Fatih Özatay: Unutmamak Bazen Yararlıdır

Yapılan akademik bir çalışmada çoğu bankanın 1998 krizinden ders almadığı ve risk kültürünü değiştirmediği sonucuna ulaşıldı.

 
Daha önce sözünü birkaç kez ettiğim internet sayfasında, yine ilginç bir akademik çalışmanın herkesin anlayacağı dille yazılmış özet bulguları yer alıyor. Çalışmanın adı küresel kriz sırasında yayımlanan ve Türkçeye de çevrilen bir kitabın ismine gönderme yapıyor; finansal krizler ile ilgilenenler büyük ihtimalle hatırlayacaklar: Bu Defa Farklı.

 
Sözünü ettiğim çalışmaya ise şöyle bir başlık atılmış: ‘Bu Sefer Aynı: Küresel Krizdeki Banka Performansını Anlamak İçin 1998 Krizindeki Banka Performansını Kullanmak’. 1998 krizinden kastedilen Rusya krizi. 18 Ağustos 1998’de, Rusya’nın daha önce sattığı devlet tahvillerinden oluşan yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini açıklaması, çok sayıda ülkenin başını belaya sokmuştu. O ülkeler arasında biz de vardık. Açıklama, Rusya’nın çıkardığı menkul kıymetlerden önemli miktarda tutan ABD’deki önemli bir finansal kurumu da çok zor duruma düşürmüştü. Küresel finansal piyasalar sarsıntı geçirmiş, risk alma iştahı son derece azalmış; bazı ekonomiler küçülmüştü.

 
Almanya ve Fransa’daki bankalar etkilenecek

 
Bu arada bir parantez açayım. Uzunca bir süredir Avrupa Birliği’nin merkezindeki ülkelerin, özellikle Almanya’nın ve Fransa’nın bankacılık sistemlerinin, İrlanda’da, İspanya’da, Portekiz’de ve Yunanistan’da olan bitenden ne ölçüde etkileneceklerinin neden yoğunlukla tartışıldığı bir önceki paragrafta belirtilenlerden net bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu sorunlu ülkelerdeki bankaların başlarının derde girmesi ve/veya bu ülkelerin devlet tahvillerinden doğan yükümlülüklerinin bir kısmını yerine getirememeleri durumunda, bu bankalardan ve devletlerden alacaklı olan bankalar kötü etkilenecek. Bunlar da ağırlıklı olarak Almanya ve Fransa’daki bankalar. Neyse…
 

Sözünü ettiğim çalışma, Temmuz 2007 ile Aralık 2008 arasındaki dönemde banka hisselerinin getirileri ile 1998 krizi sırasındaki getiriler arasındaki ilişkiye bakıyor öncelikle. Yazarlar, son krizde kötü performans gösteren bankaların bu performansını 1998 yılındaki kötü performansın açıklayabildiğini gösteriyorlar. Üstelik eski kötü performansın açıklama gücü, küresel kriz öncesindeki kaldıraç oranının yüksekliği kadar. Hatırlatma: Küresel krize girerken sermayesine kıyasla çok yüksek miktarda kredi açan bankalar (yüksek kaldıraçlı bankalar) genellikle krizden en çok etkilenen bankalar arasındaydılar.

 
Bankaların çoğu 1998 krizinden ders almadı

 
Birtakım bilimsel sınamalardan sonra, bankaların ‘krizden ders çıkarıp doğru yola geldikleri’ hipotezini, ‘bankaların eski hamam eski tas’ biçiminde özetleyeceğim davranış biçimine sahip oldukları hipotezi lehine reddediyorlar. Kısacası, çoğu bankanın 1998 krizinden ders almadığı ve risk kültürünü değiştirmediği sonucuna ulaşıyorlar. Yani, çoğu bankanın yüksek kaldıraç oranıyla çalışmaya devam ettiği, kısa vadeli borçlanmaya ağırlık verdiği ve ekonomi hızla büyürken hayat hep öyle devam edecekmiş gibi kredi büyümesini tam gaz sürdürdüğü sonucuna ulaşıyorlar.
 

Sözünü ettiğim bulgulardan farklı bulgulara ulaşan akademik çalışmalar da çıkacaktır. Olabilir elbette. Önemli olan o değil. 1747-1813 yılları arasında yaşamış, Kraliçe Marie-Antoinette’nin şapkacısı ve terzisi ve ‘moda bakanı’ olarak bilinen Marie-Jeanne Rose Bertin şöyle buyurmuş: “Unutulanın dışında yeni hiçbir şey yoktur”. Önemli olan unutmamak.

 
Meraklısı çalışmanın özetine şu adresten ulaşabilir: ‘Bankalar krizlerden öğreniyorlar mı?’, R. Fahlenbrach ve arkadaşları, 27 Mayıs 2011, www.voxeu.org.

 

Fatih ÖZATAY

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Pasaportsuz Geçiş Yarın Başlıyor

Türkiye ile Gürcistan, 31 Mayıs’ta Güney Kafkasya’da bir adım atıyor. İki ülke arasında kimlikle geçiş başlatılıyor.   Buna göre Artvin-Hopa’ya...

Kapat