Dünya Bankası: Türkiye’ye Önemli Miktarda Finansman Sağlanacak

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, Dünya Bankası’nın, yeni Ülke Ortaklık Stratejisi (CPS) çerçevesinde, Türkiye’ye yine önemli miktarda finansman sağlanacağını söyledi.    
  

Banka, 2008-2011 CPS döneminde Türkiye’ye 7.6 milyar dolar sağlamıştı. 
   

Reuters’ın sorularını yanıtlayan Zachau, ”Türkiye hükümeti ve Dünya Bankası Grubu şu anda 2012-2015 dönemini kapsayacak yeni CPS’yi görüşüyorlar. Yeni stratejiyi ve planlanan programı hazırlamak için birlikte çalışıyoruz. Bunu 2012 başında Dünya Bankası Kurulu’na sunmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki döneme baktığımızda, eski ve yeni CPS arasında büyük bir devamlılık görüyoruz. Yeni CPS ile yine önemli miktarda finansman sağlanacak ve enerji, iklim değişikliği, çevre, sürdürülebilir kentsel gelişim, eğitim ve sağlık, yatırım ortamı, küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve istihdam yaratma gibi kilit alanlar üzerinde odaklanılacak” dedi. 
  

Türkiye’de cari açığın büyüdüğünü ve şu anda yıllık bazda GSYH’nın yaklaşık yüzde 9.5’i düzeyinde bulunduğunu belirten Zachau, ”Bu büyük ölçüde yüksek petrol fiyatlarından ve hızla yükselen enerji dışı ithalattan kaynaklandı” dedi. 
  

Son verilerin Türkiye’nin kredi büyümesinde bir yavaşlama olduğunu gösterdiğini ve Türk Lirası’nın son zamanlardaki değer kaybının ithalatı daha pahalı hale getirdiğini vurgulayan Zachau, şöyle devam etti: 
  

”Bu sebeplerden dolayı, yakın vadede önemli bir ekonomik yavaşlama bekliyoruz. Şu anda 2011′in tamamı için GSYH büyüme oranını yüzde 7 civarında öngörüyoruz. 2012′de ise daha da düşük bir büyüme bekliyoruz; -yüzde 4 veya biraz daha düşük. Buna paralel olarak, hükümetin Orta Vadeli Programı doğrultusunda cari açığın da durgunlaşmasını ve daha sonra düşüşe geçmesini bekliyoruz. 2011′in tamamı için GSYH’nın yüzde 9.5’i civarı ve 2012 yılı için belki de yüzde 8 civarı.” 
  

Cari açığın azaltılmasında bir finansman modeli olarak faiz dışı fazla (FDF) önerisini de getiren Zachau, ”Kanımızca, genel kamu açığını ortadan kaldıran önemli ölçüdeki FDF’nin faydalarından yararlanma bile düşünülebilir” dedi ve şöyle devam etti: 

  
”İkinci olarak, Türkiye yurt içi tasarrufları, ihracatın rekabet gücünü, yenilenebilir enerjiyi ve enerji verimliliğini arttırmak üzerinde odaklanabilir. Bunların hepsi cari açığın yapısal nedenlerinin ortadan kaldırılmasına yardımcı olabilir.” 
 

Zachau, Türkiye’nin döviz bazında kredi notunun yükseltilmesi olasılığı ile ilgili olarak ise “Kanımca tutarlı şekilde tutucu ve ihtiyatlı mali politikalar ve cari açığın kontrol altına alınması böyle bir yükseltme için çok önemli olacaktır” diye konuştu.  
 

MERKEZ BANKASI’NIN POLİTİKASI 

 

Merkez Bankası’nın para ve faiz politikalarına da değinen Zachau, Merkez Bankası’nın geçtiğimiz 10 yılda sağlıklı bir performans sergilediğini ve enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesini sağlayarak geçmişteki kronik enflasyon sorununa son verdiğini vurguladı. 
 

Zachau, Merkez Bankası’nın son dönem uyguladığı politikalar konusunda şunları söyledi: 
 

”TL’nin son zamanlarda önemli derecede değer kaybetmesi ve döviz kurunun ithalat üzerindeki geçiş etkileri, çekirdek enflasyon rakamlarındaki yükselişe katkıda bulundu; dolayısıyla bu biraz endişe yaratıyor. Türkiye’nin döviz politikası ile ilgili daha büyük resme baktığımızda, Merkez Bankası’nın piyasaların döviz kurunu belirlemesine izin verdiğini görüyoruz, ki bu temiz bir dalgalanmadır. Merkez Bankası’nın bunu doğru bir şekilde, mükemmel gerekçelerle ve başarılı bir şekilde yaptığını düşünüyoruz. Merkez Bankası’nın son zamanlarda forex piyasalarına yaptığı önemli doğrudan müdahaleler ile ilgili olarak; buradaki kilit soru bu müdahalelerin rezerv varlıklarının etkili bir kullanımını oluşturup oluşturmadığı ve ne ölçüde oluşturduğudur. Merkez Bankası’nın bu müdahalelerin faydalarının, maliyetlerinin ve sınırlamalarının bilincinde olduğuna eminim.”  
 

AVRUPA’DAKİ KRİZİN ETKİSİ  
 

Zachau, Avrupa’daki ekonomik krizin Türkiye’ye etkisi açısından ticaret, finansman ve güven olmak üzere üç faktör bulunduğunu belirterek, şöyle açıkladı: 
  

“İlk olarak, ne Yunanistan ne de İspanya Türkiye’nin önemli bir ticaret ortağıdır. Bununla birlikte, genel olarak AB Türkiye’nin önemli bir ticaret ortağıdır; dolayısıyla AB’de ekonomik büyümenin daha da yavaşlaması halinde Türkiye’nin ihracatı olumsuz etkilenebilir. İkinci olarak, finansman konusunda, Türkiye’de banka kredileri hâlâ büyük oranda istikrarlı bir mevduat tabanı ile finanse edilmeye devam ediyor. Ayrıca, Avrupa bankalarının Türkiye bankacılık sektöründeki mülkiyet payı sınırlıdır. Bu iki faktör, Türk bankalarının esnekliğine katkıda bulunmaktadır. 
 

“Üçüncü olarak, Avrupa’daki kamu borcu sorunlarının daha da derinleşmesi halinde, Avrupa’daki bu ilave sıkıntı küresel risk iştahını daha da zayıflatabilir ve yatırımlar ile özel sektör kredileri için sağlanabilecek dış finansman azalabilir, bu da büyüme ve istihdamı olumsuz etkiler.”      (Reuters)

 

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Ata Yatırım: 56100-56500 Bandı Denenebilir

İMKB endeksi günün ilk seansını; 55860 endekste,44 puan ekside kapattı. İşlem hacmi de,1.069.000.000tl olarak gerçekleşti. En çok işlem gören hisseler;...

Kapat