Darmadağın

Arafta duruyoruz sanki şimdi. TCMB’nin faiz toplantısı sonrasında atılan adım sıkılaştırmanın temiz göstergesi. Ama politika faizlerinin anlamsız seviyelerde illa ki tutulması, 4 Ağustos kararlarına atıfta bulunulması, yeniden dengelenen ekonomiden bahsederken hükümetin gelecek sene yüzde 4 büyüme hedefine oturtulmuş Orta Vadeli Ekonomik Programı (OVP) düşünülünce, herşey darmadağın gibi. Şimdi artık sıkı bir para politikamız mı var, yoksa gevşek olmaya devam mı ediyor? Biri birini götürüyor, nötr diyerek içinden sıyrılabilir miyiz acaba şimdilik? 

Dün gecelik faizlerde ve APİ fonlamasında yapılan faiz artırımları özetle daha sıkışık bir TL likiditesini öne sürüyor. Fonlama maliyetini açıkça yukarı çekiyorsunuz. TCMB “Benden TL’yi artık daha pahalıya alırsınız, zira bir önceki faiz seviyesinde benden alıp döviz piyasasına yöneliyordunuz, buyrun şimdi buradan yakın” diyor. Diğer taraftanda bankalararası piyasada oluşan faizleri de daha yukarı bir seviyede oluşmasını sağlamaya çalışıyor. Dün ki TCMB hareketinin piyasa faizlerine yansımasını hemen ve sert bir şekilde gördük. Şu anda, gösterge faiz yüzde 9,6 seviyesinde. Bu seviyeye gelişin içinde kötüleşen beklentilerin de katkısının olduğunun bilinmesi lazım. Zira bu hafta başında uyandığımızda birden iki haneli seviyelere yaklaşan enflasyonla karşı karşıya kaldık. 

 
Dediğimiz gibi şimdi hangi yöne doğru gideceğiz, yine belirsizlik. Sanırım bu soruya cevap vermeden önce, TCMB’nin duruşunu daha net anlayabilmek için 26 Ekim’de açıklanacak çeyrek dönemli Enflasyon Raporunu görmemiz gerekecek. Neden? Bakalım öncelik listesinde “enflasyon” ön plana yerleşmiş mi? Bakalım, yılsonu enflasyon tahmini nereye çekilmiş? Hala 2012 yılında yüzde 5’e düşecek bir enflasyon tahmininin peşinden gidiliyor mu? Bakalım, olası senaryolarda para politikası cevapları çerçevesinde, “artan enflasyon, düşen kredi hacmi, politika fazinin artışına makro ihtiyati araçların gevşetilmesini beraberinde getirir” görüşünü yineleyecek mi? Bu politikaya kayış durumunda daha net bir şekilde, “yakındır faiz artırımı gelir, ama onun yanında “mevduat munzam karşılıklarındaki düşüşü de beraberinde görürüz” diyebileceğiz. Hatta üstüne bir de 1 Kasım’da yatırımcılarla yapılacak toplantıyı da koyarsak, belki bu darmadağın durumun içinde kendimize daha net bir yol bulabiliriz. “Hem yumuşak iniş yapıp, hem enflasyonu kontrol edip, hem de cari işlemler açığını azaltabiliriz” senaryosuna daha ne kadar inanabiliriz, bilmiyorum.    
  

Bu arada enflasyondan bahsetmişken, bu OVP’deki 2011 yılsonu enflasyon tahminine takmış durumdayım. Ülkenin enflasyon tahmini yapan, hedefi belirlyen tek kurumu var. O da TCMB. Yüzde 7.8’lik bir 2011 yılsonu enflasyonu öne sürülmüş. Bu TCMB’nin tahmini değilse, kimin tahmini? Artık enflasyon açık açık yuzde 10’lara yaklaşırken, TCMB’nin enflasyon raporunda yüzde 7,8 oranında bir enflasyon tahmini görmeyeceğimize göre, OVP’nin dayandığı enflasyon tahminleri nereden geliyor? Birkaç gün sonra TCMB daha farklı bir enflasyon tahmini yayınladığında OVP’ye ilişikin önemli makroekonomik göstergelerden biri kredibilitesini hemen yitirmeyecek mi? Dedim ya, herşey darmadağın.    
 

Ozlem Bayraktar Goksen 
 
Economist – Research

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Ata Yatırım: 56100-56500 Bandı Denenebilir

İMKB endeksi günün ilk seansını; 55860 endekste,44 puan ekside kapattı. İşlem hacmi de,1.069.000.000tl olarak gerçekleşti. En çok işlem gören hisseler;...

Kapat