Fatih Özatay: Nasıl anlatmalı?

Hem fiyat istikrarını hem de finansal istikrarı sağlama amacı olan Merkez, açıklamalarını bu iki amaç doğrultusunda yapmalı.
 

Cumartesi günü çok ‘anlayışlı’ bir yazı yazmaya çalışarak Merkez Bankası’nın (MB’nin) yaptıklarını anlamaya çalışmıştım. O yazıyı cuma günü yazarken bayağı çabaladığımı itiraf etmek isterim. Çabanın nedeni açık sanıyorum: Merkez Bankası kendisini kötü anlatıyor. Birkaç örnek vereyim.
 

İlk örneğim kredi arzına ilişkin. Merkez Bankası, kredi arzının artış hızına ilişkin farklı zamanlarda farklı ölçüm biçimleri kullandı. Üstelik, bu zamanlar birbirlerine oldukça yakındılar. Yıllık artış hızları, yıllık artış hızlarının birkaç haftalık hareketli ortalaması, bu ortalamaların geçmiş birkaç yılın ortalaması ile karşılaştırılması; bu ölçüm biçimlerinden sadece bazıları. Şimdi çok önem verdiğiniz bir makroekonomik değişkenin hareketine ilişkin bu kadar farklı ölçüm biçimine başvurursanız “Ne oluyoruz” sorusunu sordurtmaz mısınız? Öyle de oldu. Sağda solda yayımlanan yatırımcı raporlarında, “Acaba bir sonraki açıklamasında merkez Bankası’nın kredi arzındaki artışı yeni ölçme biçimi ne olacak?” şeklinde neredeyse bahis düzenleyecek yazılar çıkmaya başladı.
 

Dövizde iki karar
  

İkinci örnek ise döviz cinsinden zorunlu karşılık oranlarına ilişkin. Merkez Bankası Başkanı
28 Temmuz günü enflasyon raporunun sunumunda Kasım 2010’dan başlayarak liranın yabancı paralar
karşısında ‘arzulanan biçimde’ değer kaybettiğini, böylelikle paraları değerlenen diğer yükselen piyasa ekonomilerinden ayrıştığımızı belirtti. Sorulan bir soruya yanıt verirken ise döviz kurunun geldiği düzeyden memnun olduklarını, artık liraya ‘değerli’ denilemeyeceğinin altını çizdi. O konuşmadan önceki birkaç gün içinde liranın hızlı biçimde değer kaybetmesi üzerine yapılmış bir sözlü müdahaleydi bu.
 

Merkez Bankası o birkaç gün içinde döviz kurunun yukarıya doğru hızlı hareketinden rahatsız olarak iki tane karar aldı.
 

25 Temmuz günkü ilk kararında döviz alım ihalelerini sonlandırdı. İkinci kararında ise yabancı para zorunlu karşılık oranlarını düşürdü. Açıklamada ‘bankacılık sektöründeki yükümlülüklerin vadesinin uzamasını teşvik etmek amacıyla’ denildi. Açıklamanın son cümlesinde ise “Böylece mevcut verilere göre piyasaya yaklaşık 590 milyon ABD Doları likidite sağlanmış olacaktır” dedi. 
 

Cümleler tutarsız
 

Bu iki cümle tutarlı değil. Vadenin uzamasının teşvik edilmesi amaçlanıyorsa neden sisteme‘likidite sağlanmış’ olmasından dem vuruluyor? Asıl amaç hem döviz alım ihalelerinin sonlandırılmasından belli hem de MB Başkanı’nın üç gün sonra yukarıda belirttiğim açıklamalarından belli. Nitekim 4 Ağustos günü küresel risk algılamasının aniden yükselmesine bağlı olarak Para Politikası Kurulu olağanüstü toplandı. Döviz satım ihalelerine başlandı.
Ek olarak yabancı para zorunlu karşılık oranlarını yine düşürdü.

  

Dikkat ederseniz bu kararlarda bir tutarsızlık yok. Tutarsız olan, 25 Temmuz günkü zorunlu karşılık indiriminin ‘vadenin uzamasını teşvik etmek’ amacıyla yapıldığının belirtilmesi. Bu, tam bir iletişim hatası. Merkez Bankası’nın, piyasalardan önce olası gelişmelerden kendisinin tedirgin olduğu bir ortamda böyle bir hata yapma lüksü olmamalı.
 

Son olarak cumartesi günü takıldığım noktayı ileride biraz ‘deşeceğimi’ belirtmek isterim. Şu: Merkez Bankası’nın madem hem fiyat istikrarını hem de finansal istikrarı sağlama amacı var, öyle sanıyorum ki açıklamalarını bu iki amaç doğrultusunda yapması kendisini daha anlaşılır kılacak. Mesela büyümeye ilişkin söylediklerini fiyat istikrarına ve finansal istikrara etkileri açısından söylerse çoğu yanlış anlaşılmayı kesmiş olacak. Üzerinde düşünmeye değer.

 

Fatih ÖZATAY

Radikal Gazetesi

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
9 Ağustos 2011 LiderForex Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Dünya piyasalarındaki çalkantılı dönemin ortasında gözler bugün Amerikan Merkez Bankası Fed'in üzerine çevrildi. ABD Merkez Bankası Fed'in açık...

Kapat