliğin kriz öncesi sevilerine düşmesi çok olası değil.  Kriz ile birlikte istihdam piyasaların ciddi değişimler yaşandı, en önemlisi teknoloji ile birlikte ürettim kavramı değişti artık. Teknolojinin geldiği bu noktada eski sistemleri “update” etmek gerekecek.

Piyasaların tepkisini azaltmak, krize çözüm bulunduğu anlamına gelmiyor.Kayıp bir 10 yıl Amerikayı bekliyor . Artık “Süper Güç” sıfatını kaybetti, sadece “gelişmiş” bir ülke olacak.  

AB Borç Krizi

AB konusunda kişisel görüşlerimde hiç bir değişiklik yok. 2009 yılında bu konulardan ilk bahsettiğimde dalga geçmeye çalışanlar dahi olmuştu. Amerika ekonomi ise ilgilide bugünü anlatan sunumlarım pek kabul görmemişti! Sanırım çok yüzeysel ve kısa dönemli bir bakış açımız var. Farklı yaklaşımları dinleyecek, sorgulayacak vizyona sahip değiliz Türk kamuoyu olarak.

 Avrupa’nın bu şekil devam edemeyeceği çok açık ancak bu tarihi kararı kimse veremiyor. Yunanistan Euro’dan çıkarılmalıydı hatta kendisi çıkmalıydı, ciddi sorunları olan ülkeler euro dan çıkarılmalıydı ki enflasyon sayesinde borç stoku erisin, kur rekabeti ile ekonomisi büyüsün ve krizden çıksın. Yani 2001 Türkiye’nin yaşadıklarına benzer bir süreç yaşamalılardı.

AB borç krizinde olasılıklar:

–          Euro bir şekilde son bulacak, herhangi bir çözüm yaratılacak. ( sorunlu ülkeler para birliğinden çıkarılması, Euro nun tamamen dağılması vs gibi…)

–          Yada Almanya ve diğer ülkeler risk alıp sorunlu ülkelere daha fazla yardım yapacaklar ve bu siyasi iradeyi gösterecekler. Piyasalar sorunları çözebilme iradesini fiyatlıyor.

–          Mevcut durum bir şekilde devam ettirilip, (IMF, AB Kurtarma Fonu vs) düşe kalka ilerlemek. Bu durumda borçlu ülkeler uzun yıllar düşük büyümeye sahip olur. Borcu olmayan ihracat yapan ülkeler ise ekonomik açıdan büyük atılım yapar.

Ve Türkiye, AB’ye  alınmadığı için teşekkür eder…

Ortadoğu’nun Şifreleri

 Son 30 yılım televizyonda, gazetelerde heryerde Ortadoğu izleyerek geçti . Açın tarih kitaplarını, son 200 yılına bakın Türk kamuoyunun, yine gündem Ortadoğu.

Tüm Ortadoğu ülkelerine baktığınızda  şunları göreceksiniz:

–          Her ülkede mezhepler var, Kuzey Afrika ülkeleri için kabileler var. Olabildiğince ayrımcılık söz konusudur.

–          Şayet bir ülkede Sünniler çoğunluktaysa Şiiler devlet yönetiminde, Şiiler çoğunluktaysa bu seferde Sünni rejimler iktidarda görürsünüz. İrak, Suriye vs..

–          Şayet bir ülkede Şii iktidar varsa yanındaki ülkede Sunni iktidar vardır ve birbirlerini sevmezler

Dünya savaşları öncesinde ve sonrasında  İngilizlerin vede  Batılı ülkelerin yeraltı kaynakları zengin olan bölgeleri sömürebilmek için kurmuş oldukları politik model bu.

 Bu modelde olabildiğince çoğunlukları bir araya gelmekten alıkoymalısınız.  Bir ülkede çoğunluk hakim olursa, istikrar oluşur, anarşi azalır. Ve iki komşu ülkede çoğunluklar iktidarda olursa(iki tane yan yana şii devlet yada sunni devlet gibi) bu sefer iki ülke ticareti gelişir, güçbirliği doğar! Hatırlayın Türkiye İran ilişkilerini, Türkiye – Suriye ilikilerini. Yıllardır Amerika’ya mal satmaya çalıştık ama yanı başımızdaki komşularımızla “sıfır” iletişime sahiptik. Azınlıklar çoğunlukları yönetmeli ki o ülkeyi kontrol etmek ve istediğiniz zaman anarşi çıkarmak kolay olsun.

Bugün yaşanan Arab Baharı gerçekçi değil, sadece karışıklık ve kaos. Uzun yıllar sürecek iç savaşları çıkarmayı hedefliyor.

Zayıf olursak, daha çok yaşarız, izleriz ayaklanmaları, isyanları, terör saldırılarını. Bir diktadör gider, bir başkası gelir, bir terör örgütü çöker bir başka terör örgütü başlar.

Türkiye’de bu modelin bir parçası, bakın yakın tarihimize: Alevi-Sunni çatışması, Türk-Kürt çatışması, laik-antilaik çatışması.

Türkiye, Ortadoğu politik modelinde hep yer almıştır ve almaya devam edecektir. Ama isteyerek ama istemeyerek.

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Ham Petrol İthalatı Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre yapılan derlendirmede, 2011 Ocak-Haziran döneminde yapılan ham petrol ithalatı geçen yılın aynı dönemine göre 1...

Kapat