Bu Sene de Tahminler Aşırı Kötümser Kalabilir

Aralık ayında büyüme oranının daha düşük olması bekleniyordu ancak beklenenden daha yüksek geldi.

 
Dünya’da yer alan Turkish Bank Yönetim Kurulu Danışmanı Tuğrul Belli’nin yazısında tahminlerin aşarı kötümser olabileceğine değinildi.

 
“Aralık ayında sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre artış oranı %3.7, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin önceki aya göre artış oranı ise %2.7 oldu. 2010 Aralık ayındaki %17.2′ye ulaşan yüksek oranlı üretim artışının baz etkisi, ekonominin soğu(tul)makta olduğuna dair görüşler ve de kapasite kullanımı gibi öncü göstergeler dikkate alındığında Aralık ayında büyüme oranının daha düşük olması beklenmekteydi (%2.8). Ancak gerçekleşme beklenenden daha yüksek oldu.

 
Geçen senenin son ayına ilişkin sanayi büyümesi ile ilgili rakamların yayınlanmasıyla birlikte tüm sene büyümesinin kaç olduğu, ve bundan da önemlisi bu seneki büyümenin kaç olacağı konusunda tahminler yeniden gözden geçirilmeye başlandı. 2011 yılının tümünde sanayi üretimindeki ortalama artış %8.2 olarak gerçekleşti. Ancak sanayi üretimi ile büyüme oranı arasında birebir paralellik yok. Örneğin 2009 senesinde üretim %10.1 azalırken, büyümedeki azalma %4.8′de kalmıştı. 2010 senesinde ise tam aksi bir durum söz konusu idi. Üretim %13.9 artarken, büyümedeki artış %9.0 olmuştu. Bu sene ise 2 veri birbirine daha yakın seyretmekte. Milli hasıla ilk 9 ayda %9.6 gibi beklenmedik derecede yüksek bir oranda büyürken, sanayi üretimindeki ilk 9 aylık ortalama artış da %9.5 oldu. Son çeyrekte sanayi üretimindeki artış ise %5.5 oldu. Bu dönemde milli hasılaya etki yapacak sanayi-dışı ticaret, inşaat, ulaştırma ve bankacılık sektörlerinde de aşırı bir genişleme gözlemlenmedi. Buradan hareketle tüm sene milli hasıla artışının da %8.2 civarında gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu söyleyebiliriz.
 

İlginç bir şekilde, son yıllarda, hem büyüme, hem de enflasyonla ilgili gerek resmi, gerekse de özel kurumların tahminleri ile gerçekleşmeler hiç birbirini tutmaz oldu. Şüphesiz bu durumda 2007 yılından beri Dünya’yı etkisi altına alan küresel çalkantıların önemli bir payı var. Ancak gene de, resmi büyüme hedefinin bile %4.5 olduğu 2011 yılında gerçekleşmenin hedefin bu kadar üzerinde kalacak olması ilginç. Öte yandan, artık geçen sene milli hasılanın ne kadar büyüdüğü o kadar da fazla bir önem arz etmiyor. Önemli olan bu sene ile ilgili rakamlar.

 
Bilindiği gibi bu sene ile ilgili olarak IMF ve Dünya Bankası’nın başı çektiği yabancı kurumlar Türkiye’nin büyümesini %0.4-%3.0 arasında tahmin etmekteler. Yurtiçi tahminlerin ortalaması ise biraz daha yüksek seviyelerde (%3.4). Hükümetin hedefi de %4. Ben ise genel ekonomik şartların ortalamada geçen senenin son döneminden daha kötü olacağını düşünmüyorum. Hatırlarsak 4. çeyrekte, euro bölgesinin problemleri daha ön plana çıkmış, kurlar yükselmiş, faizler art(ırıl)mış ve cari açığın fon kaynakları da ciddi şekilde sorgulanır olmuştu. Bütün bu olumsuz gelişmelere ve 2010 4. çeyreğinde %13′e yakın sanayi üretimi artışının negatif baz etkisine rağmen, 2011′in 4. çeyreğinde üretimin %5.5 artmış olması şahsen bu sene ile ilgili tahminlerimi de olumlu yönde etkiliyor.

 

Öte yandan, ilk çeyrekte gene yüksek bir baz etkisi söz konusu olacak. İmalat sanayi 2011′in Ocak ayında %19 ve ilk çeyreğinde ise %14.4 artış göstermişti. Ocak ayı ile ilgili bir öncü gösterge olarak kapasite kullanım oranına baktığımızda bu oranın çok az da olsa (%0.1) geçen senenin üzerinde olduğunu görüyoruz. Ayrıca mevsim etkilerinden arındırılmış oran da Aralık ayına göre %0.3 artmış durumda. Diğer bir ekonomik aktivite göstergesi olan kredilerin 4 haftalık hareketli ortalamasının artışı da Ocak ayında %30′a yakın bir seviyede devam etmekte.

 
Son çeyrekte AB bankalarının artan sermaye ve likidite sorunlarına rağmen ekonomiden kaynak çıkışı oldukça kısıtlı olmuştu. Sene sonunda AMB’nin muslukları sonuna kadar açması ise bu konudaki endişeleri tamamen ikinci plana atmış durumda. Aksine, Türkiye dahil tüm finansal piyasalarda sene başından beri güçlü bir ralli söz konusu. Yunanistan probleminin çözümü ise eli kulağında. Neticede, havalarda görülen aşırı soğuma ne finansal piyasalara, ne de ekonomiye sirayet etmemiş gözüküyor. Sonuçta, bu sene de tahminlerin yukarısında,  %5′in üzerinde bir milli hasıla büyümesi görürsek şaşırmayalım

Add a Comment

Social Widgets powered by AB-WebLog.com.

Kudret Ayyıldır

Featuring Recent Posts WordPress Widget development by YD

Önceki yazıyı okuyun:
Draghi’nin Likidite Destekleri Almanya’yı Endişelendiriyor

AMB Başkanı Draghi’nin bölge bankalarına sağladığı likidite destekleri Almanya’nın hoşuna gitmiyor.   Almanya, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin likidite...

Kapat