EMDAŞ: Zirve Beklentileri Karşılamadı

 

 

S&P ve ECB piyasaları dalgalandırdı, Çin ile ilgili haberler son gün coşturdu Bir süredir, ECB Başkanı Draghi’nin açıklamalarını QE işareti olarak yorumlayan ve AB müktesebatının “Mali Birlik” yolunda değiştirilmesi karşılığında Merkel’in Ortak Tahvil İhracına ve ECB’nin krize müdahil olmasına yeşil ışık yakacağına inanan piyasaları hafta başında S&P silkeledi. 17 üyeli Euro bölgesi ülkenin 15’inin kredi notunu muhtemel indirim için izlemeye aldığını belirten S&P, resesyon ve sistemik kriz uyarısı yaptı. Merkel – Sarkozy mini zirvesinden umutlanan piyasalar, FT’nin EFSF ile birlikte Avrupa İstikrar Mekanizmasının (ESM) aynı anda devreye konarak 900 milyar euroluk bir fon büyüklüğüne ulaşılabileceği haberini manşet yapmasıyla umutlarını artırdı.

 

Ardından ECB’nin likiditede yeni gevşeme adımları atacağı beklentisi piyasalarda hafta ortasında risk rallisinin filini ateşledi. Perşembe günkü ECB toplantısı piyasaları dalgalandırdı. 3 yıllık kredi imkanı, teminat sisteminin esnetilmesi ve zorunlu karşılık indirimiyle sevinen piyasalar, 25 baz puanlık faiz indiriminde ECB’de çatlak seslerin çıkmasından ve tahvil alımlarında hızlanma sinyali gelmemesinden rahatsız oldu. Haftalardır umutla beklenen AB liderler zirvesi ise piyasaların “bazuka” beklentisini kırdı, Moody’s BNP-Credit Agricole-Societe Generale’nin kredi notunu indirince satışlar ağırlaştıysa da Çin’in ABD ve Avrupa’ya eşit oranda 300 milyar dolarlık yatırım fonu sağlayacağı haberi ve beklentilerin üzerinde gelen ABD dataları piyasalarda alım getirdi.

 

• İçeride yüksek enfllasyon rakamı le haftaya başladık… Haftaya yüksek enflasyon rakamlarıyla endişeli başlayan yurtiçi piyasalar ise tam anlamıyla yurtdışına paralel seyir izledi. Öyle ki, IMF IV. Madde Konsultasyon Raporu dahi dikkat çekmedi. İzlenen politikaların mevcut dengesizlikleri gidermede yetersiz kaldığına, bankacılık sisteminin Euro-bölgesindeki borç krizi ve sermaye sorunlarından dolayı fon yetersizliği çekebileceğine ve şirketlerin ağırlaşan açık pozisyon riskinden dolayı TL’nin değer kaybından olumsuz etkilenebileceğine dikkat çeken IMF raporu, politika faiz artırımı ve önden yüklemeli mali tasarruf tedbirleri önerdi. Bu hafta beklenen gelişmeler ve

Genel Değerlendirmeler

• Haftaya 8-9 Aralık’ta yapılan AB Zirvesinden çıkan sonuçların yansımalarıyla başlıyoruz… Ortak bütçe kontrol ve yaptırım mekanizmaları üzerine kurgulanan “Mali Birlik Paktı” uzun vadeli iktisadi perspektiften bakıldığında olumlu. Politik açıdan ise gelişmeler son derecede riskli. İngiltere ile birlikte birkaç AB üyesinin yeni müktesebatın dışında kalmasıyla “AB gemisi su almaya başladı, bölünmenin alt yapısı oluştu ve bu ortamda, AB’nin siyasi bir güç olarak varlığını koruması zorlaştı”. • Zirveden çıkan sonuçların iktisadi ve finansal yansımalarına göz atalım… Almanya’nın isteği doğrultusunda bir adım atıldı ancak bu adım borç krizini sonlandıracak kuvvette değil. Zira piyasanın beklediği “bazuka” (EFSF’in ateş gücünü Ortak Tahvil İhracı ve ECB’nin katılımıyla birkaç kat artıracak kombinasyon) gelmedi. Merkel’in zirvede Mali Birlik Paktını kabul ettirmesine karşılık ECB’nin varlık alımlarına yeşil ışık yakacağı beklentisi de suya düştü.

 

• ECB kanadına bakacak olursak gelen mesajlar açık ve piyasaları tatmin edici değil… Draghi’nin söylediği çok açık: “Tahvil alımları yakın gelecekte hızlandırılmayacak ve mevcut alımlar da geçici kalmaya devam edecek”. Ayrıca, Draghi “olası bir yeni faiz indiriminin ve QE’nin ancak iktisadi/finansal koşulların çok ciddi oranda bozulması durumunda ele alınacağına” işaret etti. Kaldı ki son 25 baz puanlık faiz indirimi de ancak oy çokluğuyla alınabildi. ECB kanadında elimizde sadece, 3 yıllık kredi imkanı, esnek teminat koşulları ve zorunlu karşılık indirimi var. Bu da öte yandan ECB’nin olası bir sistemik krize hazırlık yaptığı hissiyatını uyandırıyor.

• Artık gözler, S&P’ye çevrildi. Mart ortalarına kadar Euro bölgesi kredi not çalışmalarını tamamlayacak olan S&P’nin kararı muhtemelen daha erken gelecek… Olası not indirimlerinin bazı ülkeler için bir basamakla sınırlı kalmayabileceğine işeret eden S&P’nin zirve sonrası çalışmalarına başlayacak olması

Piyasalarda Haftalık Bakış 12 Aralık 2011 Piyasa Stratejisi Sertan Kargın – Tuncay Turşucu .

 

Anlaşılan, S&P zirve sonrası ülkelerin mali yapılarında netleşecek hasarı ve EFSF’in durumunu temel alacak.  Makro veri tarafında bu hafta takvim biraz yoğun… Avrupa tarafında Aralık ayına ilişkin beklenti anketleri açıklanacak. Rakamlar resesyon seviyesinde gelmeye devam edecek gibi görünüyor. Ardından gözler ABD’ye dönecek, perekande satışlarda ılımlı artış, imalata sanayi eğilimlerinde de hafif yukarı eğilim bekleniyor. Fed FOMC faiz toplantısı yarın yapılacak. Yeni bir QE adımına geçmekten çok “enflasyon ve istihdamda açıklanması muhtemel hedefler” üzerinden kurulacak “iletişim mekanizmasıyla” piyasalara yol gösterme çabasında olan Fed’in geçtiğimiz hafta boyunca iskonto faizlerini indirebileceği speküle edildi. Ancak, arda arda gelen olumlu verilerin ardından bu olasılık devre dışı kaldı.

 

Euro tahvil piyasasında gözler İtalya’nın Çarşamba günü yapacağı 2016 ve İspanya’nın Perşembe günü yapacağı 2020 vadeli tahvil ihalesinde olacak. İhaleler, AB zirvesi sonrası Euro tahvil ve para piyasası spreadleri açısından test niteliğinde.

Bütçe görüşmelerinde mali sıkılaşma sinyali yok… Yurtiçinde tırmanan enflasyon, halen ciddi bir momentum kaybının yaşanmadığı talep ve üretim rakamları ve 80 milyar dolara dayanan cari açık, IMF’nin IV.Madde Kosultasyon Rapor kapsamında yaptığı eleştirileri ve geleneksel sıkılaşma tavsiyesini destekliyor. Ancak, geçtiğimiz hafta TBMM’inde başlayan bütçe görüşmelerinde mali sıkılaşma sinyali yok, TCMB de geleneksel olmayan politika duruşuyla faiz koridor uygulamasını koruyor. Uluslararası bankaların araştırma kurumlarından gelen olumsuz raporlara rağmen, yurtiçi piyasalar yılın son günlerinde yurtdışına bağlı hareketini sürdürüyor. Sonuç Sonuç olarak, yılbaşından bu yana zarardan bir türlü yakasını kurtaramayan ve AB liderler zirvesini noel rallisi için umut ışığı olarak gören piyasaların beklentisi karşılanmadı.

 

Dört gözle beklenen “bazuka” gelmedi. Mali Birlik Paktının teorik uzun vadeli desteğini bir kenara bırakırsak, kısa vade için elimizde sadece ECB’den gelen likidite adımları ve AB içinden IMF’ye sağlanması planlanan ancak teknik yönü henüz netleşmeyen 200 milyar euroluk kaynak umudu var. Piyasalar Mali Birlik Paktı sonucunda alınacak önlemlerle resesyonun hızlanacağını düşünürken, Merkel bunun aksini düşünüyor. Böyle bir ortamda Likidite bolluğu nedeniyle piyasalarda beklenen düşüşün oluşmaması dikkat çekici. Piyasalar halen bir şekilde borç krizine çözüm bulunacağını düşünüyor. Ancak önümüzdeki hafta piyasalarda izleyeceğimiz iki önemli parametre var. Bunlardan birincisi Euro Dolar paritesi olacak. Parite’nin 1.3180 seviyesinde uzun vadeli kanal desteği bulunuyor ve bu seviyenin kırılması durumunda global piyasalarda ciddi dalgalanmalar oluşabilir.

Ayrıca Çarşamba günü İtalya’nın 2016 vadeli bono ihalesi önemli olacak. İtalya bu ihalede faizleri öncekine kıyasla düşürerek borçlanabilirse piyasalar üzerinde olumlu etkileri olacaktır. Aksi durumda, negatif gelecek bir haberde satış baskısı dahada artacaktır.

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 13 Aralık 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, uluslararası derecelendirme kuruluşlarının, Fransa'nın ''AAA' olan notunu düşürmesi halinde, işlerinin biraz daha zorlaşacağını, ancak...

Kapat