Çağlayan: Türkiye Geçmişte Hovardalık Yapıtı

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ”Bugün   Türkiye’de enerji fiyatları pahalıysa sebebi, Türkiye’nin geçmişte olmayan enerji politikasıdır” dedi.          
 

Gebze Ticaret Odası Meclis Toplantısında konuşan Bakan Çağlayan,   Türkiye’de geçmişte paradan para kazanan ve Türkiye’ye borç verdiği için tahakküm   edenler olduğunu belirterek, iki ay önce net bir şekilde ”Faiz lobisine dikkat   edin” dediğini anımsattı.          
 

Faiz lobisinin, ”Türkiye’nin büyümesinin tehlikeli olduğunu, büyümemesi   gerektiğini, bunun enflasyon artışına yol açtığını, bundan dolayı da faizlerin   artması gerektiğini” söylediğine işaret eden Çağlayan, ”Bu külliyen yalan.   Sebep, Merkez Bankası gaza gelip faiz oranlarını iki puan daha artırırsa   Türkiye’den kazandığı paraları daha da artıracaklar. Allah’a şükür Merkez Bankası   bu tuzağa düşmedi. Merkez Bankası, bırakın faiz artırmayı, faizleri düşürdü”   diye konuştu.          

 

Türkiye’nin rekor bir büyüme elde ettiğini ve diğer tarafta enflasyonun   da başarılı bir seyir izlediğini ifade eden Çağlayan, Ankara Sanayi Odası Başkanı   olduğunda konuşmalarında hükümetten enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmesini   istediğini ve ”Türkiye mutlaka ortalama yüzde 20 büyümelidir” dediğini   belirtti.          
 

”Bir gün, sanayi odasında toplandığımızda bana, ‘Başkan sen ne   istediğini bilmiyorsun’ dediler. Ben de ‘hayırdır hocam, yanlış bir şey mi   söyledim?’ dedim. Bana, ‘Eğer büyümeyi istiyorsanız enflasyona razı olacaksınız,   enflasyon istemiyorsanız büyümeden vazgeçeceksiniz’ dediler. ‘Ya hocam ikisi bir   arada olmaz mı? Biraz şundan, biraz bundan?’ dedim, ‘Olmaz, iktisat bunu   emrediyor’ dediler” diyen Çağlayan, aradan geçen zamanda bu tarz bir iktisat   görüşünün iflas ettiğinin görüldüğünü söyledi.          
  

Türkiye’nin enflasyonu, faizi düşürdüğüne, büyümeye başladığına değinen   Çağlayan, şöyle konuştu:          
 

”Şimdi bizim görevimiz, özellikle kronik hale gelmiş problemlerimizi   çözebilmektir. Bugün Türkiye’nin her yerde, herkes tarafından konuşulan başka bir   sorun da enerji fiyatlarının yüksekliğidir. Herkes enerji fiyatlarının yüksek   olduğunu söylüyor, ancak enerji fiyatlarının yüksekliğinin sebebine gelince   susuyor. Gerçi birileri susmuyor, enerji konusunda çeşitlendirmeye gidildiği   zaman, ‘istemezük’ şeklinde karşı çıkıyorlar. Bugün Türkiye’nin 52 bin megavat   kurulu elektrik enerjisi var.          
 

Elektrik enerjisi, ‘alayım bir kenarda stoklayayım, kenarda dursun’   diyebileceğimiz bir meta değildir, ihtiyaç oldukça üretilir. Ya ithal edeceksiniz   ya da enerji üretmek için uzun tedbirler almak yerine hemen doğalgaz ve termik   santral kuracaksınız. Bugün Türkiye’de enerji fiyatları pahalıysa sebebi,   Türkiye’nin geçmişte olmayan enerji politikasıdır. Bakın dünyanın hiçbir yerinde   elektrik enerjisi üretiminde doğalgazın ağırlığı yüzde 52 olan başka bir ülke   yoktur. Bugün en fazla doğalgaz ihracatı yapan Türkmenistan, Rusya, Cezayir için   söylüyorum, bu ülkelerin hiçbirinde doğalgazın elektrik enerjisi üretimindeki   payı yüzde 50′yi aşmamaktadır.”          
 

Türkiye’nin geçmişte ”hovardalık” yapıp elektrik üretiminin yüzde   52′sini doğalgaz kullanarak sağladığını dile getiren Çağlayan, ”Elektrik   enerjisi üretiminde bütün yerli kaynakları kullanırsın, kalanını dışardan almaya   çalışırsın. İlavesini gider başka yerden alırsın” dedi.          
 

Çağlayan, şöyle devam etti:          

 

”Türkiye öyle bir yapıya geldi ki, doğal gaz fiyatları, enerji   maliyetleri, dış ticaret ve cari açık arttı. Geçen sene enerji ithalatına  ödediğimiz bedel 38,5 milyar dolar. Petrol fiyatları ortalama 75 dolardı. Bu   senenin ilk altı ayında enerji ithalatına ödediğimiz bedel 25 milyar dolar. Geçen   senenin tamamı 38,5, bu senenin altı ayında 25 milyar dolar… Enerji   fiyatlarının ne olacağı belli değil. O zaman yapılması gereken, enerji   çeşitlemesine gitmektir. Keşke daha önce yapılsaydı bu. Bakın şimdi iki nükleer   santral kurulması konusunda çok ciddi ve kararlı bir şekilde gidiyoruz. Siz   bakmayın ‘şurada bu olmuş, orada bu olmuş’. Bizim bu ülke insanına, onları   tehlikeye sokacak bir şey yapmamız beklenir mi? İnsanların milli gelir seviyesini   artırmak için başbakanımız da dahil günde 20 saat çalışacağız, nizamımızı,   sağlığımızı tehlikeye sokacağız ama iki nükleer santral kurulduğu zaman 85 milyar   kilovat saat enerji üretmiş olacağız. Nükleerle yapmayalım, doğalgazla yapalım.   85 milyar kilovat saat enerjinin faturası yılda 4 milyar dolar. Peki nükleerle   yaparsan ne kadar 350 milyon dolar.”      
 

Çağlayan, sanayi envanteri, girdi tedariki stratejisi, rekabet gücü   analizleri gibi çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, sanayi envanteriyle ”ne   üretiyorum, Türkiye’nin neresinde üretiyorum, benim üretim kapasitem nedir,   kapasitemin ne kadarını kullanıyorum” sorularına cevap verildiğine dikkati   çekti.          
  

Girdi Tedariki Stratejisi üzerinde çalışmaya başladıklarına değinen   Çağlayan, şöyle konuştu:          

 

”Demir, çelik, makine, otomotiv, kimya, tekstil, tarım ve gıda   sektörlerini ameliyat masasına yatırdık. Bu sektörlerle ilgili çalışmalarımızı   bitirdik. Niye bu altı sektör? Bu altı sektör ticaretimizde 32 milyar dolarlık   dış ticaret açığı verdiğimiz sektörlerdir. Bu sektörlerin açığı olmasa Türkiye’de   dış ticaret açığı dediğimiz bir şey kalmayacak. Bu çalışmaları niye yaptık? Şimdi   yeni yapacağımız teşvik politikası ve sanayileşme stratejisini bunun üzerine   kuracağız. ‘Hangi sektörleri desteklemeliyim, hangi sektörlerde rekabet gücüne   sahibim, hangi sektörlerde hangi ülkeye mal satabilirim’, şimdi bunları   araştırmaya başladık. Yaptığımız yeni çalışmayla 81 ilin rekabet gücü   analizlerini çıkardık. Her ilde 500 sektörü tek tek inceledik, 81 ilin hangi   sektörlerde dünya ile rekabet edeceğini ve hangi ülkelere ihracat yapma   potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyacağız. İkinci çalışmayla dünya   ithalatının yüzde 96′sını karşılayan 73 ülkede bin 273 sektörü analiz ettik.”          

  

Çağlayan, Türkiye’nin, Hindistan’ın yaptığı ithalatın en az yüzde 44′ünü   çok rahat karşılayabilecek seviyede olduğunu ancak bu ülkede yeterince tanıtım   yapılmadığını belirtti.                    

 

-ULUSLARARASI İLİŞKİLER-                    T
 

ürkiye’nin dünyada geldiği noktanın son derece önemli olduğuna dikkati   çeken Çağlayan, Afrika ülkelerini gezdiklerini, Libya’yı ziyaret ettiklerini,   ancak oradaki petrole, yeraltı kaynaklarına müteahhitlik yapmak amacıyla   gitmediklerini vurguladı. ”Onlara insan oldukları için, insanca yaşamaya hakları oldukları için   gittik” diyen Çağlayan, şöyle dedi:          

 

”Bir gün öncesinden bizden rol çalmaya çalışanlar oldu. Avrupalı bir   devlet başkanı, yanında bir ülkenin başbakanını da alarak sokakta iki kişinin   elini sıktı. Afrika onları unutmadı. Osmanlı 600 yıl dünyada hükümdarlık yapmıştı   ama hiçbir zaman sömürge devlet olmadı. Libya’daki ulusal geçiş konseyini   tanıdık. Türkiye’de ve Libya’da bir araya geldik. Oradaki kardeşlerimize destek  verdik. Ramazanda ekmek ve su alacak paralı yoktu. 300 milyon dolarlık destek   verdik. Türkiye bu davranışları yaparken, geçmişte Libya’nın paralarını alan   Avrupa ülkeleri Libya’nın 168 milyar dolar parasını bankalarında tutuyor. Bu   parayı elinde tutanlar BM’nin kararı gereği bunu Libya’ya iade etmesi gerekirken   hala etmiyor. Kendileri nemalanıyor bu kaynaklardan. Bu kaynaklardan hiçbir   şekilde Libya halkına ödeme yapmıyorlar. Libya parasını istiyor, ancak Avrupalı   devletler direniyor. Sebebi 168 milyar doları bir kaldıraç etkisiyle 1 trilyon   dolarlık kredi olarak kullanmaktadır.”                    
 

-SSK İŞVEREN PAYINDAN 5 PUAN DÜŞÜRÜLMESİ-                    

 
Bakan Çağlayan, önemli açılımlar yaptıklarını vurgulayarak, ”2008   yılında SSK iş veren payından 5 puan düşürülmesi her baba yiğidin harcı   değildir” dedi. Çağlayan, şunları kaydetti:          
 

”Bakın 5 puan dediğiniz nedir biliyor musunuz? Sosyal güvenlik piriminde   her bir puandan vazgeçmenin bedeli tam 1 milyar liradır. Bugün sosyal güvenlik   primleri Türkiye’de yüksektir. İş gücü maliyetleri yüksektir ama vazgeçtiğiniz 1   puan, 1 milyar TL’den vazgeçmek demektir. Biz o tarihte 5 milyar liradan   vazgeçtik. Şu anda UMEM projesi çerçevesinde meslek sahibi olmak isteyen  insanlara devletin cebinden adeta maaş veren bir proje yürütüyoruz. Hem ‘meslek   öğren’ diyeceksin, hem para ödeyeceksin. Dünyanın başka bir yerinde böyle bir şey   gördünüz mü? Devlet olarak mesleki eğitime verdiğimiz önemden dolayı bu çalışmayı   yaptık ve buna özel sektörün de sahip çıkması son derece önemli.”       

 

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
LiderForex: 29 Eylül 2011 Sabah Analizi

EUR/USD ANALİZ Borç krizine çözüm olarak öne sürülen Avrupa Finansal İstikrar Fonu EFSF'nin güçlendirilmesine ilişkin kritik oylama bugün Almanya Parlamentosu’nda...

Kapat